Yerbilimcilerin Görevi Nedir

Biz yerbilimcilerin görevi nedir?

Uğur Kaynak

 

Görevimiz insanların kafasını karıştırmak mı? Onları bilinçlendirip, bilgilendirmek mi? Depreme karşı bilinen en önemli ve (şimdilik) tek önlem, Deprem Güvenli Yapıdır.

 

Öyleyse bizim görevimiz nedir? Deprem Güvenli yapı konusunda halkımızı bilinçlendirmek ve bilgilendirmektir. Bakın bu görevi nasıl hakkıyla yapan üniversiteler var Türkiye’de. İstanbul Teknik Üniversitesi’nin bahçesinde on yıldan beri, “Deprem Güvenli Kerpiç Ev Prototipi” veya “Örneği” durup durmaktadır. Neden Riskli bölgelerdeki köylüler gidip bu harika kerpiç evi görüp incelemiyorlar! Bütün suç köylülerde. İTÜ görevini yapmış. Daha ne yapsaydı yani. Evi portatif hale getirip, bir TIR’a yükleyip köy-köy dolaştırıp, oralarda tekrardan inşa edip, köylülerimizin gözüne mi soksaydı yanee! Yok Deve’nin bale pabucu! Köylümüzde kabahat. İnsan bir uçağa atlar, gelir, begenen görür geder, beğenmeyen görmeden geder… Gitmeden önce Kumkapı’yı da ziyaret edebilir, Çiçek pasajını da, Sultanahmet Camiini de ziyaret edebilir, Eba Eyyub el Ensari hazretlerini de… Ona biz bir şey diyemeyiz!

 

Yapılan medyatik açıklamalarda rakamlara hiç önem verilmemektedir. Rakamların yerlerinin karışık olması kadar, Sevgili Yerbilimci arkadaşın da kafası karışık galiba. Güney Marmara da dâhil olmak üzere tabanındaki fayları en iyi bilinen denizlerden birisi de Marmara Denizidir. Siz Gülşen Hanım, Siz Zehra Hanım, Siz Ali Bey, Tolga Bey… olarak, yani çevreleri ile ilgili, bilgili ve kültürlü insanlar olarak sizler, Marmara Denizi’nin tabanındaki fayları, avucunuzun içindeki hayat çizgileri gibi ezbere bilirseniz, öncülerin, artçıların yerini ve büyüklüğünü “şak” diye tahmin ederseniz, o zaman Üşümezsoy'a, Görür’e, Ercan’a, Kaynak’a falan ne gerek var? O nedenle insanların kafalarını karıştırmakta yarar var! Sonra medyatik olmanın yollarından biri de, herkesin “ak” dediğine, birden bire sahneye fırlayıp “kara, kara!” diye bağırmaktan geçer. Bu söylemler,  “Marmara’nın kuzeydekileri yeterince korkuttuk. Biraz da güneydekileri korkutalım” gibi oluyor. Neredeyse kuzeydeki faylar mı daha güçlü, güneydekiler mi gibi yarışmalar düzenlenecek! Bütün bunlar deprem bilincini canlı, insanları heyecanlı tutmak adına yararlı da olabilir.  Ancaak, tekrar sormakta ve yanıtlamakta yarar var. Depremden korunmanın bilinen tek yolu nedir?

 

Deprem Güvenli Yapı!

 

2009-2013 zaman aralığından söz ediyorum. Asıl görev, kafaları karıştırmak değil, vatandaşa "deprem güvenli yapı" konusunda bilgi vermektir. Örneğin, emekli olduktan sonra, kendi adıma bu görevi yerine getirmekteyim. Suyu gözesinden kesmek adına, ben bu kavramı, her depremden sonra anlık kamu oyu oluşturmaya veya magazin dünyasına değil de, inşaat mühendislerine yönelik olarak sunmayı tercih ediyorum. Örneğin;

 

Isparta Meslek Odalarına, Üniversite mensuplarına ve Halkına, Yazılı Medya’ya

Burdur Meslek Odalarına, Üniversite mensuplarına ve Halkına, Yazılı Medya’ya

Sarıgöl Meslek Odalarına, Üniversite mensuplarına ve Halkına, Yazılı Medya’ya

Gediz Meslek Odalarına, Üniversite mensuplarına ve Halkına, Yazılı Medya’ya

Simav Meslek Odalarına, Üniversite mensuplarına ve Halkına, Yazılı Medya’ya

Çanakkale Meslek Odalarına, Üniversite Mensuplarına ve Halkına

Kuşadası TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Üyelerine (Katılım Puanlı)

Aydın TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Üyelerine (İki kez, Katılım Puanlı)

Muğla TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Üyelerine (Katılım Puanlı) Konu:Termal Şok altında beton patlaması.

Ödemiş TMMOB Mimarlar Odası Üyelerine (Katılım Puanlı)

Elazığ AFAD Yetkililerine, Meslek Odalarına ve Halkına, Yerel Görsel Medya’ya

Tekirdağ Meslek Odalarına, Üniversite Mensuplarına ve Halkına

Tunceli AFAD yetkililerine ve Halkına, Yazılı Medya’ya

Bandırma 911 gönüllülerine ve halkına, İki kez Yazılı Medya’ya

İstanbul’da çok sayıda Sivil Toplum Kuruluşu üyelerine… Yerel Görsel Medya’ya, Yazılı Medya’ya

Düzce Üniversite Mensuplarına, Halkına, Yerel Görsel Medya’ya , Yazılı Medya’ya

Mersin Yerel Görsel Medya’ya

Marmara Ereğlisi’nde , Yazılı Medya’ya, Görsel Medya’ya

 “Deprem Güvenli Yapı konusunda” Eğitimler, konferanslar ve sunumlar vermişimdir. Lütfen bu yazdıklarımı övünç adına yazığımı sanmayınız. Görevimi nasıl yaptığımı anlatarak, genç yerbilimcilerin ne yapması gerektiğine örnek olmak istiyorum.

 

Diğer taraftan,

 

Bakırköy Afet Gönüllüleri Kadın Kolları ile, “Kadınların Evrimi” konusunda,

Kozyatağı Kriton Curi Gönüllüleri ile “Güneşteki Patlamalar ve Carrington Event!” 

Üsküdar Kızılay Kadın Kolları için “Maden Yataklarımız”,

Kültür Üniversitesi Öğretim Üyeleri ile “Türkiye’nin Kabuk Yapısı”,

Haliç Üniversitesi Yönetim Kurulu Üyelerine “Türk Boğazlarından Enerji Üretimi”,

Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi Öğretim Üyeleri ile “Tsunami”,

Görsel Medya’da” HAARP” … 

Türk Madencileri Vakfında veya  Meslek içi kurslarda “Fay Nedir?” ve  “Skutterudite, Smaltide, Schoelandite mineralleri ile ilgili olarak Türkiye’nin Geleceği”,

Sayısını hatırlayamadığı Lions Külübü davetli söyleşileri,

 

Gibi, bazen tuhaf ve deprem dışı konularda da söyleşiler yapmışlığım vardır. Laf aramızda, bazı söyleşilerimin konusunu ise unutmuş bulunmaktayım. Durum Kötü!

 

 

 

 

 

Bazı STK’lar “To-Tauri Fazı” hakkında, bazıları “Komplo Teorileri” hakkında, Bazıları Türkiye'nin Maden Yatakları hakkında… söyleşi istemektedirler. Kültürlü insanlarımızın ilgi alanları inanılmaz çeşitlilikte ve yükseklerde yer alıyor. İşin garip tarafı, ben deprem güvenli yapıyı anlatırken, bazen da yanımda betonarme’yi anlatan “o anda tanıştırıldığım” İnşaat Mühendisi Profesörler de yer almaktaydı.  

 

Çanakkale’deki seri konferansta, Ünlü İnşaat Yüksek Mühendisi Prof.Dr.Semih Tezcan, “Zemin Etüdlerinde Geotekniğin Önemi” konusunu işlerken, ben yine “Deprem Güvenli Yapı” konusunu işlemiştim. Semih hoca, sonradan yaptığımız sohbet sırasında,

-Bu nasıl iştir? İnşaat Mühendisi, yani ben Jeofiziği, Jeofizik Mühendisi Uğur Hoca İnşaatı anlatıyor! Demişti.

 

İşte “Bu nasıl iştir?” sorusunun yanıtı:

Deprem Güvenli Yapı konusunda İnşaat Mühendislerine verdiğim her seminerin sonunda, etrafım onlarca İnşaat Mühendisi ve Mimar tarafından sarılarak;

-Sen Jeofizikçisin. Ne karışıyorsun İnşaata(!) diyerek beni döveceklerine, tepkileri,

-Hocam bunları bize öğretmediler ki!!!

şeklinde olmuştur.

Burada bir yanlışlık yok mu?

 

Hem de benim, sizin, bizim çocuklarımızın ve torunlarımızın hayatı ile ilgili bir yanlışlık yok mu?

 

Acaba bu yanlışlık yüzünden mi Doğu Marmara Depreminde 17.000 (yazıyla on yedi bin) göçük altında, 17.000 (yazıyla on yedi bin) can kaybı verdik. Yani biz meğerse depremde, Dünyanın en başarılı milleti imişiz! Nerede görülmüş bir göçük başına bir can kaybı!!!

 

Oysa benim bildiğim kadarı ile taşıyıcılarında hasar olmayan, sıva çatlağı bile oluşmayan, (sonradan tamir edilen), fakat sadece merdivenleri göçen bir apartmanda (elektrik kesilince) ondokuz can kaybımız olduğudur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir