Etiket arşivi: depremde

UZMANLAR, DEPREMDE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLARI ANLATTI

UZMANLAR, DEPREMDE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLARI ANLATTI

Küçükçekmece’de Sivil Savunma Günü ve Deprem Haftası dolayısıyla düzenlenen programda uzmanlar depremde doğru olarak bilenen yanlışların neler olduğunu, deprem sırasında ne yapılması gerektiğini anlattı.
Sivil Savunma Günü ve Deprem Haftası dolayısıyla okullarda tatbikat gerçekleştirerek, öğrencilere depremde ne yapmaları konusunda bilgi verildi. Bilgilendirmede doğru bilinen yanlışlara da dikkat çekildi. Atatürk Teknik ve Meslek Anadolu Lisesi ile Gülten Özaydın Çok Programlı Lisesi’nde gerçekleşen etkinliklerde Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Güven Aydın, Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, Küçükçekmece Belediyesi Sivil Savunma Amiri Süleyman Taşdemir başta olmak üzere okul müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler hazır bulundu.

“DEPREM SIRASINDA CENİN POZİSYONUNDA DURMAYIN”
Depremin yaşamımızın bir parçası olduğundan bahseden Yrd. Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, “Deprem aslında çok kötü bir şey değil. Abant, İznik, Sapanca Gölü depremler sayesinde yıllar içerisinde oluştu. Biz onunla yaşamayı beceremedik. Biz sağlam, sağlıklı yapılar yapamadık” dedi. Öğrencilere deprem ya da başka bir doğal afet sırasında ne yapacakları konusunda bilgi de veren Yrd. Doç. Dr. Gündoğdu, “Deprem sırasında cenin pozisyonu alın denildi yıllarca. Ancak bu yanlış. Deprem sırasında gözlerinizin açık olması gerekiyor. Çevrenizden gelecek tehlikeleri görmek zorundasınız. Çocuğunuzun üzerine bir televizyon ya da başka bir şey devrilirken siz bunu görüp onu tutmalısınız” diye konuştu.

“BİR YERE TUTUNUN VE KENDİNİZİ KORUYUN”
Küçükçekmece Belediyesi Sivil Savunma Amiri Süleyman Taşdemir de sivil savunma birliklerinin aynı anda herkese ulaşmasının söz konusu olamayacağından bahsederek, “Sizler kendi kendinizi kurtarmalısınız. Bu nedenle deprem sırasında bir yere tutunup kendimizi korumak çok önemli. Deprem sırasında merdiven ve asansör gibi binaların en tehlikeli kısımlarına gitmemeliyiz” dedi.
Programlarda öğrencilere tatbikat yaptırılarak, Küçükçekmece Belediyesi Sivil Savunma Ekipleri tarafından okul önlerinde kurulan stantlarda arama- kurtarma esnasında kullanılan malzemeler sergilendi.

Kaynak: http://www.haber3.com/uzmanlar-depremde-dogru-bilinen-yanlislari-anlatti-3237104h.htm

35_1411983823_994770_detay.jpg

“10 katlı bina depremde yıkılır ama 12 katlı…”

Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından TÜBİTAK’ın 4 milyon lira destek verdiği proje kapsamında 60 bilim adamı, 4 yıl boyunca İzmir’in zeminini araştırdı. Merkezin müdürü Prof. Dr. Zafer Akçığ, “İzmir’de bir yöre var. Orada kat adedinin ya 6 ya da 12 olması lazım. 10 katlı bir bina oradaki depremde yıkılır ama 12 kat yıkılmaz” dedi. Prof. Akçığ, “Yerin adını vatandaşı ürkütmemek için söylemeyeceğim. O yörede yapılması gereken apartmanların kat adedinin ya 6 ya da 12 olması lazım. Sadece 6 ve 12 katta olan binalar deprem sırasında rezonansa (zemin titreşimi) girmiyor ve bina o sayede kurtarıyor. O bölgede en az bine yakın bina var ve büyük çoğunluğu bu kat yüksekliğinde değil. Şiddetli bir depremde burası kesin yıkılır” diye konuştu.

Akçığ’ın görüşüne ise bazı bilim adamları karşı çıktı. Prof. Dr. Naci Görür, “Yıkılacak binanın katla ilgili olduğuna inanmak zor. İyi bir zemin yapılıp malzeme kullanıldıysa kaç kat olduğu önemli değil” ifadesini kullandı. Prof. Dr. Ülben Ezen ise “6 ve 12 kat olan binalar yıkılmaz, diğerleri yıkılır diye bir şey söylemek yanlış olur. Çünkü depremin büyüklüğünü bilemiyoruz. Ben bu görüşe katılmıyorum, havada kalır” yorumunu yaptı.

İstanbul Asırlar Önce Depremde Tsunami Görmüş

Japon bilim adamı, "Marmara Denizi'nde meydana gelebilecek depremin tsunami yaratma potansiyeli var." dedi. Prof. Meral ise "İstanbul'da 1506'da tsunami görülmüş" dedi. Türk ve Japon bilimadamlarının işbirliği ile geçen yıl başlatılan 'Marmara Bölgesi'nde Deprem ve Tsunami Zararlarının Azaltılması ve Türkiye'de Eğitim Projesi' (MARDİM) kapsamında yapılan çalışmalarda 1 yıl geride kaldı. Japon Deniz ve Yer Bilimleri Teknoloji Kurumu ile Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından ortaklaşa yürütülen ve Marmara Bölgesi'nde deprem ve tsunami zararlarının azaltılmasını amaçlayan projenin detayları hakkında bugün basın toplantısı düzenlendi. 


MARDİM PROJESİ HAKKINDA BİLGİ VERİLDİ 

Kandilli Rasathanesi'nde yapılan toplantıya katılan, aynı zamanda MARDİM Projesi'nin koordinatörlüğünü de yürüten Japon Prof. Yoshiyuki Kaneda ve Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Nurcan Meral Özel, proje kapsamında yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

KUZEY ANADOLU FAY HATTI'NDA HAREKETLİLİK

Prof. Nurcan Meral Özel, proje ile amaçlarının, Marmara'da beklenen deprem için deniz ve kara gözlemlerini yaparak, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Marmara Denizi içindeki hareketliliğinin gözlemlenmesi olduğunu söyledi. Prof. Özel, Deniz dibine yerleştirilmiş aletlerle gözlem yapılmaya devam edilecek. Bu aletler bize Marmara Denizi'nin içinden bilgiler verecek. Aynı zamanda, Marmara Denizi'nin içerisine ilk kez yerleştirilecek olan ekstansometreyle, deniz içindeki fayın açılma, kapanma, genişleme ve kısalmaları 5 yıl boyunca her gün bir kez ölçmek suretiyle, yeni bir teknoloji hayata geçirilecek dedi.


"DEPREMDE CAN VE MAL KAYBI ÇOK FAZLA OLABİLECEĞİ İÇİN PROJEYİ BAŞLATTIK"

MARDİM Projesi'nin koordinatörlüğünü yapan Prof. Yoshiyuki Kaneda ise İstanbul ve Tokyo'nun nüfus açısından dünyanın iki önemli şehri olduğunu ifade ederek, buralarda meydana gelecek depremlerde can ve mal kaybının çok fazla olabileceğini düşündükleri için projeyi başlattıklarını söyledi. 3 yıl sürecek olan proje kapsamında 4 çalışma grubu oluşturduklarını anlatan Kaneda, çalışmalarla ilgili şu bilgileri verdi: "1. grup, deprem kaynağıyla ilgili çalışmalar yapıyor. Bu kapsamda Marmara Denizi'nin dibine yerleştirilecek denizaltı gözlem istasyonlarıyla fay takip edilecek ve kaynağa ilişkin bilgiler elde edilecek. 2. çalışma grubu ise tsunamilere karşı önceden hazırlıklı olunması açısından modeller hazırlayacak. Marmara Denizi içinde özellikle heyelanlardan dolayı oluşabilecek tsunamiler için 'data base' ile senaryoların hazırlanması üzerinde incelemeler yapacak. 3. grup, yer hareketlerinin nasıl olabileceği ve ne türlü hasar yaratabileceği üzerinde hazırlık yapacak. 4 grup ise bütün bu çalışmalardan elde edilecek bulgu ve bilgilerin eğitim programı olarak hazırlanması için çalışmalar yapacak. Marmara Denizi'nin içindeki her türlü hareketi denizin içine yerleştireceğimiz denizaltı sismometreleriyle takip edeceğiz."

MARMARA'DA TSUNAMİ TEHLİKESİ

Konuşmasında, ülkesinde 2011 yılında yaşanan tsunami felaketine de değinen Prof. Kaneda, Marmara Denizi içinde meydana gelebilecek bir depremin tsunami yaratma potansiyeli olduğunu vurguladı. "Böyle bir deprem olursa tsunaminin etkileri ne olur. Bu proje kapsamında onun da modellemesi yapılacak" diyen Kaneda, "Japonya'da 2011 yılında meydana gelen depremin ardından yaklaşık 45 dakika sonra tsunami felaketi yaşandı. Çok sayıda insan maalesef tsunamiden hayatını kaybetti. Biz Japonya'daki tsunaminin benzeşimini gösteren bir simülasyon hazırladık. Bu simülasyonda, depremden hemen sonra insanların yüksek yerlere çıkarılması gerektiğini anlıyoruz. MARDİM projesi ile birlikte aynen böyle bir benzeşimi Marmara Denizi için de bir senaryo olarak hazırlayacağız. Marmara'da çeşitli deprem senaryoları hazırlayarak, deniz suyunun ne kadar yükselebileceğini ve karada ise ne kadar içerilere girebileceği konusunda hazırlanacak simülasyonlar, projenin içinde yer alacak." şeklinde konuştu.

MARMARA'DA DAHA ÖNCE TSUNAMİ OLMUŞ

Toplantının sonunda, Prof. Yoshiyuki Kaneda ve Prof. Dr. Nurcan Meral Özel basın mensuplarını sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, "Tsunaminin oluşabilmesi için büyük dalgalar gerekiyor. Marmara için böyle bir şey mümkün mü? Marmara Denizi gözönüne alındığında, oluşabilecek dalgaların boyu ne kadar olur" şeklindeki sorusuna, Prof. Dr. Nurcan Meral Özel şu yanıtı verdi: "Tsunami sadece okyanuslarda olmuyor. Deprem eğer denizin içindeyse, hemen hemen bütün deniz seviyelerinde yükselme oluyor. Marmara Denizi'nde meydana gelebilecek tsunamilerin sebebi, toprak kaymaları sonucunda deniz suyunun yükselmesiyle olur. Tarihsel deprem kayıtlarına göre, 1506 yılında meydana gelen depremde deniz seviyesinden 6 metre yüksekliğindeki dalgaların Yenikapı'ya kadar ulaştığı konusunda tarihsel belgeler var. Yine 1894 depreminde de, Marmara'da denizin yükseldiğini ve özellikle dalgaların surları harap ettiği konusunda tarihsel bilgilerimiz mevcut. Kocaeli depremi sırasında da, Gölcük'te deniz seviyesinde bir yükselme olduğunu biliyoruz. Yani bu tehlike Türkiye'yi çevreleyen denizlerde yok değildir. Pasifik ülkelerindeki tehlike kadar olmasa da, bizde de az bile olsa bir tehlike var. Bizim de buna hazırlıklı olmamız gerekiyor."

35_1401998782_depremde-gsm-kullanilamayacak-6122761_o.jpg

Depremde Gsm Kullanılamayacak

Marmara bölgesinde 1999 yılında yaşanan deprem felaketi ilk olarak GSM şebekelerini vurmuş ve iletişim çökmüştü. Uzun bir süre kimse birbirini arayamamış ve iletişimde kopukluk yaşanmıştı.

O dönemki kadar olmasa da benzer bir durum geçtiğimiz günlerde yaşanan Gökçeada merkezli depremde de ortaya çıktı. Özellikle İstanbul ve yakın çevresinde hissedilen depremden hemen sonra telefonlarına sarılanlar derin bir sessizlikle karşılaştılar. Şebeke çöktü ve kimse birbiriyle haberleşemedi. Yaklaşık 45 dakika süren bu durum şebekenin düzelmesiyle ortadan kalktı.

Ancak birçok kişinin aklına 'bu kadar küçük bir depremde bile GSM şebekesi çöküyorsa çok daha büyük bir felakette ne olur?' sorusu geldi. Gerçekten de böyle bir durumda ne olur?

Şebeke yapısı

Bu soruya cevap vermeden önce GSM şebekelerinin yapısına bakmak gerekiyor. GSM temelde cell yani hücre adı verilen mantıkla çalışıyor. Her bir hücre baz istasyonları arasında kuruluyor ve bu alanda yer alan kullanıcı görüşme yapabiliyor. Şebekelerin kurulma mantığı aynı anda abone sayısının belli bir oranının görüşme yapacağı mantığı üzerine kuruluyor. Karmaşık bir hesap olsa da kabaca her bir operatör abone sayısının yüzde 25-30'unun aynı anda görüşme yapacağını öngörerek bir altyapı kuruyor.

Normal bir günde elbette bu tahmini ortalama oran aşılmıyor. Çünkü herkes aynı anda görüşme yapmıyor. Ancak deprem ya da benzeri bir acil durumda herkes aynı anda telefon açtığında şebeke bu yükü kaldıramıyor. Benzer sorun stadyum ya da benzeri kalabalık ortamlarda da yaşanıyor.

Elbette yüzdeyi artırmak mümkün. Ancak bu bir yandan ekonomik diğer yandan teknik olarak çok zor. Ekonomik olarak zor çünkü hiçbir operatör bütün abonelerinin aynı anda görüşme yapacağı bir altyapıyı sürdürülebilir görmüyor. Teknik olarak da bu mümkün değil çünkü baz istasyonu sayısını artırmak gerekiyor ki bazı durum ve yerler için bu da yapılamıyor.

Yani bu türde bir altyapıyı Türkiye'deki 70 milyona yaklaşan GSM abonesi için sürekli ayakta tutmak teknik ve ekonomik olarak mümkün değil. Operatörler de resmi olarak olmasa da gayrı resmi olarak bu durumu kabul ediyorlar. Yine de bu durum için Turkcell, Vodafone ve Avea'dan görüş istediğimizi ancak olumlu yanıt alamadığımızı da belirtelim.

Dünyada durum nasıl?

Dünyada yaşanan deprem olaylarında da GSM şebekeleri çöküyor. Örneğin 2011 yılının Mart ayında Japonya'da yaşanan 8.9 büyüklüğündeki depremde de benzer bir durum yaşanmıştı. Şebekenin çökmesinin önemli bir sebebi sadece fiziksel hasar değil aynı zamanda herkesin aynı anda iletişime geçme isteği olarak açıklanmıştı.

Japonya'da deprem sonrası sabit telefonlar mobil rakiplerine oranla daha az hasar gördü ve daha rahat iletişim yapıldı. Ayrıca deprem sonrası sabit telefonlarda sırayla arama mantığını kullanan Japonlar, bu sayede şebekeyi rahatlatmayı da başardı. Japonya örneğin kişiler sabit telefonlardan sırayla arama yaparak tıkanmanın bir nebze olsun önüne geçmeyi başardılar.

Benzer bir durum 2010 yılında Haiti'deki deprem sonrasında da yaşandı. Sabit ve mobil hatların çöktüğü ülkede gönüllülerin oluşturduğu bir grup internet ve sosyal ağlar üzerinden örgütlenerek kayıplar ve yardımlar konusunda devlet ve diğer kuruluşlara yardım etti. Ayrıca internet üzerinden bölgede yaşayanları su baskını, yiyecek ve su eksikliği gibi konularda uyardı.

İnternet ve SMS çökmedi

Gökçeada merkezli depremde sesli iletişim kesilse de SMS ve mobil internet bağlantısı çökmedi. Birçok kişi telefonla ulaşamadığı yakınlarına WhatsApp ve benzeri anında mesajlaşma yazılımlarını kullanarak gerek mobil gerekse sabit internet üzerinden ulaştı. Zaten sektörü düzenleyen kurum olan BTK da deprem sonrası yaptığı açıklamada SMS ve internetin kesilmediğini ifade etti.

Şebekenin çökmesi mevcut durumda kesin gibi olduğundan kullanıcıların alacağı önlemler ve bilinçli yaklaşımlarla bu 'çökme' süresi kısaltılabilir. Bunun için bazı önlemler almak ve mobil şebekeleri gerektiği kadar kullanmak konusunda çalışmalar yapılmalı.

Ne yapmak gerekiyor?

Sektörü düzenleyen Bilgi Teknoloji ve İletişim Kurumu BTK'nın acil durumlarda iletişim konusunda çalışmaları bulunuyor. Her ne kadar bu haber için görüş isteğimize BTK olumlu yanıt verseme de bu konuda çalıştıkları biliniyor. Deprem sırasında çökmeyen özel bir yapı üzerinde çalışan BTK en azından acil durum ekiplerinin haberleşmesini sağlamayı amaçlıyor. Üzerinde çalışılan sistemde belli illerde bulunan gezici baz istasyonları ile Türkiye'nin birçok yerinde özel altyapılar kuruluyor. Ancak bu çalışmaların son durumu nedir, sistem ne kadar çalışıyor ve neler yapılıyor net olarak bilinmiyor. 

Bir dönem BTK bünyesinde Afet ve Acil Haberleşme Hizmet Grubu kurulmuştu[Fotoğraf: BTK]

Deprem ve benzeri durumlarda vatandaşların yani kullanıcıların da alacağı bazı önlemler bulunuyor. Bu sayede şebekenin çökmesi engellenemese bile çökme süresinin kısaltılması mümkün oluyor. İşte bireysel olarak alınacak bazı önlemler:

Öncelikle acil bir durum yoksa sesli iletişimi kullanmamak gerekiyor. Mümkünse iletişim için SMS ya da anında mesajlaşma yazılımları (WhatsApp, Line, TicToc, Skype ya da benzeri) yöntemler kullanılabilir.Acil durumlarda telefon, tablet ya da bilgisayarı ağ trafiğini yavaşlatacak video izleme ve benzeri amaçlar için kullanmamak gerekiyor.Sesli iletişimi kullanıyorsak mümkün mertebe uzun görüşmelerden kaçınmak gerekiyor.

Görünen o ki eski depremlerden yeteri kadar ders alınmıyor. Olası bir depremde mobil iletişim kesin olarak çökecek. Önemli olan bu durumun ne kadar süreceği ve şebekenin tekrar ne zaman çalışır hale geleceği. Böyle bir durumda sadece kurum, devlet ya da şirketlere değil bireylere de önemli görevler düşüyor.

http://www.haberler.com/depremde-gsm-kullanilamayacak-6122761-haberi/

35_1382718780_pakistan-daki-7-7-lik-depremde-dogan-ada-batiyor-5215000_3926_o.jpg

Pakistan’daki 7.7’lik Depremde Doğan Ada Batıyor

Geçtiğimiz ay Pakistan'da meydana gelen 7.7' lik deprem sonrası ortaya çıkan ada bilim adamlarına göre batıyor. Bilim adamları, deprem merkez üssüne 400 kilometre uzaklıktaki Gavadar sahilinde ortaya çıkan adanın uzun süre yüzeyde kalamayacağını bildirmişti. Bilim adamları, denizin altında oluşan metan gazının 21 metre yüksekmesiyle 91 metre genişliğinde ve 35 metre uzunluğunda bir kara parçasını deniz yüzeyine ittiğini açıklamışlardı. Ancak uydu görüntüleriyle son yapılan incelemelerde adanın 3 metre battığı gözlendi. Okyanus Ulusal Enstitüsü tarafında analiz edilen ada hakkındaki daha detaylı bilginin önümüzdeki ay açıklanması bekleniyor. Pakistan'ın Beloçistan eyaletinde 23 Eylül'de meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem sonrası 500'den fazla kişi ölmüş, binlerce kişi de evsiz kalmıştı

http://www.haberler.com/pakistan-daki-7-7-lik-depremde-dogan-ada-batiyor-5215000-haberi/

35_1366843845_afganistan-da-deprem-2-4557590_9234_o.jpg

Afganistan’da Meydana Gelen Depremde 2 Kişi Öldü, 58 Kişi Yaralandı

Afganistan'da merkez üssü Lağman vilayetinin Mehterlam şehri olan 5,7 büyüklüğündeki depremde 2 kişinin öldüğü, 58 kişinin yaralandığı bildirildi. Resmi kaynaklar, Nengarhar vilayetinde şiddetli hissedilen depremde 2 kişinin öldüğü, 58 kişinin yaralandığını duyurdu. Nengarhar Valiliği de söz konusu haberi doğruladı.

Yerel kaynaklara göre, ülkenin Kunar vilayetinde de şiddetli hissedilen deprem 1 kişi öldü, 2 kişi yaralandı. Söz konusu iddia resmi kaynaklarca henüz doğrulanmadı.

Deprem başkent Kabil'de de hissedildi.

http://www.haberler.com/afganistan-da-meydana-gelen-depremde-2-kisi-oldu-4558550-haberi/