Neden Ay’ın “yalnız” ön yüzünde Lav denizleri var?

Neden Ay’ın “yalnız” ön yüzünde Lav denizleri var?

AY DANSI

Uğur Kaynak

Artık kırk kere söylene-söylene, Güneş Sistemi oluşumuna ilgi duyan herkes, bundan 4.6 milyar yıl önce gezegenler sistemimizin bir nebula’dan yoğuşarak oluştuğunu (maalesef) kabul etmek zorunda bırakıldılar. Gerçi bu teoriyi ileri süren bilim adamlarının da kafası karışık ya!!!

 

Bir teorinin inandırıcılığı, o teoriye ilişkin kanıtların (argümanların) tartışmasız doğru, doğal olayların (fenomenlerin) ise tartışmasız destekler durumda olmasına bağlıdır. Eğer sadece bir argüman veya fenomen bile aksıyorsa, o teori de aksıyor demektir. Aksak teori olmaz!  Teori deneylerle ve gözlemlerle desteklenirse bu kez ona “doğa yasası” denilir.

 

Argüman:

Gezegenlerin manyetik alanlarının tek nedeni ergimiş bir demir çekirdektir. Güneşimizin de merkezinde demir plasması olduğunu hesaplayan makaleler var. (F.W.GIACOBBE-2003)

 

SORU: Eğer gezegenlerimiz ve güneşimiz, bir nebula’dan usul-usul soğuyarak yoğuştuysa, dört adet Terrestrial ve dört adet Jovian gezegenlerin merkezlerinde varlığı “kesin” olarak saptanan “demir çekirdekler” oraya nereden ve nasıl geldiler ve girdiler? Evrende demir içeren bir nebula mı var?  YANIT: ???

 

Argüman:

Nebula’nın açısal momentumunun, evrensel yasa uyarınca gezegenler sisteminde de korunması gerekir.

 

SORU: Ters dolanımlı (retrograte rotation) uyduların ve ters dönen (retrograte revolution) gezegenlerin bu davranışlarının nedeni nedir? Ne oldu evrensel momentumun korunumu yasasına? YANIT: ??? – SORU: Açısal momentum neden 22 kat hata veriyor? YANIT:???

 

Argüman:

Yerkabuğunda ve Ay örneklerinde Bizmuttan sonra bütün izotopları radyoaktif olan elementler, aktinidler ve transuraniklerin varlığı saptanmıştır. Evrende bunları içeren bir nebula örneği yok. Bu elementlerin, “ancak” aynı yıldızın ard arda en azından üç kez, normalde dört kez patlaması sonucunda çevre yörünge kulvarlarına ( farklı planeter nebulae aşamalarında) gönderildiğini gözlemlemekteyiz.

 

SORU: Galaksimizin, Orionis Kısa kolu üzerinde yer almaktayız. Bu kol üzerinde çok sayıda HI ve HII bulutu (Nebulası) gözlemlenmiş olup, ilkinin içerisinde atomik Hidrojen, ikincisinin içerisinde moleküler Hidrojen saptanmıştır. Bir HII nebulasının varlığı da yakınlarımızda saptanmıştır. Nerede bu Demirli, Magnezyumlu,  Silisyumlu, Sodyumlu, Potasyumlu, Oksijenli… nebula? YANIT: ???

 

Bu argümanlar ve yanıtsız sorular çoğaltılabilir. Örneğin izleyen paragraflardaki bilimsel yayım desteğine bakınız:

 

 

F. W. GIACOBBE, 2003, Maximum stellar iron core mass, PRAMANA c Indian Academy of Sciences Vol. 60, No. 3, — journal of March  physics pp. 415–422,

Chicago Research Center/American Air Liquide Inc., 5230 South East Avenue, Countryside,

Illinois 60525, USA

 

Buna ilaveten günümüzden 3.6 milyar yıl önce Güneş Sistemimizde bir takım yadsınamaz olaylar olduğunu açıklayan çok sayıda araştırma makalesi yayınlanmış bulunmaktadır. Bunlardan birkaç örnek:

 

I)

Volcanic Terrain on Mercury Credit:

MESSENGER, NASA, JHU APL, CIW

Explanation: Why are many large craters on Mercury relatively smooth inside? Recent images from the robotic MESSENGER spacecraft that flew by Mercury last October show previously uncharted regions of Mercury that have large craters with an internal smoothness similar to the maria on Earth's own Moon. Therefore, like our Moon's maria, these craters on Mercury are thought to have been flooded by lava floes that are old but not as old as the surrounding more highly cratered surface. The above image mosaic of the western limb of Mercury was created by MESSENGER as it approached the Solar System's innermost planet last October. Old and heavily textured terrain runs across much of the image bottom, while across the middle left lies comparatively smooth impact basins where small craters may appear similar at first to protruding hills. MESSENGER will buzz past Mercury again later this year before entering orbit in 2011.

 

 

II)

Alan D. BRANDON, Richard J. WALKER, Igor S. PUCHTEL, Harry BECKER, Munir HUMAYUN and Sidonie REVILLON, 2003, 186Os–187Os systematics of Gorgona Island komatiites: implications for early growth of the inner core, Earth and Planetary Science Letters Volume 206, Issues 3-4, 15 February, Pages 411-426.

 

 

III) 3.64 Milyar yıl önce Ay’da (ve diğer gezegenlerde) bir şeyler olmuş. Bu kesin. Ama bu olan şey volkanizma olamaz. Hiçbir iz bırakmadan yok olan volkanizma nerede? (NASA ‘dır. Saçmalamak hakkıdır.)

NASA: How did orange soil appear on the Moon? This mystery began when astronaut Harrison Schmidt noticed the off-color patch near Apollo 17's Taurus-Littrow landing site in 1972. Schmidt and fellow astronaut Eugene Cernan scooped up some of the unusual orange soil for detailed inspection back on Earth. Pictured above is a return sample shown greatly magnified, with its discovery location shown in the inset. The orange soil contains particles less than 0.1 millimeter across, some of the smallest particles yet found on the Moon. Lunar geologists now think that the orange soil was created during an ancient fire-fountain. Detailed chemical and dating analyses indicate that during an explosive volcanic eruption 3.64 billion years ago, small drops of molten rock cooled rapidly into the nearly spherical colored grains. The origin of some of the unusual elements found in the soil, however, remains unknown.

 

IV)

NASA: Aslında bu meteorit 1996’da bulunduğunda, Mars’ta eskiden yaşam olduğunu kanıtlayan fosiller olduğu iddiası hemen yayılmış, zamanın ABD Başkanı Bill Clinton da bu yönde bir basın açıklaması yapmıştı. Ancak daha sonra, meteorun Dünya’ya düşmesinden sonra geçen 13 bin yılda, Dünya kaynaklı organizmaların meteorda fosilleştiği iddia edilmişti. Bakteri fosillerinin 3,5 milyar yaşında olabileceği söyleniyor. NASA, bulgularla ilgili resmî açıklamasını pazartesi günü yapacak.

 

V)

SYLVIE DERENNE, FRANÇOIS ROBERT, AUDREY SKRZYPCZAK-BONDUELLE, DIDIER GOURIER, LAURENT BINET  AND JEAN-NOËL ROUZAUD, Molecular Evidence for Life in the 3,5 Billion Year Old Warrawoona Chert.

Abstract…purchase

As kerogen must be contemporaneous of the solidification of the chert, this observation should be regarded as an evidence for the presence of life on Earth, 3,5 By ago….

Bir de şu argümanlar var:

1.Yerkabuğunda saptanmış en yaşlı yaşam biçimi, 3.6 milyar yıl yaşındaki Stromatolitlerin içerisinde saptanan prokaryotlardır.

2.Demir meteoritlerin açık uzayda radyasyona maruz kalma süreleri (spallation times) 3.6 milyar yıl.

3. Demir Meteoritlerin Widmanstatten Pattern adı verilen Martensitik faz ömrü (Tavlama yaşı + Su Verme yaşı) = 1 milyar yıl. Ancak 4.6 – 1 = 3.6 yıla yine ulaşılır.

4.Gezegenler arası gaz toz’dan soğuk yapışma ile oluşmuş toprağımsı primer meteoritlerin yaşı 4.6 milyar yıl.

5.Ay’daki lav denizlerinin ergime zamanı= -3.6 milyar yıl

6.Ay Dağlarından alınan örneklerin yaşı= -4.6 milyar yıl

7.Yerkürenin kabuk oluşumunun sarmal şistozite evresinden çıkıp, levha tektoniği evresine geçme yaşı = -3.6 milyar yıl

8.Yerküre iç çekirdeğinin bundan 3.6 milyar yıl önce birden soğuyup katılaşması. (Alan D. BRANDON, and coworkers, 2002)

 

Bütün bu argümanların oluşması için tek neden var: GÜNEŞİMİZİN TO-TAURİ FAZI…

İşte o kaotik günlerde Yerküre, bir Ay yakaladı. Ancak o yakalanan Ay için “Yerküreden koparıldı” diyen görüşler de var. Bu görüş doğru olamaz. Çünkü:

1.Ay’ın ortalama element hesaplamasında yerkürenin iki-üç kat fazla titanyum’a ve on-oniki kat fazla gümüş’e sahip olduğu görüldü. Bu durumda Ay’a çok büyük bir asteroid’in çarpması söz konusu olup, bu asteroid, Bol miktarda titanyum ve gümüş içermelidir.

2.Yerküreye çarpıp yok olan fakat Yerküre’den bir Ay kopartan gök cismi, neden Yerküre’ye de bu kadar bol titanyum ve gümüş eklemedi.

3.Ya da tersine, Yerküreden Ay kadar bir kütlenin koparılması için Yerkürenin dış çekirdeğinden alınması gereken “elementer demir” neden Ay’da yok…

 

Öyleyse; “Kayalık Kabuk Bağlama Aşaması”nda, Ay başka kulvarda, Yerküre başka kulvarda soğuk presipitasyonla semirdiler.

Yapılan hesaplamalar Ay Kabuğunun eksantrik olduğunu göstermektedir. Yapılan ölçümler Ay’ın Yerküreye bakan ekvatoral yarıçapının, diğer bütün yarıçaplarından daha uzun olduğunu göstermektedir. Açıkçası Ay’ın Yerküreye bakan yüzü biraz fazlaca kabarmış bulunmaktadır.

Bunun bir tek nedeni olabilir: ROCHE ETKİSİ.

Bir gök cismi, kendisinden çok büyük kütleli başka bir gökcismine, o denli yaklaşsın ki, ön yüzüne uygulanan kütleçekim ile, arka yüzüne uygulanan kütleçekim farkı, küçük gök cisminin içsel kohezyon kuvvetini aşsın.  Bu sınır değere ROCHE LİMİTİ adı verilir. ROCHE Limitine ulaşmayan fakat oldukça yaklaşan gök cismi, parçalanmadan önce büyük kütleye doğru uzamaya başlar. Eğer bu durumdayken yörüngeye oturarak yakalanma olayı gerçekleşir ve daha fazla yaklaşma durdurulursa, parçalanmaktan kurtulur. Uydu olan gökcismi, bu şekilde katılaşarak hep aynı yüzünü, ana gök cismine döndürmek zorunda kalır. İşte Ay da bu aşamalardan geçerek Yerküreye bundan 3.6 milyar yıl önce yakalanmıştır. Bu olgunun (U. Kaynak tarafından önerilen) İSPATI:

Ay’ın Yerküreye bakan yüzünde, 3.6 milyar yıl yaşında, termodinamiğin ikinci prensipine aykırı olarak bazaltik lav denizleri oluşmuşken, arka yüzünde hiç lav denizi yok. Yağmur gibi yağan asteroid bombardmanının da etkisi olmakla birlikte, görülüyor ki Ay’da oluşup katılaşan lav denizleri, ancak uzayan ve kabaran tarafta, deformasyonun sürtünme sıcaklığı sonucunda oluşmuştur. Öyleyse Ay, Dünyadan koparılmış olmayıp, sonradan yakalan bir uydudur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir