Etiket arşivi: 10

arjanti_de_ucak_kazasi_10_olu_h64840_fbed1

Arjantinde uçak kazası 10 ölü

ARJANTİN’de TV realite şovu “Dropped”ın çekimleri için tanınmış sporcularla dolu helikopterlerin havalandığı ve çarpıştıkları kaydedilirken açık ve güneşli havada kazaya neyin sebep olduğu henüz bilinmiyor. Kazanın La Rioja dağlık bölgesinde meydana geldiği bildirildi.

OLİMPİYAT MADALYASI SAHİBİ SPORCULAR
Kazada hayatını kaybeden Arjantinli pilotların isimleri Juan Carlos Castillo ile Roberto Abate olarak açıklandı.
Helikopter kazasında hayatını kaybede sporcuların Londra ve Pekin olimpiyatlarında madalya sahibi oldukları öğrenildi.
Kazada can veren 3 sporcudan Florence Arthaud, (57) Fransa’nın ünlü yelkenci yıldızları arasında gösteriliyordu.
Bir diğer sporcu Camille Muffat (25) ünlü bir yüzücüydü ve 2012 Londra Olimpiyatlarında üç madalyanın yanında bir de altın madalya sahibi idi.
2008 Pekin olimpiyatlarında bronz madalya sahibi boksör Alexis Vastine (28) de kazada hayatını kaybedenler arasında.

FRANSA YASA BOĞULDU
Olayın ardından Fransa Cumhurbaşkanı Francis Hollande bir açıklama yaparak “Yurttaşlarımızın ölümü bizde muazzam bir üzüntü yaratmıştır” dedi.
Fransa spordan sorunlu devlet bakanı Thierry Braillard : “Gerçekten çok üzgünüm. Fransa sporu bu sabah üç yıldızını yitirmiştir” dedi.

Kaynak: http://www.aydinlikgazete.com/dunya/arjanti-de-ucak-kazasi-10-olu-h64840.html

fft81_mf2587699

10 yıllık uzay yolculuğunda mutlu son

Philae’nin 67P/Çuryumov-Gerasimenko Kuyruklu Yıldızı’nın buzla kaplı yüzey bölgesine inişi yaklaşık yedi saat sürdü. Bu sırada Rosetta ile Dünya arasındaki mesafe 500 milyon kilometreden fazla olduğu için, Rosetta’dan gelen sinyaller, 28 dakika 20 saniye gibi bir sürede Dünya’ya ulaştı.

 

ZEMİNDEN ÖRNEKLER GETİRECEK

Philae’nin inişten sonra zeminden örnekler alması ve beraberinde getirdiği üç laboratuvar cihazıyla deneyler yapması bekleniyor. Spektrometre yardımıyla incelenen maddelerin türleri belirlenecek, kuyruklu yıldızda bulunan moleküllerin yapısı aydınlığa kavuşacak.

DÜNYADA HAYATIN OLUŞUMUNA İLİŞKİN BİLGİLER…
Aminoasit gibi organik maddelerin bulunması halinde, veriler Dünya’da hayatın oluşumuna dair önemli ipuçları sunacak.

Güneş Sistemi’nin buzdolapları olarak görülen kuyruklu yıldızların 4 milyar 600 milyon yıl önce oluşmuş maddeyi hâlâ sakladıkları biliniyor. Öte yandan bilim insanları Dünya’ya suyun kuyruklu yıldızlardan gelip gelmediğini de anlamaya çalışacak.

Rosetta ve Philae üzerindeki kameralarla kuyruklu yıldızın yüzey haritası da çıkarılacak. Böylece 67P/Çuryumov-Gerasimenko haritalandırılmış ilk kuyruklu yıldız olacak.

DÜŞÜK BİR SES FREKANSI

Öte yandan Rosetta uzay aracı, ’67P/Çuryumov-Gerasimenko adlı kuyrukluyıldızdan yayılan ilginç bir sesi keşfetti. ABC Science’dan Ian O’Neill’ın haberine göre ‘Kuyrukluyıldızın Şarkısı’ denilen ses, 40-45 milihertz frekansında yayılıyor. Bu da insanların duyabileceğinden çok daha düşük bir ses frekansına denk geliyor.

İŞTE KUYRUKLUYILDIZIN ŞARKISI
‘Şarkıyı’ daha iyi duymak amacıyla yapılan bir çalışma sonrasında, frekansı 10 bin katına çıkaran bilim insanları, insan kulağının duyacağı hale getirdi. Avrupa Uzay Ajansı’nın (European Space Agency, ESA) Soundcloud adlı şarkı paylaşım sitesine yüklediği ‘şarkı’ kulağa işte böyle geliyor:

Sesin ilk kez Ağustos ayında, Rosetta’nın kuyrukluyıldıza yaklaştığı sırada fark edildiği, manyetik salınım sesinin 100 kilometreden bile duyulabildiği açıklandı.

Rosetta görevinde çalışan bilim insanları, kuyrukluyıldızın çevresinde bir çeşit manyetik alan oluştuğunu ve bunun da düşük frekansta bir ses çıkardığını düşünüyor. Bu salınımların kuyrukluyıldıza ait jetlerden geldiği, jetlerin içindeki nötr partiküllerin iyonize olmasıyla ortaya çıktığını düşünüyor.

Almanya’daki Braunschweig Teknik Üniversitesi’nde çalışan, Uzay Fiziği ve Uzay Sensorikleri bölüm başkanı Karl-Heinz Glassmeier, bu keşfin heyecan verici olduğunu söylüyor. Glassmeier, “Bu bizim için tamamen yeni bir şey. Böyle bir keşif yapmayı beklemiyorduk ve bu sese sebep olan şeylerin ardındaki fiziksel gerekçeleri araştırmaya devam ediyoruz” diyor.

Bazı kişiler çıkan sesi “çok çok hızlı atan bir kalbin sesine” benzetirken, bazıları da meşhur bilimkurgu filmi Predator’daki uzaylı sesine benzediğini ifade ediyor. Bilim insanları, sesin tam olarak nereden geldiğini tespit edebilmek için çalışmalarını sürdürecek.

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/radikalist/rosettanin_indigi_kuyrukluyildizdan_esrarengiz_bir_sarki_yayiliyor-1229419

fft81_mf2495051

2007’den önce yapılan 10 kat üzeri tüm binalar risk altında

Türkiye Yangından Korunma Vakfı ile Yangından Korunma Derneği Onursal Başkanı İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Kılıç, son yıllarda meydana gelen yangınların asıl nedeninin kullanılan malzemeler olduğunu söyledi.

– Kılıç, yaptığı yazılı açıklamada, yılda ortalama 100 bin yangın meydana gelen Türkiye’nin bu konuda yüksek oranda riskli bir ülke olduğunu anlatarak, ülkedeki yangınların yaklaşık dörtte birinin İstanbul ‘da meydana geldiğini kaydetti.

– Yangınların her yıl yüzde 10 arttığına işaret eden Kılıç, 2007 yılından önce yapılan 10 kat üzeri tüm binaların risk altında olduğunu vurguladı. Kılıç, mevcut yapıların en fazla yüzde 20’sinin, yeni yapılan yüksek katlı binaların ise sadece yüzde 50’sinin güvenli olduğunu savundu.

– Yüksek katlı binalardaki artış ve bu binalarda kullanılan plastik esaslı malzemelerin yangına davetiye çıkardığına dikkati çeken Kılıç, uyardı:
“Türkiye’de son yıllarda meydana gelen yangınların asıl nedeni, kullanılan malzemelerdir. Binalarda yalıtım ve mantolama amaçlı olarak özellikle poliüretan ve polistren gibi aşırı yanıcı malzemelerin kullanılması ve gerekli önlemlerin alınmaması sebebiyle yangınlar hızla büyümekte. Yangının başlamasını, gelişmesini ve büyümesini hızlandıran bu malzemeler sebebiyle doğru müdahaleyle kısa zamanda kontrol altına alınabilecek basit yangınlar bile kontrol edilemez boyutlara ulaşıyor.”

YANGIN YÖNETMELİĞİ
Binalarda mantolama ve yalıtım uygulamalarında zor yanıcı, alev almaz A1 sınıfı – hiç yanmaz sertifikalı malzemelerin kullanılmasına dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yapan Kılıç, bu doğrultuda Çevre ve Şehircilik Bakanlığının doğru bir uygulama başlatarak yeni bir düzenlemeyi hayata geçirdiğini belirtti.
Türkiye’deki yangın yönetmeliğinin Avrupa ‘daki yönetmelikler düzeyinde modern ve başarılı olduğunu savunan Kılıç, 2002’de çıkan yönetmelikten haberi olmayan ilçe yönetimleri olduğunu ileri sürdü. Kılıç, “Denetim eksikliği bir an önce aşılmadığı takdirde, meydana gelecek yangınların önüne geçilmesi mümkün olamayacaktır” dedi. (İSTANBUL/AA)

35_1411983823_994770_detay.jpg

“10 katlı bina depremde yıkılır ama 12 katlı…”

Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından TÜBİTAK’ın 4 milyon lira destek verdiği proje kapsamında 60 bilim adamı, 4 yıl boyunca İzmir’in zeminini araştırdı. Merkezin müdürü Prof. Dr. Zafer Akçığ, “İzmir’de bir yöre var. Orada kat adedinin ya 6 ya da 12 olması lazım. 10 katlı bir bina oradaki depremde yıkılır ama 12 kat yıkılmaz” dedi. Prof. Akçığ, “Yerin adını vatandaşı ürkütmemek için söylemeyeceğim. O yörede yapılması gereken apartmanların kat adedinin ya 6 ya da 12 olması lazım. Sadece 6 ve 12 katta olan binalar deprem sırasında rezonansa (zemin titreşimi) girmiyor ve bina o sayede kurtarıyor. O bölgede en az bine yakın bina var ve büyük çoğunluğu bu kat yüksekliğinde değil. Şiddetli bir depremde burası kesin yıkılır” diye konuştu.

Akçığ’ın görüşüne ise bazı bilim adamları karşı çıktı. Prof. Dr. Naci Görür, “Yıkılacak binanın katla ilgili olduğuna inanmak zor. İyi bir zemin yapılıp malzeme kullanıldıysa kaç kat olduğu önemli değil” ifadesini kullandı. Prof. Dr. Ülben Ezen ise “6 ve 12 kat olan binalar yıkılmaz, diğerleri yıkılır diye bir şey söylemek yanlış olur. Çünkü depremin büyüklüğünü bilemiyoruz. Ben bu görüşe katılmıyorum, havada kalır” yorumunu yaptı.

362478

“Kilosu 10 milyon dolar”

Dünyanın en pahalı yüksek teknoloji ürünü kuantum Türkiye’de üretilecek.
Cep telefonundan kanser tanı sistemlerine kadar çok geniş bir alanda kullanımı bulunan ” kuantum noktaların” kilogram ölçeğinde üretimi için İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nde (İYTE) çalışma başlatıldı. Bir günde gram ölçeğinde üretimi başaran laboratuvar, yıl sonunda bir günde kilogram ölçeğindekuantum nokta üretmeyi planlıyor. Çalışmanın ana amacı, özel sektörün dikkatini çekmek.

LED televizyonlar ve cep telefonlardaki canlı renkleri, saç kılının 20 binde biri boyutundaki yarı iletken nano kristallere borçluyuz. “Kuantum nokta” adı verilen ve farklı işlevler yüklenebilen parçalar, sıvı ya da toz halde üretilebiliyor. Halen tamamı ithal edilen kuantum noktaların yerli imkanlarla üretimi için Kalkınma Bakanlığı desteğiyle kurulan İYTE Fen Fakültesi laboratuvarlarında bir TÜBİTAK projesi başlatıldı.

Dekan Prof. Dr. Serdar Özçelik’in liderliğindeki araştırma ekibinin yürüttüğü çalışma kapsamında sıvı ve toz formlarda kuantum noktalar elde edilerek farklı uygulamalarda denenmeye başlandı. Dünyada çok ender olarak üretilen 4 farklı atom bileşeninden oluşan kuantum noktalarını üretmeyi başaran ekip, bu malzemeyi yeni nesil ekran teknolojileri ve kanser tanı kitlerinin geliştirilmesi için kullanmaya başladı. Ekip ayrıca özel bir firma ile ortaklaşa kuantum noktaların endüstriyel kullanımına imkan verecek bir projeye de adım attı.

Prof. Dr. Özçelik, yaptığı açıklamada kuantum nokta üretiminin dünyada henüz bir iki firma tarafından yapılabildiğini, bu yüksek teknoloji ürününün endüstriyel olarak kullanılabilmesi için bir günde kilogram ölçeğinde üretiminin mümkün olması gerektiğini ifade etti.

“KİLOSU 10 MİLYON DOLAR”

Halen sadece ABD’deki iki yüksek teknoloji şirketinin bir günde kilogram ölçeğinde kuantum nokta üretebildiğini anlatan Özçelik, uluslararası piyasada bu ürünün miligram fiyatının 10 dolar ile 150 dolar arasında değiştiğine dikkati çekti.

Özçelik, şöyle konuştu:

“Kilogramı en az 10 milyon dolar olan bir maddeden bahsediyoruz. Bu ürünler gündelik yaşamın merkezinde yer alıyor ve dünyanın önde gelen üniversitelerinde geliştirme ve endüstriyel üretim konusunda projeler yürütülüyor. Biz de özel sektör işbirliğiyle büyük ölçekte kuantum nokta üretimi için çalışmaya başladık. Şu anda bir günde gram ölçeğinde üretim yapar duruma geldik. Hedefimiz yeni aldığımız reaktörlerle yıl sonunda günde 1 kilogram kuantum noktası üretebilecek seviyeye gelmektir” dedi.

Kuantum noktaların ticarileşmesi için büyük ölçekte üretim yapabilmenin en kritik aşama olduğunu vurgulayan Özçelik, dünyada özellikle yeni nesil ekranlarda kuantum noktaların kullanıldığına işaret etti.

Üretilen 100 ekranlık bir televizyonda yaklaşık 10 miligram kuantum nokta kullanıldığını, bunun 100 dolara tekabül ettiğini ifade eden Özçelik, bu televizyonun fiyatının zaten 100 dolar olduğunu, dolayısıyla fiyatların düşebilmesi için yüksek ölçekte üretimin zorunlu olduğunu kaydetti.

“ŞİRKETLER YATIRIM YAPARSA 2-3 KAT DEĞİL10-20 KAT PARA KAZANACAK”

Yüksek teknoloji ve katma değere sahip üretim yapısına geçmeye çalışan Türkiye için kuantum nokta üretiminin önemli bir fırsat olduğunu savunan Özçelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çok değerli bir ürün olan kuantum nokta üretimi, oldukça karlı bir alan. Çünkü miligramı 10 dolar dediğimiz malın maliyeti aslında bunun binde biri kadar. Bu ürün sadece bilgi ile üretiliyor. Yüksek teknolojiye dayanan tüm ürünler böyle. 100 dolara mal olan bir cep telefonuna bin dolar veriyoruz. Aradaki fark şirketin geliştirdiği bilgi. Nanoteknolojiyle ilgili pek çok pazar araştırması ve öngörü var. Bilimsel analizlere göre şirketler bu alana yatırım yaptıkları zaman 2-3 kat değil 10 – 20 kat para kazanacaklar. Bu konuda bazı firmalarla ortak çalışmalar yürütüyoruz. Nihai hedefimiz İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi içinde kuantum nokta üretiminin yapıldığı bir endüstri tesisi yaratmak. Öncelikle bu işin fizibilitesini yaparak yatırımcıları cesaretlendirmek istiyoruz.Kuantum nokta üretimi konusunda özel sektörün ilgisini çekmeyi ve onların girişimiyle Türkiye’yi bu teknolojide öncü bir konuma getirmek istiyoruz.”

Türk sanayisinde genel eğilimin know-how yani teknoloji ithalatı yapmak yönünde olduğunu, teknoloji satan kuruluşların bir ürünün nasıl yapıldığı bilgisini verdiğini ancak “neden öyle yapıldığı” bilgisini sakladığına dikkati çeken Özçelik, Türkiye’nin nano teknolojiler konusunda teknoloji ithalatçısı olmak yerine teknoloji tasarımcısı olması için çaba gösterdiklerini sözlerine ekledi.

35_1365286741_marmara-da-tsunami-ihtimali-yuzde-10-4498787_9128_o.jpg

Marmara’da Tsunami İhtimali Yüzde 10

ODTÜ İnşaat Mühendisliği Deniz Mühendisliği Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner, Marmara Denizi'nde faylardan kaynaklı tsunami olasılığının yükselmediğini belirterek, "Beklentimiz şiddetli bir depremde yüzde 10 olasılıkla tsunami oluşabileceği, dalgaların 3 metreye kadar yükseleceği ve kıyıdaki teknelere zarar verebileceği" dedi.

Düzce'nin Akçakoca İlçesi'nde balıkçı barınağına yapılmasına düşünülen ilave mendirek ile ilgili olarak Akçakoca Kent Konseyi, Akçakoca Otel'de Akçakoca Kıyı Yönetimi Çalıştayı düzenlendi.

2 gün sürecek çalıştaya katılan Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner, DHA muhabirinin sorularını cevaplandırdı. Olası bir depremde Karadeniz'de, Japonya'daki gibi şiddetli bir tsunami yaşanmayacağını belirten Prof.Dr. Yalçıner, "Karadeniz'in gölden denize dönüşmesinin mekanizmasını bilmiyoruz. Bu mekanizmalar bugün bilmediğimiz biçimde tsunami oluşturma olasılığını da dikkate almamızı gerektiriyor. Sebebi, Japonya'da fay zonunun da en fazla 8.5 şiddetinde deprem beklenirken, 9 şiddetinde deprem yaşandı. Onun için bildiklerimizin dışında olaylar olabilir. Karadeniz için de bildiklerimizin dışında olaylar olabilir. Karadeniz'in içinde dere ve nehirlerin getirdiği alüvyonlar deniz tabanına birikmiş, kaymaya müsait yapılar var. Küçük bir depremle tetiklenebilir. Bu yapıların araştırılması önemlidir. Ne zaman hangi büyüklükte kayma yaratıp, tsunami oluşturacağı bilinmemektedir. Bu konu üzerinde çalışılması gerekir. Onun için kritik yapılarda tsunami olasılığını Japonya'dan aldığımız dersle dikkate almamız gerekir.

Japonya'da yaşanan tsunami Karadeniz'de yaşanır mı? derseniz, bu şiddet de yaşanmayacağını söyleyebilirim. Çünkü oradaki fay mekanizması Karadeniz'de yok" dedi. Karadeniz'de depremin tetikleyeceği heyelanların olma ihtimalinin olduğunu söyleyen Prof.Dr. Yalçıner, "Karadeniz'in tarihinde 6'yı aşan depremler bile çok çok azdır. Ancak, küçük depremlerin tetiklediği heyelan ihtimali vardır. Belli ölçüde tsunami oluşur" diye konuştu.

''Marmara'DA TSUNAMİ OLABİLİR''

Prof.Dr. Yalçıner, Marmara'da yüzde 10 olasılıkla tsunami olabileceği ve dalgaların 3 metreye kadar ulaşabileceğini açıklayarak, şöyle konuştu:
"Marmara açısında bakarsak, fayların daha fazla olduğunu, daha aktif olduğunu görüyoruz. Doğrultu atımlı fay olması nedeniyle tsunami olasılığı yükselmiyor. Beklentimiz şiddetli bir depremde yüzde 10 olasılıkla tsunami oluşabileceği, dalgaların 3 metreye kadar yükseleceği ve kıyıdaki teknelere zarar verebileceği. Bazı düşük kotlu yerlerde 6 metreye kadar çıkabilir. Karadeniz için benzer beklentiyi düşünebiliriz ama daha ayrıntılı araştırmaya ihtiyaç var"

http://www.haberler.com/marmara-da-tsunami-ihtimali-yuzde-10-4498787-haberi/

10 KASIM

 

 

Bizim Kahramanımız.

Uğur Kaynak

 

Her ulusun bir kahramanı, lideri, bir komutanı, bir politikacısı, bir bilim adamı, bir askeri, bir sanatçısı, bir mucidi, bir kaşifi ,…,  hatta bir dağ rehberi vardır; öğündüğü.

De Gaule, Fransızların bir lideriydi.

Nelson, İngilizlerin bir komutanı idi.

Churchill, İngilizlerin bir politikacısıydı.

Abraham Lincoln, Amerikalıların bir Lideri idi.

Garibaldi, İtalyanların bir lideri idi.

Osman, Türklerin bir Lideri idi.

Fatih Sultan Mehmet Osmanlıların bir lideri idi.

Kanuni Sultan Süleyman Osmanlıların bir lideri idi.

Yavuz Sultan Selim Sünni Osmanlıların bir lideri idi.

İnönü, Türklerin bir lideri idi.

Kültiğin, Türklerin bir lideri idi.

Gazneli Mahmut,  Türklerin bir lideri idi.

Turgut Özakman da Türklerin bir Lideridir

 

Mussolini İtalyanların bir Lideri idi.

Hitler Almanların bir Lideri idi.

….

Çiçero, Romalıların bir Hatibi idi.

Leonardo Da Vinci İtalyan’ların bir bilimsel sanatçısı idi.

Gandi Hintlilerin bir lideri idi.

Edison Amerikalıların bir mucidi idi.

Amudsen İsveçlilerin bir Kâşifi idi

Tensing Nepallilerin bir dağ rehberi idi.

….

Şimdi sıra geldi kahramanlara:

Atilla, Türklerin bir Kahramanı idi.

Alparslan, Türklerin bir kahramanı idi.

Köroğlu Türklerin bir kahramanı idi.

Timur, Türklerin bir Kahramanı idi.

İskender Makedonların bir kahramanı idi.

Conan Kenanoğullarının bir kahramanı idi.

Tarık Bin Ziyad Arapların bir kahramanı idi.

Cengiz Moğolların bir kahramanı idi.

Che Guevera Latin Amerikanın bir kahramanı idi.

Jean D’arc Fransızların bir kahramanı idi.

 

Şimdi Amerikalıların kahramanlarına bir bakın; Billy the Kid, Jesse James, Calamiti Jane…

Iraklıların kahramanı Saddam Hussein.

Cezayirlilerin Kahramanı Huayri Bumedien.

Kürtlerin kahramanına bakın… Apo’yu kahraman olarak görmeyen Kürtler de var. Ne yapsınlar? Başka kahramanları yok.

 

Oysa bir de bize bakın. Tarihimiz kahramanlarla dolu. Sadece birine sahip olmak için neler vermezdi Amerikalılar, Finliler, Estonyalılar, İsveçliler, Senegalliler, Avustralyalılar, Lüksemburglular, Belçikalılar, İzlandalılar, Hollandalılar….. ve daha onlarcası.

  

Bir de bizim son kahramanımıza bakın:

Ulu Önder, Mareşal, Gazi, Mustafa Kemal ATATÜRK.

Hangi ulusun böyle savaş karşıtı bir kahramanı var.

“Gerekçesi vatan savunması olmadıkça savaş bir cinayettir”

diyebilen bir başka kahraman var mı? Ancak onun bir filozof’luğunun yanında bir savaş dahisi olduğunu gösteren başka bir özdeyişi daha var:

“Söz konusu olan Vatan’sa gerisi teferruattır”…

Düşman askerlerinin cesetlerine bile şefkatle sahip çıkabilen başka bir kahraman var mı yeryüzünde?

 

Şimdi. Evet şimdi…

“Yıkın Heykellerimi” diyen hamasi şiirler yazdırılıyor.

Başoyuncusunun adı bile Ata olan bir garip Cumhuriyet, sinemalarda Osmanlı’yı gırgıra alayım derken, ATATÜRK’ümüzü öldürerek işe başlıyorlar.

ATATÜRK sevgisi ile yapıldığı söylenilen bir filmde ise, ATA’mızı, sözüm ona zayıf ve sıradan biri imiş gibi göstermek için, “insancıl yönü” palavrası iş başında.

Bu ülkenin Cumhurbaşkanlarından biri, Selçuk Üniversitesinin yeni öğretim yılı töreninde televizyonlardan gözümüzün içine bakarak:

-Biz bu ülkede tabuları yıkmaya geldik. (Alkışlar.)

-Konya’yı kalkındıracağız. (Alkışlar)

-Atatürk bir tabudur. (Alkışlar.)

Dememiş miydi?

Şimdiki başbakan ise daha geçen gün, “Atatürk’ü başka türlü değerlendirmeliyiz.” Demedi mi? Ben hâlâ anlayamadım. Nasıl yani? 

Türk anaları cahil bırakıldıkça, cahil nesiller yetişmeye devam edecek ve bu acımasızca saldırılar sonucunda belki bir gün ATA’mızı çocuklarımıza tanıtmak bile yasaklanacaktır.

O gün geldiğinde; gerçekten de heykelleri de, resimleri de teker teker kaldırılacaktır. Hafıza-i Beşer nisyan ile maluldür. Ancak o kadar da malul değildir. Bir istisna ile:

Kahramanlar Unutulmazlar!!!

 

Bizdeki bu “çok sayıdaki yıldızlar gibi parlayan” kahramanlar, son kahramanın Güneş gibi parlaması dolayısı ile sanki biraz soluk kalıyorlar tarihin sayfaları içerisinde.

 

Almanya’da Neo Nazi Dazlakları Hâlâ “Heil Hitler” selamı vermekle meşguller. Ne yapsınlar zavallılar. Başka kahramanları yok.

 

Saddam denilen insanlık suçlusu canavar, idam edildikten bir süre sonra, mezarına akın eden binlerce Sünni Arap tarafından rahmetle kutsanmaktadır. Ne yapsınlar zavallılar. Başka kahramanları yok.

 

Kahramanlar unutulmazlar!!!

 

Irak’daki olay, zavallı bir halkın yılana sarılmasının göstergesidir. Mazlum milletler, insanlık suçu işleyen katillerini bile unutamıyor. Avrupa’nın ve Amerika’nın "Mustafa Kemal’i ve Kemalizm’i unutun" dayatması ve direktifi ile yola çıkanlar. Sizler çok iyi biliniz ki, Atatürk’ümüzü unutturamayacaksınız… sonsuza kadar…

Çünkü bütün mazlum milletlerin, hatta bütün islâm âleminin kurtuluşu Kemalizm’dedir!

10.Kasım.2012. ATAŞEHİR.

22_1347486467_rusya-kaza.jpg

Rusya’da uçak düştü: 10 ölü

Rusya'nın uzak doğu bölgesi Kamçatka'da iki motorlu Antonov An-28 tip küçük yolcu uçağı düştü. 12 yolcu ve 2 kabin görevlisinin bulunduğu uçakta en az 10 kişi hayatını kaybetti.

Soruşturma Komisyonundan yapılan açıklamada, uçağın Petropavlovsk'tan Kamçatski'ye doğru uçtuğu, dört yaralı yolcunun hastaneye kaldırıldığı ifade edildi. Yerel saatle 12.28'de radardan kaybolan uçağın, kaza sebebi henüz tespit edilemedi.

Yerel bir firmaya ait olan jetin acil iniş yanmaya çalıştığı, bu sırada ormanlık alan üzerinden geçmek zorunda kaldığı belirtiliyor.

Bir çok dağlık alanın bulunduğu ve yolların kısmen olmadığı Kamçatka'da ulaşım için çoğu kez uçaklar tercih ediliyor.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1344468&title=rusyada-ucak-dustu-10-olu