Etiket arşivi: Bursada

1429786519461

Bursa’da 3.5 büyüklüğünde deprem

Bursa kent merkezine 137, Mustafakemalpaşa’ya 52 kilometre uzaklıkta bulunan Ömeraltı Köyü’nde, saat 13.04’te deprem meydana geldi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından kaydedilen 3,5 büyüklüğündeki deprem, yerin 3.7 kilometre altında meydana geldi. Sarsıntı, Mustafakemalpaşa’nın yanı sıra, Bursa’nın Karacabey, Balıkesir’in ise Susurluk, Gönen ve Manyas ilçelerinde de hissedildi.

Ömeraltı Köyü Muhtarı Ömer Kurt, sarsıntının köyde korkuya neden olduğunu ancak, can ve mal kaybı meydana gelmediğini söyledi.

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/04/23/bursada-35-buyuklugunde-deprem

515206-bursa-da-heyelan-yolu-ikiye-boldu-54d3437c0d05b

Bursa’da heyelan yolu ikiye böldü!

2014’ün son ayında yağan yoğun karın, şiddetli lodosla birlikte erimeye başlaması, derelerin taşmasına ve toprak kaymalarına sebep oldu.

Konurlar, Bahriye ve Muratbey mahallerinde yaşanan toprak kaymasının ardından Gündüzlü, Hilmiye ve Oylat’ı birbirine bağlayan yolda göçükler meydana geldi. Yaklaşık 100 metrelik alanda oluşan göçükler yolda derin çatlaklar oluşturdu.

Toprak kayması sonucu yolun bazı bölümlerinde derin yarıklar oluştu. İnegöl Belediyesi ekipleri yolu onarırken, tehlikeye rağmen araç geçişlerine izin verildi. Çalışma sırasında araç geçişlerine kısa müddet izin vermeyen görevliler, daha sonra kontrollü bir şekilde trafiğin seyrine müsaade etti.

Kaynak: http://www.bursadabugun.com/haber/bursa-da-heyelan-yolu-ikiye-boldu-515206.html

fft261_mf5680901

DÜNYA BİLİM MERKEZLERİ ZİRVESİ BURSA’DA YAPILIYOR

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından geçen yıl açılan Bilim Teknoloji Merkezi, dünyadaki en önemli uzmanları Bursa’da topluyor.
Gençlerin ve çocukların, dünyadaki fen sistemleri ve yeni buluşlar için ufkunu açan bilim merkezleri dünyada hızla yayılıyor. Alışılmış eğitimin aksine, her konunun eğlenceli bir şekilde sunulmasını sağlayan bilim merkezleri, Amerika ve Avrupa’nın ardından Ortadoğu ve Afrikada’da her geçen gün çoğalıyor.

Türkiye’deki en kapsamlı bilim merkezini Bursa’da açan Büyükşehir Belediyesi, şimdi de büyük bir zirveye ev sahipliği yapıyor. Bursa Bilim Teknoloji Merkezi (BTM) Genel Koordinatörü Rıfat Bakan, merkezlerin gençlerin yenilikçilik ve tasarımcı ruhunu geliştirmek için ilk kapı olduğuna dikkat çekerek, “Biz Türkiye olarak üretimdeki başarımızı, tasarım ve yeni teknolojiler geliştirerek sağlayabileceğiz. Bunun için yeni gelen neslin, bakış açısını daha küçük yaşlardan geliştirmemiz gerekiyor. Bunun ilk basamağını, çocukların hiçbir şeyden çekinmeden, oynayarak dokunarak gördükleri bilim merkezleri oluşturuyor. Bu merkezler Amerika’da 50 yıldır gençlerin ilham kaynağı oluyor. Avrupa’da geçmişi son 20 yılda oluştu. Türkiye’de ise son 5 yıldır bu konuda Bursa başta olmak üzere Anadolu’nun üretken illerinde bu merkezler ön plana çıkmaya başladı. Türkiye’de AR-Ge çalışmalarının bir parçası olarak TUBİTAK tarafından desteklenen çalışmalar haline geldi. TUBİTAK Türkiye’de bilim merkezlerinin kurulması ve çoğaltılması için ana çatı olarak görevlendirildi. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin 7 yıl önce planlayıp 2 yıl önce hizmete aldığı Bilim Teknoloji Merkezi’de Türkiye’deki çalışmalara öncülük ediyor.

Bu çerçevede dünyadaki bilim merkezlerinin yöneticileri Bursa’da bir araya geliyor. Amerika’dan Hindistan’a kadar 14 farklı ülkeden 4 farklı kıtadan 60 yabancı uzman Bursa’da tecrübelerini paylaşacaklar. Türkiye’den de TÜBİTAK’ın yetkilileri, bilim merkezlerinin sorumluları ve eğitim camiası Bursa’da sempozyumda son gelişmeleri dinleyecekler. Bu sempozyumu ana teması, inavasyonu yeniden keşfetmek olarak belirlendi. Sempozyumun alt başlıkları eğitimde yenilik, inavasyona ulaşmanın yolları, yenilik ve bilim, inavasyon ile toplumsal değişim olacak. Açılış konuşmasını ise NASA’dan önemli bir uzman olan Dr. Essam Heggy yapacak. 7 Kasım Cuma sabahı Merinos AKKM Orhangazi Salonu’nda 09:00’da başlayacak olan sempozyum 3 gün sürecek. 5 farklı salonda eş zamanlı oturumlar gerçekleştirilecek. Bu sempozyum sırasında, Türkiye bilim merkezleri politikası da ele alınacak. Türkiye’nin bilim merkezleri politikasına yön verecek fikirler oluşacak. Sempozyum sırasında fuaye alanında, bilim merkezlerinin tasarımından materyal üretimine kadar bu sektöre hizmet eden firmaların da standları yer alacak. Sempozyumda ilk defa çocukların direk olarak üretim ve tasarım yapacağı 2 ayrı bölüm kurulacak” dedi.

Avrupa Bilim Merkezleri Birliği (ECSITE) Başkanı Rosalia Vargas ise, Portekiz’den Bursa’daki sempozyuma katılarak bir oturumu yönetecek. Avrupa’dan Bilim Etkinlikleri Birliği Başkanı Leonardo Alfonsi’de Eğitimde inavosyon oturumunda konuşmacı olacak. Bursa’daki organizasyonda ev sahipleri arasında yer alan Ortadoğu ve Afrika Bilim Merkezleri Birliği Başkanı Mijbil Almutawa da açılış konuşmasını Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe ile birlikte yapacak. Organizasyon ile alakalı detayli bilgi www.namesnetwork.org/names2014 ve www.bursabtm.org sitelerinden öğrenilebilir.
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/dunya-bilim-merkezleri-zirvesi-bursa-bursa-yerelhaber-459224/

35_1362871448_jmo-guney-marmara-subesi-baskani-engin-er-bur-4408716_o.jpg

Bursa’da Yeni Fay Hatları Bulundu Tehlike Büyüdü

Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Güney Marmara Şubesi Başkanı Engin Er, son yapılan araştırmalarda Bursa'da yeni fay hatları bulunduğunu belirterek, "Bu da önceden yapılan deprem büyüklük tahminlerinin revize edilmesi anlamına geliyor. Yani diğer bir deyişle risk büyüdü" dedi.

JMO Şube Başkanı Engin Er, Deprem Haftası nedeniyle şube yöneticileri ve üyeleriyle birlikte Crowne Plaza'da bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında söz alan Engin Er, aktif fay hatlarıyla çevrili Bursa'da deprem gerçeğinin göz ardı edildiğini ifade etti. Türkiye'nin depremsellik açısından dünyanın en önemli teknotik kuşaklarından birinde bulunduğunu hatırlatan JMO Güney Marmara Şubesi Başkanı Engin Er, "Bursa da, Türkiye'nin en aktif deprem kuşağı içerisinde. Bursa'da yerleşim yerlerinden ya da yakınlarından geçen fay hatlarını çeşitli zamanlarda açıkladık. Zaten fay hattı geçmeyen ilçemiz yok. Son yapılan araştırmalarda da ilimiz ölçeğinde de yeni fay hatları bulundu. Bu da önceden yapılan deprem büyüklük tahminlerinin revize edilmesi anlamına geliyor. Yani diğer bir deyişle risk büyüdü" dedi.

Bursa'yı 2040 yılına taşıyan 1/100.000'lik planlama anayasasının deprem gerçeğini içermediğini savunan Er, "Bu, 1999 sonrası yapılaşma planlamasında depremin yok sayılması demektir. Deprem olgusu şimdi planlara yansıtılmaya çalışılıyor, ancak aldığımız duyumlara göre uygulama anlamında 'dağ fare doğuracak' görünüyor" diye konuştu.

KENTSEL DÖNÜŞÜM YAPILMALI

Kentsel dönüşüm yasasına da değinen JMO Şube Başkanı Engin Er, şunları söyledi:

"17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerinin ardından bir çalışma içine girildiyse de Türkiye'de depremsellik konusu yine ikinci plana itildi. Van Depremi'nin ardından da 6306 Sayısı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Yasası'nı çıkarıldı. Yani yasa kentsel dönüşümün afet riskine karşı yapılmasını öngörüyor. Bursa'yı bekleyen en büyük felaket de deprem. İlimizde yapılaşmanın yüzde 60-65'i kaçak. Yani mühendislik hizmeti görmemiş yapılar. Kentsel dönüşümün acil olarak yapılması gerek. Ancak Bursa sınırları içinden geçen fay hatlarının yerlerini belirten çalışmalar tamamlanmadan, zeminlerin özellikleri bilinmeden yapılacak kentsel dönüşüm çalışmaları, yeniden kentsel dönüşüme ihtiyaç duyulacak alanlar yaratabilir. Bu da ülke kaynaklarının boşa harcanması aynı zamanda deprem açısından güvensiz yapılaşmanın ortaya çıkması demektir."

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın zemin çalışmalarının belediyeler tarafından onaylanmasını öngören bir genelgeyi 25 Nisan 2012'de yayınladığını hatırlatan Engin Er, "Bütün sorumluları, gereğini yapmaya davet ediyoruz. Yoksa olacak depremde sadece kanun önünde değil, tarih ve insanlık önünde de sorumlu olacaklarını hatırlatmak isteriz" dedi.

FAY HATTI İLE İLGİLİ DÜZENLEME

JMO Başkanı Engin Er, fay yasasının gerekliliğine de işaret etti. Er, Bursa'nın 3 tane fay hattından etkilendiğini, bunun Marmara ve çevresindeki illeri tsunami dahil depremin yaratacağı felaketlerle yüzyüze bıraktığını dile getirip, basın toplantısını, "Büyükşehir Beldiyesi'nin yaptığı zemin değerlendirme haritasını inceledik. Bursa'nın merkezinden geçen fay hatları bu haritada yer alıyor. 1/25.000 binlik planda Çekirge'den fay hattı geçiyor ancak, 1/1000 ölçekli planlarda bu görünmüyor. Bilinen bu fay hattı alt ölçekli planlara işlenmelidir. Fay hatlarıyla ilgili ciddi bir çalışma yapılması gerekiyor. Fay hatları Kaf Dağı'nın arkasındaki kuş gibi görünmemelidir. Fay hatlarını bilemezseniz o ilde doğal afetlere karşı bilimsel önlemler alamazsınız" diyerek tamamladı.

http://www.haberler.com/bursa-da-yeni-fay-hatlari-bulundu-tehlike-buyudu-4408716-haberi/

35_1361576585_bursa-da-deprem-3-4358420_2220_o.jpg

Bursa’da Deprem

Bursa'da 3.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi'nden alınan bilgiye göre Bursa'nın Keles ilçesine bağlı Pınarcık köyünde sabah 05.09'da 3.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depreme vatandaşlar uykuda yakalanırken, herhangi bir can ve mal kaybı yaşanmadı.

Keles'e bağlı Baraklı köyünde de sabah 05.09'da 2.7, 05.17'de 2.2 büyüklüğünde artçı sarsıntı meydana geldi

http://www.haberler.com/bursa-da-deprem-3-4358420-haberi/

4_1342204615_deprem-1855.jpg

Bursada deprem tehlikesi ve deprem tahmini üzerine

 

Bursada deprem tehlikesi ve deprem tahmini üzerine

Depremler kesinlikle geliyorum diye bize bazı sinyaller gönderiyor. Fakat, doğa bilimlerinde şu anda geldiğimiz noktada bu sinyalleri değerlendirerek doğru deprem tahmini yapılabilmesi ne ABD'de ne de ülkemizde mümkün. Sanıyorum, önümüzdeki 10 veya 20 sene gibi yakın sayılabilecek bir zamanda doğru deprem tahminleri yapılabilir.

İbrahim Çemen (*)

17 Ağustos 1999 depremi ülkemizin daha önceleri birçok deprem olmasına rağmen, böyle bir depreme hiç hazır olmadığını gösterdi. Depremi takip eden günlerde herkesin sorduğu sorulardan biri de şuydu "Haftalık ve aylık hava tahmin raporları yapabilen bilim ve teknoloji dünyası neden bir büyük depremi daha önceden tahmin edemiyor ve gerekli önlemler alınamıyor?"

17 Ağustos'dan sonra Türkiye'de deprem tahminine ve depremin zararlarını azaltmaya yönelik birçok çalışma yapıldı. Bunların bir kısmı hakikaten gerekli ve yararlı çalışmalardır. Bu çalışmaların hangilerinin yararlı, hangilerinin yararsız olduğunun araştırılmasının ve yararlı olanların üzerinde odaklanmanın zamanı gelmiştir. Fakat, bu yazının amacı yapılan çalışmaları eleştirmek değildir.

Bu yazının iki amacı var: 1) Marmara bölgesinde son 500 senede meydana gelen depremler ışığında İstanbul kadar, Bursa'da da magnitüdü 7.0 üzerinde bir depremin beklenir olduğunu vurgulamak; 2) depremlerin önceden tahmini için yapılan önemli bilimsel calışmaları kısaca özetleyerek, dogru deprem tahminlerini bilim ve teknoloji dünyasının ne zaman başarabileceği hakkında görüşlerimi sunmaktir.

Bursa'da Deprem Tehlikesi

Şekil 1 Marmara bölgesinde son 500 senede magnitüdü 7.0 nin üzerinde tahmin edilen depremleri göstermektedir (Ambraseys ve Jackson, 2000). Buradaki veriler tarihsel kaynaklardaki hasar bildirimlerinden aletsel değerlere çevrilmiştir. O bakımdan hata payı olmasına rağmen, bu şeklin bize gösterdiği iki önemli nokta vardır:

1) Daha önce birçok çalışmacı tarafından belirtildiği gibi (Örneğin, Le Pichon, Taymaz ve Şengör, 1999) İstanbul'u etkileyen son iki büyük deprem 1509 ve 1766 yıllarında olmuştur. Marmara denizi altındaki fayların da Kuzey Anadolu Fayının yüzeydeki parçaları gibi 200 ile 250 sene cıvarında bir tekrarlanma peryodu olduğunu düşünürsek, İstanbul'u etkileyen bir büyük depremin olacağı kaçınılmazdır. Bu konu Sayın Celal Şengör ve Naci Görür tarafından birçok bilimsel yazı ve röportajlarında belirtilmiştir. Değerli arkadaşım Rahmetli Aykut Barka 'da sağ iken birçok yazı ve röportajlarında bu olası depremden bahsetmiştir.

2) Bir önemli gerçek de Bursa civarında 1855 yılında magnitüdü 7.0 üzerinde bir depremin olduğudur. Bu deprem Kuzey Anadolu fay zonunun Güney kolu üzerinde meydan gelmiş ve Bursa'da büyük hasar yapmıştır. Rahmetli babam dedesinden duyduğu şekilde bu depremi "Bursa'nın içinde ve yakınındaki birçok köyde taş taş üstünde kalmamış" diyerek anlatırdı. Geçen yaz Bursa'da yaptığım bir deprem konuşması sırasında dinleyiciler arasında bulunan bir İnşaat Mühendisi, 2002 yazında yaptıkları büyük bir inşaatın kazısı sırasında bu depremin izlerine rastladıklarını söyledi.

Bu durumda, bugün büyük bir sanayi şehri olan ve bir milyonun üzerinde nüfusu bulunan Bursa'da gelecek 50 yıl içinde büyük bir deprem olma olasılığı bir hayli fazladır. Bu 50 sene istatistiki olarak gelecek bir hafta veya bir ay içinde olabileceği gibi, 50 seneden sonra, örneğin bundan 60 veya hatta 70 sene sonra da olabilir. Fakat olacaktır… Bursa'da gerekli önlemler alınmalıdır.

Deprem tahmin çalışmaları

Depremlerin önceden bilinebilmesi konusundaki çalışmaları iki başlık altında toplamak mümkündür: 1) uzun vadeli tahminler; 2) kısa vadeli tahminler. Uzun vadeli tahmin çalışmaları depremlerin belirli aralıklar ile tekrarlanan doğa olayları olduğu varsayımına dayanmaktadır. Bu çalışmalarda tarihsel deprem verileri ile aktif fay parçalarının (segments) üzerinde oluşan depremler incelenmekte ve bunların tekrarlanma peryodları istatistik analizleri ile bulunmaya çalışılmaktadır.

Uzun vadeli tahmin çalışmalarının başarılı olabilmesi geniş zaman aralığında (en az 500 sene) veri toplanabilmesi ile mümkündür. Bu veri tabanını oluşturabilmek bir hayli zordur. Çünkü, depremlerin aletsel olarak ölçümü oldukça yenidir. Richter şiddet (magnitüd) ölçüm skalası 1935 yılında bulunmuş bir methotdur ve depremleri sağlıklı olarak ölçen sismogramlar ancak İkinci Dünya Savaşından sonra geliştirilmiştir. Fakat, aktif fay zonları üzerinde yarmalar kazarak paleosismolojik metodlar ile o faylar üzerindeki büyük depremlere ait veriler toplamak mümkündür. Bu kazılar sırasında depremi işaret eden çökeller Karbon 14 veya Amino asid çürümesi methodları ile yaşlandırılmakta ve aktif fay parçaları (segments) üzerindeki büyük depremlerin tekrarlanma peryodları bulunmaktadır.

Uzun vadeli tahminlerin başka bir zayıf noktası da depremlerin peryodik olduğunun tam olarak ispatlanamamış olmasıdır. Örneğin, California'daki San Andreas Fayının Parkfield parçası (Şekil 3) üzerinde son yüzyıl içinde her 22 senede düzenli olarak deprem olmuştur. Bu gerçek ve 1982-1985 seneleri arasında yapılan bilimsel çalışma ve ölçümlere dayanarak, Amerikan Jeoloji Dairesi (USGS), 1986 senesi Şubat ayı içerisinde bu parça üzerinde bir deprem tahmin etmiştir. Bu beklenen deprem olmamıştır. Fakat, bu tahmin edilen deprem ile boşalması beklenen enerji 1989 yılı Ekim ayında Loma Prieta depremine yol açmıştır. Bir bakıma, 3 yıl 8 ay geç de olsa tahmin edilen deprem vuku bulmuştur.

Yeterli veri tabanı var

Ülkemizde Kuzey Anadolu fay zonu üzerinde 17 Ağustos depreminden önce ve sonra uzun vadeli deprem tahmini konusunda da birçok güzel çalışma yapıldı. Ülkemiz 3000 seneye varan kayıt ile bu çalışmalar için çok yeterli veri tabanına sahiptir. Bu çalışmalar genel olarak Kuzey Anadolu fay zonu parçalarından birinin aynı yerden kırılmasının tekrarlanma peryodunun 200 ile 250 sene olduğunu göstermektedir.

Dünyada üzerinde en çok Jeolojik ve Jeofizik çalışmalar yapılan fay Amerika'nın California eyaletindeki San Andreas fay zonudur. Bu fayın parçalarının üzerinde 1988 ile 2018 yılları arasında büyük bir deprem olasılığının ne kadar olduğunu gösteren bir diyagram USGS tarafından 1989 yılında yayınlanmıştır. Bu diyagramın yayınından bir sene kadar sonra üzerinde deprem olma olasılığı %40 kadar olan Loma Prieta parçası kırılarak 7.1 magnitüdlü deprem üretmiştir. Kuzey Anadolu fay zonu üzerinde son senelerde yapılan çalışmalar ile bu türden diyagramlar üretilebilmesi mümkündür.

Kısa vadeli tahminler

Bu tür tahminlerin amacı, aynen hava tahmin raporları gibi, büyük bir deprem olmadan birkaç gün veya birkaç saat gibi bir zaman öncesi depremin şiddeti ve yerini bildirerek bu bölgede yaşayanları uyarabilmektir. Bu konuda, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Çin ve Rusya gibi deprem riski büyük olan ülkelerde ciddi bilimsel çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmaların en büyük amacı depremin habercisi olabilecek doğa olaylarını yakından izleyerek toplanacak verilere dayanarak yakın bir zamanda olabilecek depremi haber verebilmek, gerekirse bu alandaki binaları boşaltarak can kaybını önleyebilmektir.

Kısa vadeli tahminlerin esası kayaların kırılmadan önce geçirdikleri önemli değişiklikleri göz önüne alan Genişleme – Difüzyon modelidir (Dilatancy-Diffusion model). Kaya mekaniği laboratuvarlarındaki deneylere dayanan bu modele göre depremden önce kayalarda meydana gelen değişiklikler özetlenmiştir. Bu diyagram ilk defa 1975 yılında Frank Press tarafından yayınlanan bu diyagram kaya mekaniğine dayalı deprem tahminlerinin esasını teşkil eder. Bu diyagramda 1. evre olarak gösterilen, stres birikimi süreci birkaç ay, birkaç sene veya birkaç yüzyıl sürebilir. Bu sürecin son safhalarında fayın kırılacağı alan civarındaki kayalarda bir genişleme (Dilation) başlar. Bu genişleme fayın etrafındaki kayalarda bazı fiziksel değişikliklere sebep olur. Bu değişiklikler fay etrafında yerkabuğu yükselimleri olması, sismik dalgaların hızlarının azalması, radon gazı çıkış miktarında artış, fayın kırılacağı alan civarındaki kayaların elektrik özdirencinin azalmaya başlaması ve ufak depremlerde azalma olarak özetlenebilir. Bu evreden sonra stres birikmesi devam ederse kaya modeldeki üçüncü evreye girer.

Hangi olaylar izleniyor?

İşte, bu evrede olan olaylar depremlerin tahmini bakımından çok önemlidir. Çünkü, genelde bu evre sonunda fay üzerinde derinlikte bir kırılma olur ve ortaya çıkan elastik deformasyon enerjisi (elastic strain energy) deprem dalgalarına sebep olur. Bu evredeki olaylar şöyle özetlenebilir:

1) Sismik dalgaların hızlarında artış.

2) Kırılacak fay parçası etrafındaki yerkabuğu yükselmesi durur. Daha fazla yükselme olmaz.

3) Radon gazı çıkışı devam eder. Fakat miktar olarak belirli bir artış olmaz.

4) Kayaların elektrik özdirenci azalmaya devam eder.

5) Fayın kırılacağı alan civarında ufak (magnitüdü 2.5 veya daha az) depremlerin miktarında bir artma, yani öncü şoklar gözlenebilir. Bu öncü şoklar bir ufak deprem fırtınası (Earthquake swarms) olarak da gözlenebilir.

Bu evrenin en önemli özelliği, fay kırılmasının oluşacağı alana bir su girişinin gerçeklemesi olduğu için bu evreye su basması evresi de denebilir. Birçok büyük depremden önce görülen yeraltısuyu seviyesi yükselmesinin sebebi de budur. Hatırlanacak olursa, 17 Ağustos depreminden önce de Yalova'daki birçok yeraltsuyu kuyusunda su seviyesi yükselimi gözlendiği, depremden sonra farkedilmişti.

Yukarda açıklanan model çerçevesinde, kısa vadeli tahminler yer-kabuğu yükselimlerinin, yeraltısuyu seviyelerindeki yükselimlerin, Radon gazı çıkışlarının, kayaların elektriksel özelliklerinin hassas aletler ile ölçümü, ve deprem fırtınalarının (öncü şoklar) veya yakından takibi çalışmalarında yoğunlaşmıştır.

Gerçek haberci hangisi?

ABD'nin deprem bakımından ülkemiz ile aynı kaderi paylaşan California eyaletinde yukarıda adı geçen ölçümlerin hepsi San Andreas fayının yakında kırılması muhtemel parçalarında yapılmaktadır. Fakat, yine de hemen hemen hiçbir deprem kısa vadeli olarak, birkaç gün veya birkaç saat önceden tahmin edilemiyor. Çünkü, hangi verinin ne zaman önemli olduğunu ve depremin gerçek habercisi olduğunu şu anda söylemek mümkün değildir.

Örneğin, yeraltısuyu seviyesi yükselmeleri, radon gazı çıkışı artışları başka nedenler ile de olabilir. Ufak depremler her zaman bir büyük depremin öncül şokları değildirler. Fakat, her büyük deprem olduktan sonra deprem öncesi kayıtlara bakıldığında bir haberci bulunabilmektedir. Örneğin, 1989 Loma Prieta depreminin hiç haber vermeden geldiği düşünülmüş, fakat daha sonraki çalışmalarda, depremden önce yakın alanlardaki birçok sıcak su kaynağında su seviyesi değisikliği olduğu ve Loma Prieta'ya yakın birçok gözlem yerinde aletlerin kayaların elektriksel özelliklerindeki değişimi gösterdiği gözlenmiştir. Ülkemizde de 17 Ağustos depremi öncesi, yeraltısuyu seviyelerindeki yükselimin bir deprem habercisi olduğu, deprem olduktan sonra anlaşılabilmiştir.

Yukarıda bahsedilen, kaya mekaniği ağırlıklı, verilerin toplanması ve yorumlanması yanında, anormal hayvan hareketleri ve birçok büyük depremden önce görülen ışık toplarının nedeni ve deprem tahmini konusundaki önemleri üzerindeki bilimsel çalışmalar devam etmektedir. Bütün bunlardan öğrenilecek çok şey vardır.

Belki 20 yıl içinde

Sonuç olarak, depremler kesinlikle geliyorum diye bize bazı sinyaller gönderiyorlar. Fakat, doğa bilimlerinde şu anda geldiğimiz noktada bu sinyalleri değerlendirerek doğru deprem tahmini yapılabilmesi ne ABD'de ne de ülkemizde mümkün değildir. Sanıyorum, önümüzdeki 10 veya 20 sene gibi yakın sayılabilecek bir zamanda doğru deprem tahminleri yapılabilecektir.

Ben, ABD'deki derslerimde deprem tahmini konusunu hep aşağıdaki şekilde bitiririm. Bundan 100 sene önce Atlantik kıyısındaki büyük kasırgalarda birçok insan ölüyör ve birçok gemi batıyorken, bugün bu kasırgalardan hemen hemen hiç insan ölmüyör. Çünkü, kasırgaların nereyi vuracağı önceden biliniyor ve oraları boşaltılıyor. Maddi hasar önlenemese de insan hayatı kaybı en aza indirilmiş oluyor.

Bundan, 20 veya 30 sene sonra aynı şey depremler için de mümkün olabilecektir. Ne zaman ve nerede büyük bir deprem olacağı daha önceden teknolojik ölçümler yardımı ile bilinecek, oraları boşaltılacak, insan kaybı en aza indirilebilecektir.

Umarım, ülkemiz gelecek 10 ila 20 senede olacak teknolojik ve bilimsel gelişmeleri yakından takip eder ve yenilikleri hemen uygulayarak, gelecekte olması kaçınılmaz olan büyük İstanbul ve büyük Bursa depremlerini daha önceden tahmin ederek can kaybını en az seviyeye indirebiliriz.

(*)Prof. Dr. Oklahoma State ÜniversitesiJeoloji Bölümü Başkanı

Stillwater, Oklahoma A.B.D

e-posta: icemen@okstate.edu

Değinilen Kaynaklar:

 

Bursada deprem tehlikesi ve deprem tahmini üzerine

 

Bursada deprem tehlikesi ve deprem tahmini üzerine

Depremler kesinlikle geliyorum diye bize baz? sinyaller gönderiyor. Fakat, do?a bilimlerinde ?u anda geldi?imiz noktada bu sinyalleri de?erlendirerek do?ru deprem tahmini yap?labilmesi ne ABD'de ne de ülkemizde mümkün. San?yorum, önümüzdeki 10 veya 20 sene gibi yak?n say?labilecek bir zamanda do?ru deprem tahminleri yap?labilir.

?brahim Çemen (*)

17 A?ustos 1999 depremi ülkemizin daha önceleri birçok deprem olmas?na ra?men, böyle bir depreme hiç haz?r olmad???n? gösterdi. Depremi takip eden günlerde herkesin sordu?u sorulardan biri de ?uydu "Haftal?k ve ayl?k hava tahmin raporlar? yapabilen bilim ve teknoloji dünyas? neden bir büyük depremi daha önceden tahmin edemiyor ve gerekli önlemler al?nam?yor?"

17 A?ustos'dan sonra Türkiye'de deprem tahminine ve depremin zararlar?n? azaltmaya yönelik birçok çal??ma yap?ld?. Bunlar?n bir k?sm? hakikaten gerekli ve yararl? çal??malard?r. Bu çal??malar?n hangilerinin yararl?, hangilerinin yarars?z oldu?unun ara?t?r?lmas?n?n ve yararl? olanlar?n üzerinde odaklanman?n zaman? gelmi?tir. Fakat, bu yaz?n?n amac? yap?lan çal??malar? ele?tirmek de?ildir.

Bu yaz?n?n iki amac? var: 1) Marmara bölgesinde son 500 senede meydana gelen depremler ?????nda ?stanbul kadar, Bursa'da da magnitüdü 7.0 üzerinde bir depremin beklenir oldu?unu vurgulamak; 2) depremlerin önceden tahmini için yap?lan önemli bilimsel cal??malar? k?saca özetleyerek, dogru deprem tahminlerini bilim ve teknoloji dünyas?n?n ne zaman ba?arabilece?i hakk?nda görü?lerimi sunmaktir.

Bursa'da Deprem Tehlikesi

?ekil 1 Marmara bölgesinde son 500 senede magnitüdü 7.0 nin üzerinde tahmin edilen depremleri göstermektedir (Ambraseys ve Jackson, 2000). Buradaki veriler tarihsel kaynaklardaki hasar bildirimlerinden aletsel de?erlere çevrilmi?tir. O bak?mdan hata pay? olmas?na ra?men, bu ?eklin bize gösterdi?i iki önemli nokta vard?r:

1) Daha önce birçok çal??mac? taraf?ndan belirtildi?i gibi (Örne?in, Le Pichon, Taymaz ve ?engör, 1999) ?stanbul'u etkileyen son iki büyük deprem 1509 ve 1766 y?llar?nda olmu?tur. Marmara denizi alt?ndaki faylar?n da Kuzey Anadolu Fay?n?n yüzeydeki parçalar? gibi 200 ile 250 sene c?var?nda bir tekrarlanma peryodu oldu?unu dü?ünürsek, ?stanbul'u etkileyen bir büyük depremin olaca?? kaç?n?lmazd?r. Bu konu Say?n Celal ?engör ve Naci Görür taraf?ndan birçok bilimsel yaz? ve röportajlar?nda belirtilmi?tir. De?erli arkada??m Rahmetli Aykut Barka 'da sa? iken birçok yaz? ve röportajlar?nda bu olas? depremden bahsetmi?tir.

2) Bir önemli gerçek de Bursa civar?nda 1855 y?l?nda magnitüdü 7.0 üzerinde bir depremin oldu?udur. Bu deprem Kuzey Anadolu fay zonunun Güney kolu üzerinde meydan gelmi? ve Bursa'da büyük hasar yapm??t?r. Rahmetli babam dedesinden duydu?u ?ekilde bu depremi "Bursa'n?n içinde ve yak?n?ndaki birçok köyde ta? ta? üstünde kalmam??" diyerek anlat?rd?. Geçen yaz Bursa'da yapt???m bir deprem konu?mas? s?ras?nda dinleyiciler aras?nda bulunan bir ?n?aat Mühendisi, 2002 yaz?nda yapt?klar? büyük bir in?aat?n kaz?s? s?ras?nda bu depremin izlerine rastlad?klar?n? söyledi.

Bu durumda, bugün büyük bir sanayi ?ehri olan ve bir milyonun üzerinde nüfusu bulunan Bursa'da gelecek 50 y?l içinde büyük bir deprem olma olas?l??? bir hayli fazlad?r. Bu 50 sene istatistiki olarak gelecek bir hafta veya bir ay içinde olabilece?i gibi, 50 seneden sonra, örne?in bundan 60 veya hatta 70 sene sonra da olabilir. Fakat olacakt?r… Bursa'da gerekli önlemler al?nmal?d?r.

Deprem tahmin çal??malar?

Depremlerin önceden bilinebilmesi konusundaki çal??malar? iki ba?l?k alt?nda toplamak mümkündür: 1) uzun vadeli tahminler; 2) k?sa vadeli tahminler. Uzun vadeli tahmin çal??malar? depremlerin belirli aral?klar ile tekrarlanan do?a olaylar? oldu?u varsay?m?na dayanmaktad?r. Bu çal??malarda tarihsel deprem verileri ile aktif fay parçalar?n?n (segments) üzerinde olu?an depremler incelenmekte ve bunlar?n tekrarlanma peryodlar? istatistik analizleri ile bulunmaya çal???lmaktad?r.

Uzun vadeli tahmin çal??malar?n?n ba?ar?l? olabilmesi geni? zaman aral???nda (en az 500 sene) veri toplanabilmesi ile mümkündür. Bu veri taban?n? olu?turabilmek bir hayli zordur. Çünkü, depremlerin aletsel olarak ölçümü oldukça yenidir. Richter ?iddet (magnitüd) ölçüm skalas? 1935 y?l?nda bulunmu? bir methotdur ve depremleri sa?l?kl? olarak ölçen sismogramlar ancak ?kinci Dünya Sava??ndan sonra geli?tirilmi?tir. Fakat, aktif fay zonlar? üzerinde yarmalar kazarak paleosismolojik metodlar ile o faylar üzerindeki büyük depremlere ait veriler toplamak mümkündür. Bu kaz?lar s?ras?nda depremi i?aret eden çökeller Karbon 14 veya Amino asid çürümesi methodlar? ile ya?land?r?lmakta ve aktif fay parçalar? (segments) üzerindeki büyük depremlerin tekrarlanma peryodlar? bulunmaktad?r.

Uzun vadeli tahminlerin ba?ka bir zay?f noktas? da depremlerin peryodik oldu?unun tam olarak ispatlanamam?? olmas?d?r. Örne?in, California'daki San Andreas Fay?n?n Parkfield parças? (?ekil 3) üzerinde son yüzy?l içinde her 22 senede düzenli olarak deprem olmu?tur. Bu gerçek ve 1982-1985 seneleri aras?nda yap?lan bilimsel çal??ma ve ölçümlere dayanarak, Amerikan Jeoloji Dairesi (USGS), 1986 senesi ?ubat ay? içerisinde bu parça üzerinde bir deprem tahmin etmi?tir. Bu beklenen deprem olmam??t?r. Fakat, bu tahmin edilen deprem ile bo?almas? beklenen enerji 1989 y?l? Ekim ay?nda Loma Prieta depremine yol açm??t?r. Bir bak?ma, 3 y?l 8 ay geç de olsa tahmin edilen deprem vuku bulmu?tur.

Yeterli veri taban? var

Ülkemizde Kuzey Anadolu fay zonu üzerinde 17 A?ustos depreminden önce ve sonra uzun vadeli deprem tahmini konusunda da birçok güzel çal??ma yap?ld?. Ülkemiz 3000 seneye varan kay?t ile bu çal??malar için çok yeterli veri taban?na sahiptir. Bu çal??malar genel olarak Kuzey Anadolu fay zonu parçalar?ndan birinin ayn? yerden k?r?lmas?n?n tekrarlanma peryodunun 200 ile 250 sene oldu?unu göstermektedir.

Dünyada üzerinde en çok Jeolojik ve Jeofizik çal??malar yap?lan fay Amerika'n?n California eyaletindeki San Andreas fay zonudur. Bu fay?n parçalar?n?n üzerinde 1988 ile 2018 y?llar? aras?nda büyük bir deprem olas?l???n?n ne kadar oldu?unu gösteren bir diyagram USGS taraf?ndan 1989 y?l?nda yay?nlanm??t?r. Bu diyagram?n yay?n?ndan bir sene kadar sonra üzerinde deprem olma olas?l??? %40 kadar olan Loma Prieta parças? k?r?larak 7.1 magnitüdlü deprem üretmi?tir. Kuzey Anadolu fay zonu üzerinde son senelerde yap?lan çal??malar ile bu türden diyagramlar üretilebilmesi mümkündür.

K?sa vadeli tahminler

Bu tür tahminlerin amac?, aynen hava tahmin raporlar? gibi, büyük bir deprem olmadan birkaç gün veya birkaç saat gibi bir zaman öncesi depremin ?iddeti ve yerini bildirerek bu bölgede ya?ayanlar? uyarabilmektir. Bu konuda, Amerika Birle?ik Devletleri, Japonya, Çin ve Rusya gibi deprem riski büyük olan ülkelerde ciddi bilimsel çal??malar yap?lmaktad?r. Bu çal??malar?n en büyük amac? depremin habercisi olabilecek do?a olaylar?n? yak?ndan izleyerek toplanacak verilere dayanarak yak?n bir zamanda olabilecek depremi haber verebilmek, gerekirse bu alandaki binalar? bo?altarak can kayb?n? önleyebilmektir.

K?sa vadeli tahminlerin esas? kayalar?n k?r?lmadan önce geçirdikleri önemli de?i?iklikleri göz önüne alan Geni?leme – Difüzyon modelidir (Dilatancy-Diffusion model). Kaya mekani?i laboratuvarlar?ndaki deneylere dayanan bu modele göre depremden önce kayalarda meydana gelen de?i?iklikler özetlenmi?tir. Bu diyagram ilk defa 1975 y?l?nda Frank Press taraf?ndan yay?nlanan bu diyagram kaya mekani?ine dayal? deprem tahminlerinin esas?n? te?kil eder. Bu diyagramda 1. evre olarak gösterilen, stres birikimi süreci birkaç ay, birkaç sene veya birkaç yüzy?l sürebilir. Bu sürecin son safhalar?nda fay?n k?r?laca?? alan civar?ndaki kayalarda bir geni?leme (Dilation) ba?lar. Bu geni?leme fay?n etraf?ndaki kayalarda baz? fiziksel de?i?ikliklere sebep olur. Bu de?i?iklikler fay etraf?nda yerkabu?u yükselimleri olmas?, sismik dalgalar?n h?zlar?n?n azalmas?, radon gaz? ç?k?? miktar?nda art??, fay?n k?r?laca?? alan civar?ndaki kayalar?n elektrik özdirencinin azalmaya ba?lamas? ve ufak depremlerde azalma olarak özetlenebilir. Bu evreden sonra stres birikmesi devam ederse kaya modeldeki üçüncü evreye girer.

Hangi olaylar izleniyor?

??te, bu evrede olan olaylar depremlerin tahmini bak?m?ndan çok önemlidir. Çünkü, genelde bu evre sonunda fay üzerinde derinlikte bir k?r?lma olur ve ortaya ç?kan elastik deformasyon enerjisi (elastic strain energy) deprem dalgalar?na sebep olur. Bu evredeki olaylar ?öyle özetlenebilir:

1) Sismik dalgalar?n h?zlar?nda art??.

2) K?r?lacak fay parças? etraf?ndaki yerkabu?u yükselmesi durur. Daha fazla yükselme olmaz.

3) Radon gaz? ç?k??? devam eder. Fakat miktar olarak belirli bir art?? olmaz.

4) Kayalar?n elektrik özdirenci azalmaya devam eder.

5) Fay?n k?r?laca?? alan civar?nda ufak (magnitüdü 2.5 veya daha az) depremlerin miktar?nda bir artma, yani öncü ?oklar gözlenebilir. Bu öncü ?oklar bir ufak deprem f?rt?nas? (Earthquake swarms) olarak da gözlenebilir.

Bu evrenin en önemli özelli?i, fay k?r?lmas?n?n olu?aca?? alana bir su giri?inin gerçeklemesi oldu?u için bu evreye su basmas? evresi de denebilir. Birçok büyük depremden önce görülen yeralt?suyu seviyesi yükselmesinin sebebi de budur. Hat?rlanacak olursa, 17 A?ustos depreminden önce de Yalova'daki birçok yeraltsuyu kuyusunda su seviyesi yükselimi gözlendi?i, depremden sonra farkedilmi?ti.

Yukarda aç?klanan model çerçevesinde, k?sa vadeli tahminler yer-kabu?u yükselimlerinin, yeralt?suyu seviyelerindeki yükselimlerin, Radon gaz? ç?k??lar?n?n, kayalar?n elektriksel özelliklerinin hassas aletler ile ölçümü, ve deprem f?rt?nalar?n?n (öncü ?oklar) veya yak?ndan takibi çal??malar?nda yo?unla?m??t?r.

Gerçek haberci hangisi?

ABD'nin deprem bak?m?ndan ülkemiz ile ayn? kaderi payla?an California eyaletinde yukar?da ad? geçen ölçümlerin hepsi San Andreas fay?n?n yak?nda k?r?lmas? muhtemel parçalar?nda yap?lmaktad?r. Fakat, yine de hemen hemen hiçbir deprem k?sa vadeli olarak, birkaç gün veya birkaç saat önceden tahmin edilemiyor. Çünkü, hangi verinin ne zaman önemli oldu?unu ve depremin gerçek habercisi oldu?unu ?u anda söylemek mümkün de?ildir.

Örne?in, yeralt?suyu seviyesi yükselmeleri, radon gaz? ç?k??? art??lar? ba?ka nedenler ile de olabilir. Ufak depremler her zaman bir büyük depremin öncül ?oklar? de?ildirler. Fakat, her büyük deprem olduktan sonra deprem öncesi kay?tlara bak?ld???nda bir haberci bulunabilmektedir. Örne?in, 1989 Loma Prieta depreminin hiç haber vermeden geldi?i dü?ünülmü?, fakat daha sonraki çal??malarda, depremden önce yak?n alanlardaki birçok s?cak su kayna??nda su seviyesi de?isikli?i oldu?u ve Loma Prieta'ya yak?n birçok gözlem yerinde aletlerin kayalar?n elektriksel özelliklerindeki de?i?imi gösterdi?i gözlenmi?tir. Ülkemizde de 17 A?ustos depremi öncesi, yeralt?suyu seviyelerindeki yükselimin bir deprem habercisi oldu?u, deprem olduktan sonra anla??labilmi?tir.

Yukar?da bahsedilen, kaya mekani?i a??rl?kl?, verilerin toplanmas? ve yorumlanmas? yan?nda, anormal hayvan hareketleri ve birçok büyük depremden önce görülen ???k toplar?n?n nedeni ve deprem tahmini konusundaki önemleri üzerindeki bilimsel çal??malar devam etmektedir. Bütün bunlardan ö?renilecek çok ?ey vard?r.

Belki 20 y?l içinde

Sonuç olarak, depremler kesinlikle geliyorum diye bize baz? sinyaller gönderiyorlar. Fakat, do?a bilimlerinde ?u anda geldi?imiz noktada bu sinyalleri de?erlendirerek do?ru deprem tahmini yap?labilmesi ne ABD'de ne de ülkemizde mümkün de?ildir. San?yorum, önümüzdeki 10 veya 20 sene gibi yak?n say?labilecek bir zamanda do?ru deprem tahminleri yap?labilecektir.

Ben, ABD'deki derslerimde deprem tahmini konusunu hep a?a??daki ?ekilde bitiririm. Bundan 100 sene önce Atlantik k?y?s?ndaki büyük kas?rgalarda birçok insan ölüyör ve birçok gemi bat?yorken, bugün bu kas?rgalardan hemen hemen hiç insan ölmüyör. Çünkü, kas?rgalar?n nereyi vuraca?? önceden biliniyor ve oralar? bo?alt?l?yor. Maddi hasar önlenemese de insan hayat? kayb? en aza indirilmi? oluyor.

Bundan, 20 veya 30 sene sonra ayn? ?ey depremler için de mümkün olabilecektir. Ne zaman ve nerede büyük bir deprem olaca?? daha önceden teknolojik ölçümler yard?m? ile bilinecek, oralar? bo?alt?lacak, insan kayb? en aza indirilebilecektir.

Umar?m, ülkemiz gelecek 10 ila 20 senede olacak teknolojik ve bilimsel geli?meleri yak?ndan takip eder ve yenilikleri hemen uygulayarak, gelecekte olmas? kaç?n?lmaz olan büyük ?stanbul ve büyük Bursa depremlerini daha önceden tahmin ederek can kayb?n? en az seviyeye indirebiliriz.

(*)Prof. Dr. Oklahoma State ÜniversitesiJeoloji Bölümü Ba?kan?

Stillwater, Oklahoma A.B.D

e-posta: icemen@okstate.edu

De?inilen Kaynaklar: