Etiket arşivi: Bulundu

4-bin-500-yillik-mezar-bulundu--1225586

4 bin 500 yıllık mezar bulundu!

Mısır’da çalışan Çek arkeologlar önemli bir keşfe imza attı. Arkeologlar, 4500 yıl önce yaşamış bir kraliçenin mezarını bulmayı başardı.

Eski Mısır’a dair yeni bir keşif yapıldı. Çek Cumhuriyeti’nden arkeologlar 4500 yıl öncesine ait bir mezar buldu. Mezar, Kahire’nin güneybatısında Ebu sir bölgesinde Firavun Neferefre’nin mezar kompleksinde bulundu.

Arkeologlar, mezarın Neferefre’nin eşine ait olduğunu düşünüyor. Kalıntının üzerinde, “Kral’ın kendi kanından, kudretli tanrıya saygılı, sevgili kızı” şeklinde bir yazı var. Mezarın kraliçe 3. Khentkaus’a ait olduğu düşünülüyor.

Mezarda ayrıca çok sayıda küçük heykelcik ve kap da bulunduğu kaydedildi. Arkeologlar bu keşfin Mısır’da MÖ 2489 ila MÖ 2345 yıllarında yaşamış beşinci hanedanlıkla ilgili daha belirgin bilgilere ulaşılmasını sağlayacağını düşünüyor.

Ebusir nekropolü, Giza piramitlerinin güneyinde çöl kenarında yer alıyor.

Kaynak: http://www.gazetevatan.com/4-bin-500-yillik-mezar-bulundu–714036-teknoloji/

karadeniz-sahili-ucak-enkazi

Karadeniz sahilinde uçak enkazı bulundu

Kastamonu’nun İnebolu ilçesi sahilinde, bir uçağın pilot kabininin de yer aldığı ön kısmına ait parça bulundu.

İlçeye bağlı Taşburun köyü sahilinde bir uçağa ait parçayı gören vatandaşlar, jandarmaya ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bilgi verdi.

Bölgeye gelen askeri ekipler incelemelerde bulundu. Uçağın pilot kabininin de yer aldığı ön kısmına ait parça, kamyona yüklenerek İlçe Jandarma Komutanlığına götürüldü.
İnebolu Kaymakamı Gökhan Görgülüarslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, enkazla ilgili kesin bilgiye sahip olmadıklarını belirterek, “Durumu Hava Kuvvetleri Komutanlığına bildirdik. Oradan gelecek cevabı bekliyoruz” dedi.

Taşburun Köyü Muhtarı Yaşar Şeref de köylülerin sahilde gördüğü enkaza tehlikeli bir durum olur endişesiyle yaklaşamadıklarını söyledi.
Durumu askeri yetkililere bildirdiklerini belirten Şeref, “Ekipler incelemelerinde enkazın bir uçağa ait olduğunu söyledi. Uçağın pilot kabinine ait kısmının sahile vurduğu belirlendi. Uzun yıllar denizde kaldığı belli olan parçayı 6-7 kişi güçlükle taşıdık. Yola çıkartıp jandarmanın aracına yükledik” diye konuştu.

Kaynak: http://sozcu.com.tr/2014/gundem/karadeniz-sahilinde-ucak-enkazi-bulundu-688724/

fft81_mf2919806

Kaz Dağı’nda ‘sihirli mantar’ bulundu

Çanakkale ’nin Bayramiç İlçesi sınırlarında kalan Kaz Dağı’nın kuzey yamaçlarında ’sihirli mantar’ olarak bilinen ve yiyen kişinin halüsinasyonlar görmesine neden olan mantar türüne rastlandı. Buckingham Sarayı’nın bahçesinde görülmesi üzerine basında yer alan mantarın zehirli olduğunu söyleyen uzmanlar, tüketilmemesi konusunda uyardı.

Vatan  Gazetesi’nin haberine göre Kaz Dağı’nda yürüyüş yapan doğaseverler, ‘Amanita muscaria’ adlı mantar türüne rastladı. Gezi grubunda yer alan Mustafa Şıvka, mantarların fotoğraflarını çekti.

Yanına bir örnek alarak bölgeden ayrılan Şıvka, mantarın yiyen kişinin halüsinasyonlar görmesine neden olan ’Amanita muscaria’ adlı mantar türü olduğunu ve tüketilmesinin ölüme kadar yol açabileceğini öğrendi.

Yanındaki örneği bölgedeki köylülere gösteren ve uyaran Şıvka, “Endemik bitki çeşitliliğine sahip olan Kazdağı’nda demek ’sihirli mantar’ alarak bilinen bu tür de yetişiyormuş. Buckingham Sarayının bahçesinde de görülmüş, haber olmuş. Tüketilmesi tehlikeliymiş. Neyse ki biz, grubumuzla çam mantarı toplayarak afiyetle yedik” dedi.

Bölge sakinlerini uyaran Yüksek Ziraat Mühendisi Salih Bozkurt, “Bu tür mantarların yenilmesi kesinlikle sakıncalı. Zehirli olan bu mantar türü ölümle dahi sonuçlanabilir. Kesinlikle tüketilmemelidir” diye konuştu.

Kaynak:  http://www.radikal.com.tr/cevre/kaz_daginda_sihirli_mantar_bulundu-1254636

migrennn

Tesadüfen bulundu, karanlığı bitirdi

Göz estetiği ameliyatı sırasında tesadüfen bulunan bir yöntem, her 6 kişiden birini karanlık odalara mahkûm eden migreni tedavi ediyor. Ameliyatın, şiddetli ağrıları bıçak gibi kestiğini söyleyen Estetik Cerrah Doç. Tayfun Türkaslan’a göre yöntemin başarı oranı % 90’ı buluyor.

Yorgunluğun, tempolu çalışmanın, stresin, sesin ve ışığın tetiklediği kronik migren atakları, adeta hayatı kabusa çeviriyor. Milyonlarca migren hastasının yarısından fazlası ayda en az 4 atak geçiriyor. Ataklar 4 saatten 3 güne kadar sürebiliyor ve hastalar karanlık odalarda atağın geçmesini bekliyor. Araştırmalara göre, migren ağrılarının şiddeti ve yarattığı psikoloji intihara dahi sürükleyebiliyor.

Her 6 kişiden birinin ilaç tedavileriyle migrenle yaşamak zorunda kaldığını belirten Estetik ve Plastik Cerrah Doç. Dr. Tayfun Türkaslan, göz estetiği ameliyatı esnasında tesadüfen bulunan bir yöntemin bu karanlıklara kalıcı şekilde son verdiğini görüşünde. Bu ameliyat Türkiye’de fazla bilinmiyor ama Türkaslan’a göre, Amerika’da 15 yıldır uygulanan yöntemin başarı oranı % 90.

‘TIPTAKİ EN ÖNEMLİ BULUŞLARDAN BİRİ’
Tedavinin; Cleveland’da görevli Plastik Cerrah Prof. Dr. Bahman Guyuron’ın alın, şakak germe ve göz kapağı estetiği sonrasında migren ağrılarının da geçtiğini gözlemlemesiyle ortaya çıktığını anlatan Türkaslan, “Migren cerrahisiyle elde edilen bu tedavi, tıpkı çocuk felci tedavisinin bulunması gibidir. Bence tıptaki en önemli buluşlardan biridir” dedi.

Amerika’da çok sayıda migren vakasında bu yöntemin uygulandığını ve uzun dönem bilimsel sonuçların değerlendirildiğini belirten Türkaslan, % 90 başarı oranının da bu çalışmalarla elde edilen bir sonuç olduğuna vurgu yaptı.

KASLARA MÜDAHALE EDİLİYOR, SİNİRLER RAHATLIYOR
Tedavinin, migreni tetikleyen sinirlerin gevşetilip rahatlatılmasıyla gerçekleştirildiğini ifade eden Doç. Türkaslan ameliyat tekniğini, “Migren ağrıları alın, şakak ve ense kökünden tekiklenir. Dolayısıyla bu bölgelere mikro kameralarla gerçekleştirdiğimiz endoskopik işlemde migreni başlatan sinirleri gevşetip rahatlatıyoruz. Bunu, sinirlere baskı yapan kaslara müdahale ederek yapıyoruz. Alın ve şakak bölgesinden, göz kapağından ya da enseden, saçlı deri içinden açtığımız kesilerden girerek ameliyatı gerçekleştiriyoruz” şeklinde özetledi.

AMELİYATI BOTOKS TESTİ BELİRLİYOR
Ameliyatın 1 ila 4 saat sürdüğünü, başarının ise ise uygun hasta seçimine bağlı olduğunu kaydeden Türkaslan, ameliyata uygunluk kriterini ise şöyle açıkladı: “Ataklar ayda 2-3 kez tekrar ediyor, her ağrının süresi 15 saati geçiyorsa hastamıza botoks testi uyguluyoruz. Botoks testi şu ana kadar migren hastalarında ağrıları geçici olarak durduran bir uygulamaydı. Artık botoks ile ameliyata uygunluk durumunu belirliyoruz. Burada kullandığımız botoks estetik değil, tanı amaçlıdır. Olumlu sonuç aldığımızda ameliyatı yapıyoruz.”

Migren ameliyatında kafatasına ve beyne herhangi bir işlem yapılmadığını, sadece saçlı derinin altındaki belirli sinir ve kas grubuna müdahale edildiğini dile getiren Türkaslan, bu ameliyatı neden plastik cerrahi uzmanlarının yaptığı sorusuna ise, “Çünkü plastik cerrahlar yüz mimik kaslarının anatomisine, endoskopik ameliyat tekniklerine ve periferik sinir cerrahisine hakimdir. Amerika’da bu ameliyat plastik cerrahlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Migren cerrahisinin sonuçları üzerinde hekimin tecrübesi çok etkilidir” yanıtını verdi.

‘4 HAFTADA MİGRENSİZ HAYAT’
Ameliyattan sonra hastaların aynı gün taburcu edildiğini söyleyen Türkaslan, 4 haftaya kadar migren kaynaklı ağrıların geçtiğini belirtti, “Hasta 7. gün işbaşı yapabiliyor. Ameliyat ağrıları ve uyuşmalar zamanla azalarak 6 ay içinde tamamen geçiyor. Ameliyat izleri saçlı derinin içine ya da göz kapağı kıvrımına gizlendiği için dikkat çekmiyor. İşlemden sonra hastalar, migrensiz bir hayata ‘merhaba’ demenin mutluluğunu yaşıyor” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE’DE NEDEN YAYGIN DEĞİL?
Türkaslan’a göre, ameliyatın herhangi bir komplikasyonu yok ve dikkat edilmesi gereken en önemli nokta uygun hastanın seçilmesi. “Peki bu kadar etkin bir yöntem olmasına rağmen neden çok sayıda insan hala migren ağrısıyla yaşıyor?” sorusuna Dr. Türkaslan’ın cevabı: “Başarı oranı son derece yüksek olan migren ameliyatı maalesef ülkemizde yeterince bilinmiyor. Ancak önemli olan; ülkemizdeki milyonlarca migren hastasının bu hastalığın pençesinden ameliyatla kurtulabileceği gerçeği ve bu bilincin oluşması. Yıllar önce migren tedavisinde geçici iyileşme sağlayan botoks yöntemine karşı da, ‘estetik ve gereksiz’ yaklaşımı sergilenmiş, direnç gösterilmişti. Ancak daha sonra ilgili tıp çevrelerinde migrende botoksun geçici bir tedavi yöntemi olduğu kabul edildi ve botoks yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Migren ameliyatında da benzer bir sürecin içindeyiz.”

Doç. Dr. Tayfun Türkaslan, hastaları ilaç bağımlığından kurtaran migren ameliyatı giderlerinin özel sağlık sigortaları tarafından karşılandığını, Sağlık Bakanlığı’nın ise geri ödeme için verileri incelediğini sözlerine ekledi.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25554415/

381573

Yeni bir parazit türü bulundu

Adana Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Su Ürünleri Fakültesi Yetiştiricilik Bölümü Hastalıklar Anabilim Dalı öğretim görevlilerinden Uzman Dr. İbrahim Demirkale ve Dr. Argun Akif Özak, dil balıklarında yaptıkları araştırmada dünyada ilk kez görülen bir parazit türü saptadı. Parazitin balık ölümlerine sebep olduğu, mücadele için kullanılacak kimyasalların ise insan ve çevre sağlığına zarar verdiği belirtildi.

2 uzman, yaklaşık 1 yıl boyunca Doğu Akdeniz’de yaşayan dil balıklarında parazit taraması yaptı. Binin üzerinde dil balığında araştırma yapan öğretim görevlileri, ‘balık kenesi’ olarak başka ülkelerde görülen ancak Türkiye’de henüz bildirimi yapılmayan ‘Caligus Bricaudatus’ ve ‘Caligus Apodus’ adlı parazitlerin Doğu Akdeniz’de de görüldüğünü ortaya çıkardı. Araştırmayı derinleştiren öğretim görevlileri, daha önce görmedikleri yeni bir parazit türünü de incelemeye aldı. Mikroskobik ortamda bu parazit türünün anatomik yapısını inceleyen Uzman Dr. İbrahim Demirkale ve Dr. Argun Akif Özak, bunun daha önce dünyada hiç görülmeyen bir parazit olduğunu belirledi. Saptadıkları türe, dil balığının Latince isminden esinlenerek ‘Caligus Solea’ adını veren öğretim görevlileri, yaptıkları çalışmayı uluslararası bilim dergilerinde de yayınlayarak dünyaya duyurdu.

‘DÜNYADA İLK’
Araştırmalarında daha önce dünyada bilinen ancak Türkiye’de bildirimi yapılmayan 2 parazit türünü ortaya koyduklarını anlatan Uzman Dr. İbrahim Demirkale, bugüne dek literatüre hiç girmeyen yeni bir parazit türü keşfettikleri için de mutlu olduklarını kaydetti.

Keşfettikleri yeni türün balıklar kadar insan ve çevre sağlığını da etkilediğini vurgulayan Uzman Dr. Demirkale, şöyle konuştu:
“Bulduğumuz parazit türü, daha önce görülen parazit türüyle aynı familyaya sahip. Dil balıkları üzerinde diğer parazitlere oranla daha fazla görülüyor. İlerleyen aşamalarda, yetiştiricilik çalışmalarında sıkıntı yaratabilecek bir tür. Dil balığının derisi ve solungaçları gibi yerlerine yerleşerek ölüme sebep olabilen enfeksiyonlara açıyor. Bu parazitle mücadelede bazı kimyasallar kullanılmakta ama bunlar balıklardan insanlara geçişi söz konusu. Toksik maddeler olduğu için çevre açısından da önem taşıyor. Bu parazit balıklar kadar insan ve çevre sağlığına da etki ediyor. Mücadele için yeni bir çalışma planlıyoruz. Etkisi daha az bir kimyasal madde ile parazitlere etkisini araştırıyoruz.”

DOĞA VE TARİH MÜZESİ İSTEDİ
Türkiye’de keşfedilen yeni parazit türlerinin bilimsel araştırmalar için depolanmak veya saklanmak üzere İngiltere veya ABD’deki ‘Doğa ve Tarih Müzesi’ne gönderildiğini de anımsatan Dr. İbrahim Demirkale, “Türkiye’deki keşfedilen türler böyle yerlere gönderiliyor. Çünkü eğer gönderilmezse yaptığınız çalışmanın çok bir önemi de kalmıyor gibi. Türkiye’de böyle bir müze kurulması çok önem taşıyor. En azından kendi çalışmalarımızı bu tür müzelerde korur ve bilimsel çalışmalar için daha iyi değerlendiririz” diye konuştu.

Kaynak: http://www.trthaber.com/haber/bilim-teknik/yeni-bir-parazit-turu-bulundu-153919.html

1416569432076

Mobil telefonları şarj eden kemer bulundu

Indiegogo sitesinde ortaya çıkan XOO Belt isimli kemer, normal kemerler gibi gözükse de kullanıcılara farklı bir hizmet sunuyor.

İçerisinde dışarıdan görülmeyen 2100mAH’lik bir batarya bulunduran XOO kemer, hem Lightning hem de microUSB kablosuna sahip. Böylece kemer ile hem iOS hem de Android cihazlarınızı şarj edebiliyorsunuz.

ESNEK BİR BATARYAYA SAHİP
Oldukça ilginç bir batarya teknolojisini kullanan Nifty, kemerin içerisinde esnek bir batarya kullanmış. Toplamda 2.100mAH’lik batarya kapasitesiyle iPhone 6’yı tam şarj edebilen kemer, birçok Android akıllı telefon için de önemli bir pil gücü sağlıyor.

ÖNÜMÜZDEKİ YIL TEMMUZ AYINDA SATIŞA ÇIKACAK
Indiegogo’da başarıya ulaşması için 50 bin dolar toplaması gereken proje şimdiden 28 bin dolar toplamış durumda. Proje sonrasında XOO kemerinin 155 dolardan başlayan fiyatlarla önümüzdeki yıl Temmuz ayında satışta olması bekleniyor.

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/teknoloji/2014/11/21/mobil-telefonlari-sarj-eden-kemer-bulundu

akdenizbalik1

Akdeniz’de Çölleşmenin Suçlusu Bulundu!

Yaklaşık 90 ve 60 yıl önce İlk kez Doğu Akdeniz’e giriş yaptığı belirlenen iki tropikal balık türünün, denizlerin ısınmasına paralel olarak Türkiye ve Yunanistan kıyılarındaki alg (yosun) ormanlarını büyük ölçüde yok ettikten sonra batıya yayılarak Akdeniz’in genelini tehdit ettiği açıklandı.

Yıkımın suçluları, İlk kez 1927 ve 1956 yıllarında görülen ve Süveyş Kanalı’ndan giriş yaptığı tahmin edilen, yosunla beslenen iki tropikal balık türü. İngilizce’de Rabbitfish denen balık türlerinin Türkçe adı deniz biyolojisi sözlüklerinde geçmemekle birlikte, Tureng sitesinde “denizkedisi” diye çevrilmiş.

Avustralya New South Wales Üniversitesi’nden Dr. Adriana Vergés ve İspanya Akdeniz İleri Araştırmalar Enstitüsü’nden Dr. Fiona Tomas yönetimindeki çalışmada uluslararası araştırmacılardan oluşan ekip, Türkiye ve Yunanistan kıyılarını kapsayan 1000 km uzunluğunda bir şeritte bu türlerin egemen olduğu sıcak su bölgeleriyle, fazla görülmedikleri soğuk bölgelerini incelemiş.

Dr. Verges, “Bu balıkların yoğun olarak bulunduğu yerler çıplak kayalıklara dönüşmüş. Uzun yosunlarda yüzde 65, diğer alg ve omurgasız deniz canlıları türlerinde yüzde 60 ve mevcut tüm türlerin toplamında yüzde 40 azalma belirlendi” diyor. Alg ormanları ya da deniz yosunları, yüzlerce türe besin ve barınak sağlıyor.

Söz konusu balıkların bu kadar yıkıcı olmalarının nedeni olarak, bir türün yetişkin alglerle beslenirken, ötekinin yalnızca yeni oluşmaya başlayanları yiyerek, yok olan bitkilerin yenilenmesini önlemesi gösteriliyor.

yagmur-671

Meteoroloji Adana kıyıları ile Hatay il genelinde kuvvetli yağış uyarısında bulundu.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, bugün Doğu Akdeniz’de görülecek yağışların; Hatay kıyıları başta olmak üzere Hatay il geneli ile Adana’nın kıyı kesiminde kuvvetli olmasının beklendiğini açıkladı. Yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (su baskını, sel, yıldırım, lokal dolu vb.) dikkatli ve tedbirli olunması istendi.
(DHA)

manset7

Kuyruklu yıldızda piramit bulundu!

10 yıl önce fırlatılan Rosetta uzay aracı, 67P/Churyumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızında piramit biçiminde bir kaya kütlesinden detaylı görüntüler yollamaya başladı. Kayaya ‘Keops’ adı verildi.

Kuyruklu yıldızların yapısını inceleme görevini sürdüren Rosetta uzay aracı, 67P/Churyumov-Gerasimenko kuyruklu yıldızına ilişkin çarpıcı fotoğraflar gönderdi. Avrupa Uzay Ajansı (ESA) tarafından 10 yıl kadar önce uzaya gönderilen Rosetta, 67P/Churyumov-Gerasimenko’dan görüntüler yolladı. Görüntülerde, kuyruklu yıldızın yüzeyindeki piramit biçimindeki 25 metrelik kaya parçasına ilişkin görüntüler özellikle dikkati çekiyor.

İŞTE KEOPS!

Rosetta’daki Optik Spektropkopik ve Kızılötesi Görüntüleme Sistemi (OSIRIS) baş araştırmacısı Holger Sierks, araştırmacıların, görüntülerdeki kaya parçasına Mısır’ın başkenti Kahire’deki Keops piramidinden esinlenerek “Keops” adını verdiklerini belirtti.
ESA tarafından 2 Mart 2004′te uzaya fırlatılan Rosetta, 67P’ye ilişkin ilk görüntülerini ,kuyruklu yıldızın yörüngesine girdiği Ağustos 2014′te göndermişti. Uzay aracı son birkaç haftadır söz konusu kaya parçası ve etrafına ilişkin yakın plan ve geniş açılı görüntüler göndermeye başladı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KUYRUKLUYILDIZA İNECEK İLK UZAY ARACI OLACAK

Keops kayasının özelliklerinin henüz bilinmediğini belirten araştırmacılar, uzay aracının 9 Ekim’de kuyruklu yıldıza daha da yaklaştığını ve yüzeyin sadece 10 km üzerinden çekimler yapmaya başladığını ifade etti.
Bir kuyruklu yıldızın yörüngesine başarıyla oturan ilk uzay aracı Rosetta, 12 Kasım’da ise üzerindeki Philae adlı inceleme aracını 67P yüzeyine indirecek. Başarılı olursa bu bir kuyruklu yıldız üzerinde yapılan ilk yumuşak iniş olacak.

TOZ, GAZ VE BUZDAN BİR DEV

Asteroitlerden farklı olarak bir buz kütlesinden oluşan kuyruklu yıldızların sürekli olarak toz ve gaz püskürtmeleri, yüzeylerine iniş yapan uzay araçları için tehlike oluşturuyor. Bu nedenle şimdiye kadar hiçbir uzay aracı bir kuyruklu yıldızı, üzerine iniş yaparak yakından inceleme fırsatı bulamadı. Rosetta’nın görevi, kuyruklu yıldızların yapısının çözülmesi ve böylece Güneş Sistemi’nin kökeni ve evrimi konularında bilim dünyasına ışık tutacak olması açısından büyük önem taşıyor.

Almanya’daki Güneş Sistemi Araştırma Merkezi’nin bünyesindeki Max Planck Enstitüsü’nde kuyruklu yıldız araştırma görevlisi olarak çalışan Sierks, kaya parçasının üzerinde, 67P’nin tabanıyla aynı parlaklık ve yapıda benekler bulunmasının özellikle merak uyandırdığını söyledi. Sierks, “Sanki kuyruklu yıldızın yüzeyini kaplayan toz, kaya parçasının çatlaklarını doldurmuş gibi gözüküyor. Ancak elbette bundan emin olmak için henüz çok erken” dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AA

 

20_1412161129_365002.jpg

Bu gezegende su bulundu

Dünya’nın dört katı büyüklüğündeki bir gezegende su bulundu.Bilim adamları, uzayın derinliklerinde Neptün büyüklüğündeki bir gezegende su olduğunu keşfetti.
“Nature” dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Dünya’dan 124 ışık yılı (yaklaşık 1 katrilyon kilometre) uzaklıktaki Kuğu Takımyıldızı’nda yer alan bir yıldızın yörüngesinde bulunan ve HAT P-11b adı verilen gezegenin atmosferinde su buharına rastlandı.
ABD’nin Maryland Üniversitesi’nden araştırmacılar, Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi’ne (NASA) ait Hubble Spitzer ve Kepler teleskoplarını kullanarak atmosferini inceledikleri gezegenin, Dünya’dan dört kat büyük olduğunu belirtti.
Bilim adamları, yörüngesinde bulunduğu yıldızın önüne geçtiğinde gezegenin emdiği ışığın renklerini ölçerek atmosferinde su olduğunu ortaya çıkardı. Ölçümler sırasında gezegenin atmosferinde bulut olmaması, bilim adamlarına yardımcı oldu.
Ölçümler, HAT P-11b gezegeninin atmosferinin, yüzde 90 oranında hidrojenden ve önemli ölçüde su buharından oluştuğunu gözler önüne serdi.Daha önce bu tekniğin sadece Jüpiter gibi büyük gök cisimlerinde kullanılabileceği sanılıyordu.
HAT P-11b gezegeninin, yıldızına çok yakın olduğu için yaşam barındıramayacak kadar sıcak olduğu belirtildi.