Aylık arşivler: Haziran 2012

4_1340970295_van_2011_moment_tensors_solutions.jpg

?zostatik Depremler (Kar Depremleri)

 

?ZOSTAT?K DEPREMLER

U?ur Kaynak*

Www.yapiworld.com ’da yay?nlanan Japonya kaynakl? bir deprem tetikleme çal??mas?n?n fazla ayr?nt? içermedi?i ve sadece kar örtüsüne ba?l? kald???n? görünce yurdum insan?n?n daha fazlas?n? bilmeye hakk? var diye dü?ündüm.

?imdiye kadar çok büyük magnitüdlü depremlere neden olmamas? dolay?s? ile izostatik depremler pek fazla ön plana ç?kar?lmam??t?. Ancak i?in içerisine tetikleme i?levi girince daha önceki çal??malar?m?zda da belirtildi?i gibi zaten geriliminin son a?amas?na gelmi? bir do?rultu at?ml? ya da dü?ey at?ml? fay depreminin olu? zaman?n?n, bir d?? etkenle vaktinden önceye al?nmas? söz konusudur diye tan?mlanm??t?. Yine bütün aç?kl??? ile belirtmekte yarar var. ?zostatik depremler ba?ka bir katil fay bölgesinde bulunmad?klar? zaman, yani sedece kendi güçleri ile bir deprem ürettiklerinde, nadiren 5 Richter büyüklü?üne eri?ebilirler.

?zostatik depremlerin nedeni:

Bütün yerkabu?u, yani ince ve çok yo?un okyanusal kabuk ile kal?n ve az yo?un k?tasal kabuk, elastopolastik (yar? s?v? yani  tikel ergimi?, zaten ergime s?cakl???na yakla?m??  yani potansiyel s?v?) durumda olan astenosfer (enezyuvar) üzerinde batan k?sm?n hacm? kadar astenosfer malzemesi a??rl???nca yüzdürülmektedir. (Bak?n?z: Arkhimides’in Hamam Sefas?) Aç?kças? suda yüzen tahta paças? gibi yüzmektedir. Bu konuda 20 yüzy?l?n ba?lar?nda Himalaya eteklerinde harita al?m? yapan bir ?ngiliz harita ekibinin önemli katk?lar? olmu?tur. Himalayalar?n eteklerinde çekül do?rultusunun, Kutup y?ld?z? do?rultusuna göre Himalayalara do?ru sapt???n?n farkedilmesi üzerine hemen olay? aç?klamak için teoriler geli?tirilmeye ba?lam??t?. Bunlardan ikisi, Pratt ve Airy teorileri tart??maya de?er bulunmu?tu. Daha sonra ayn? yo?unluklu fakat farkl? kal?nl?kl? kabuk segmentleri teorisi reddedilerek farkl? yo?unluklu ve farkl? derinlikli kabuk segmentleri teorisi kabul gördü. Bu gün de yerkabu?unun dü?ey yöndeki ani yüklenmelerinde ve ani yük bo?altmalar?nda bu izostazi yöntemi kabul görmekte ve problemin çözümünde yararlan?lmaktad?r. Örne?in Jeofiziksel gravite ölçümlerinde elde edilen verilere bir çok düzgünleme uygulan?rken, rejyonal boyuttaki çal??malarda izostatik düzgünlemeler de uygulan?r.

Yerkabu?u yatay yönde oldukça yüksek bir kat?l?k derecesine (rijidite’ye) sahip oldu?u halde, dü?ey yöde daha zay?f bir burulma ve e?ilme direnci gösterir. Bunun en önemli nedeni Yerkabu?unun ufuksal do?rultularda binlerce kilometrelik bir süreklili?e sahip olmas?na kar??l?k dü?ey yönde ancak okyanusal kabukta en çok 8 km, k?tasal kabukta en çok 45 km kadar süreklili?e sahip olmas?d?r. Bu süreklilik kabuk yerine litosfer ele al?nd???nda yakla??k 100 km ‘ye ula??r. ??te bu dü?ey yöndeki zay?fl?k yerkabu?unun bu yöndeki yüklere kar?? daha duyarl? olmas? sonucunu do?urur. Boyutsal büyüklük ile i?levsel süre aras?nda da hep do?ru orant? süreci vard?r. Örne?in bir hamam tas? içerisindeki dalgalar?n yar?m saniyede s?n?ra ula?mas? ile bir okyanustaki tsunami dalgalar?n?n yar?m günde sahile ula?mas? orant?s? gibi. En güzel örnek ise bir tencere mercimek çorbas?n? kar??t?r?rken çalkalanma periyodunun dakika mertebesinde olmas?na kar??l?k, Yerkürenin s?v? çekirde?inin çalkalanma periyodunun yakla??k 700.000. y?l olmas?d?r. Bu çerçeveden bak?ld???nda yerkabu?unun üzerine konulan ya da kald?r?lan bir yükün etkisinin de uygulama süresi ile do?ru orant?l? olarak ?iddetini art?racakt?r. Yerkabu?una uygulanan dü?ey yükler bir-iki ay gibi görece k?sa zamanda yer kabu?u üzerinde hissedilir bir deformasyon yapar. Bu olay Türkçe kar??l??? ile tam olarak bir bel verme ?eklinde olu?ur. Uygulama süresi ne kadar uzun olusa bel verme de o kadar etkili olur. Ancak bel vermenin de bir s?n?r? vard?r. Bu s?n?r? Arkhimides Kanunu kontrol eder.

Bu yükleme ve yük kald?rma olaylar? sadece kar ya???? ile s?n?rl? de?ildir. A?a??daki ?ekilde örnekleme ve s?n?flama yap?lm??t?r:

 

 

 

 

?ekil-1. ?zostatik kurallara ba?l? olarak nisbeten yava? yükleme bo?altma i?levleri.

 

Görece h?zla yükselen bir yanarda? konisi, h?zl? birikinti konisi ol?turan bir ?rmak, h?zl? ya??? sonucunda anormal yükleme yapan kar ya????, ve yapay olarak h?zl? yükleme yapan baraj rezervuar gölü hep yerkabu?unda h?zl? çökme ile sonuçlanan izostatik denge aray???n?n sonuçlar?d?r.

Akhisar vadisindeki çekirdeksiz üzüm ba?lar?ndan her y?l bir milyon ton civar?nda ya? üzüm hasad? yap?ld???n? duymu?tum. Üç-dört ay boyunca yava? yava? büyüyen üzüm salk?mlar? eylül ay?nda aniden toplan?p onbe? yirmi günde kurutulup ?zmir Liman?na sevkedilirse yine ayn? nedenlerle az miktarda da olsa bir mevsimlik izostas? aray???na sahne olacakt?r.

Tabiidir ki Do?u Anadolu bölgemize ya?an ve ortalamas? bir metreyi bulan kar ya????n?n birkaç ay bölgede kalmas? ve bir ayl?k bir sürede eriyerek F?rat ve Dicle vas?tas? ile bölgeyi terketmesi de bir miktar izostatik denge aray??lar?na neden olacakt?r. Sadece Keban baraj?n?n, tam dolu oldu?unda onbe? milyar tondan daha fazla su kütlesi ta??d???n? hat?rl?yorum. Bu durumda en az?ndan yar?s?na kadar dolu tutulmaya çal???lan baraj gölleri art?k ilk dolduruldu?u günlerdeki kadar etkin izostatik depremlere neden olmamaktad?rlar. Örne?in Keban Baraj Gölü ilk su tuttu?unda be? alt? y?l süren 3.5-4.5 Richter lik deprem f?rt?nas?na neden olmu?tu. Yeryüzündeki bütün büyük baraj gölleri bu ?ekilde davranm??t?r. Ancak Van Gölü yükselimi s?ras?nda Van gölü simpozyumunda da belitti?im gibi, Van gölüne ilave 9 milyar ton su yüklendi?i halde, bu izostatik deprem aktivitesi olu?mam??t?r. Bunun nedeni Bo?aziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Van Gölü Sempozyumu kitab?nda ç?kan makalemde de bilirtti?im gibi “o dokuz milyar ton suyun Van gölüne ba?ka bir yerden örne?in a??r? ya???lardan falan gelmedi?i, suyun zaten orada bulundu?u, fakat sadece derinlerde bulunan bu suyun, gölün taban?na “tube like lacustrine” vas?tas?yla bas?ld???n? söylemi?tim.

Bu su seviyesi yükselmesi olay? o günlerde sadece Van Gölü için  geçerli de?ildi. Türkiye s?n?rlar? içindeki ve orta do?udaki bütün tektonik göllerin su seviyesi yüselirken, birikinti ve do?al baraj göllerinin, çok ya??? alan bölgelerde bile seviyelerinin dü?tü?ü görülmü?tü. Örne?in o günlerde yani 1990-1993 y?llar? aras?nda, ayn? klimatik yörede olmalar?na kar??l?k Hazar denizi etraf?na büyük hasarlar vererek yükseldi?i halde Aral Gölü tabir caizse kurumu?tu. Bu durumda bu yükselen göller milyarlarca ton ilave su yüküne kavu?tuklar? halde çevrelerinde her zamankinden farkl? bir deprem etkinli?i olmam??t?. Halbuki Keban baraj?, Atatürk Baraj? veya Kariba Baraj? gibi daha küçük rezervuar gölleri, halen deprem etkinliklerini az da olsa sürdürmeye devam etmektedirler. 

 

 

?ekil-2. ?zostatik kurallara ba?l? olarak nisbeten h?zl? yükleme bo?altma i?levleri.

 

?ekil-2’de Siyah çift yönlü okun bulundu?u yerde, okyanusal kabuk üzerinden yakla??k 1 milyar tonluk bir yük aniden (bir kaç dakika içerisinde) kald?r?lm?? ve yine aniden say?labilecek bir süre içerisinde beyaz çift yönlü okun bulundu?u yere kondurulmu?tur. Bu durumda yükün kald?r?ld??? ve konduruldu?u yerlerde okyanusal kabukta bu etkilere kar?? s?ras? ile yükselme ve belverme tepkileri olu?acak ve bu durumda periyodlar? birbirine e?it olmayan ve e?güdümlü çal??mayan birbirinden ba??ms?z ve fakat çok yak?n iki odakta dü?ey osilasyon depremi olu?acakt?r.

 

Sonuç olarak ?zostatik depremler büyük etkinliklere ula?amayan depremlerdendir. Ancak Tetikleme olgusu ile birikte dü?ünüldü?ünde büyük depremlerin beklenildi?i zaman konusunda bir miktar katk? konulabilmektedir.

 

*:Prof.Dr. Kocaeli Üniversitesi Emekli ö?retim üyesi. Anadolu Çevre Asamblesi Ba?kan?.

4_1340899613_dc-image006.jpg

DEN?Z ÇEK?LMELER? , ?NDONEZYA DEPREM? ?LE ?LG?L?D?R

DEN?Z ÇEK?LMELER? , ?NDONEZYA DEPREM? ?LE ?LG?L?D?R
Prof.Dr.U?ur Kaynak

 

Ben nedensellik bak?m?ndan aksini dü?ünüyorum. Ocak.2005 ‘in ilk yar?s?nda Akdeniz, Marmara ve Karadenizde yer yer görülen deniz çekilmeleri olaylar?n?n ?ndonezya depremi ile dolayl? olarak ilgisi oldu?unu dü?ünüyorum. Ama bekledi?imiz herhangi bir Türkiye depremi ile ilgisi olmad??? konusunda herkesle fikir birli?im var.

 

Her depremden sonra kesitte görüldü?ü gibi direkt P dalgalar?, Yerkürenin derinliklerine dalarak -103° , +103° ve ±180° yay dakikas? uzakl?klarda yeniden yüzeye ç?karken yeryüzüne dipten darbe yaparlar.

?ndonezya depreminde olu?an Direkt P dalgalar?

?ndonezya depreminde, Asunction Adas? civar?ndaki bu darbeyi alan Atlas Okyanusu Ortas? Yükseltisi, di?er darbe alan yerlerden daha farkl? davrand?. Farl? davranmas?n?n nedeni ise oras?n?n çok özel bir yer yani tam deniz taban? yay?lma merkezi olmas?ndan kaynaklan?yordu. Bak?n o civarda olu?an tetiklemelere:

 

2005/01/13 18:07:14.0  36.9N  10.4W  24   Ml2.7  M  IMP   NORTH ATLANTIC OCEAN           

2005/01/13 18:07:13.7  37.1N  10.2W       mb3.9  M  MAD   NORTH ATLANTIC OCEAN 

2005/01/12 09:54:53.0  35.5N  10.7W       Ml2.1  M  IMP   NORTH ATLANTIC OCEAN

2005/01/12 08:45:33.0  11.2N  20.2W       Mw7.0  A! EVRO  NORTH ATLANTIC OCEAN           

2005/01/12 08:43:45.0   7.5S  19.8W       Mw6.6  A. OPO   SOUTH ATLANTIC OCEAN           

2005/01/12 08:43:40.0   2.3N  21.0W       Mw6.9  A  FLN   CENTRAL MID-ATLANTIC RIDGE     

2005/01/12 08:40:16.2   0.2S  19.0W       mb5.6  M  MAD   CENTRAL MID-ATLANTIC RIDGE     

2005/01/12 08:40:15.6   0.0N  19.5W  33   mb5.5  A  NOR   CENTRAL MID-ATLANTIC RIDGE     

2005/01/12 08:40:13.5   0.6S  19.4W  33   M 5.8  M  BGR   CENTRAL MID-ATLANTIC RIDGE     

2005/01/12 08:40:11.2   0.3N  20.7W  33   Ms6.5  M  GSRC  CENTRAL MID-ATLANTIC RIDGE     

2005/01/12 08:40:05.0   0.7S  21.6W       mb5.8  A  GFZ   CENTRAL MID-ATLANTIC RIDGE     

2005/01/12 08:40:03.6   0.8S  21.2W  10G  M 6.8  M  NEIR  CENTRAL MID-ATLANTIC RIDGE     

2005/01/12 08:40:03.6   0.8S  21.2W  10G  M 6.0  M  NEIR  CENTRAL MID-ATLANTIC RIDGE     

2005/01/12 08:40:02.5   1.0S  20.8W  10f  Ms6.5  M+ INFO  CENTRAL MID-ATLANTIC RIDGE     

2005/01/12 08:40:01.0   1.5S  21.5W  30   mb5.8  A  ODC   CENTRAL MID-ATLANTIC RIDGE     

2005/01/12 08:39:59.0   0.5N  25.4W       mb5.7  A  BRA   CENTRAL MID-ATLANTIC RIDGE     

2005/01/12 08:39:57.4   2.0S  21.4W  33   mb5.5  A  LDG   SOUTH ATLANTIC OCEAN           

2005/01/12 08:39:56.0   4.0S  19.0W       mb6.2  A  LED   SOUTH ATLANTIC OCEAN           

2005/01/12 08:39:52.0   2.1S  22.5W  15   mb5.8  A  INGV  SOUTH ATLANTIC OCEAN           

2005/01/12 08:39:13.0   8.0S  23.5W  15   mb5.4  A  INGV  SOUTH ATLANTIC OCEAN           

2005/01/12 08:39:03.0   9.0S  23.6W       mb5.6  A  RNS   SOUTH ATLANTIC OCEAN

 

Görüldü?ü gibi orta Atlantik s?rt? üzerinde ?ndonezya depremi ile ili?kili olarak birçok deprem olu?tu. Ancak bunlardan birisi, Mw=6.9 ile dikkatleri üzerine toplamakta. Orta atlantik s?rt?nda (ve di?er okyanus ortas? s?rtlar?nda) kendili?inden olu?an transform fay depremleri, karasal e?lenikleri kadar yüksek magnitüdlere ula?amazlar. En yüksek okyanusal rift magnitüdü Mw=6.5 civar?ndad?r. Bunun nedeni ise genellikle okyanusal transform fay düzlemlerinin içerisine do?ru olu?an magma ejeksiyonudur. Bu yüzden kayganla?an fay düzlemleri, karadakiler kadar yüksek yamulma enerjileri biriktirmeye f?rsat bulamadan çal???rlar. Bu yüzden, bu Mw=6.9 depreminde, al?nan darbenin de katk?s? oldu?unu dü?ünebiliriz. Görüldü?ü gibi bu depremler tam -103° direkt P dalgas? bölgesi civar?nda olu?mu?tur. Tam bir tetikleme klasi?i olu?mu? ve ilk darbeyi ve ard?ndan gelen artç?lar?n da darbelerini ald?ktan 5 gün sonra art?k dayanamam?? ve çal??m??lard?r.

 

Bu darbeyi ve artç?lar?n darbelerini alan Atlas okyanusu, dipten okyanus sular?n? omuzlamaya ba?lay?nca, Atlas Okyanusunun Asunction Adas? civar?ndaki taban? da “yeni bir dalga üretim merkezi” olarak devreye girmi? ve olu?an bu be? – alt? günlük sal?n?m hareketi, uzun deniz dalgalar? üreterek bunlar? kuzey kutbuna ve güney kutbuna do?ru yola ç?karm??lard?r.

 

Darbeyi alan Orta atlantik s?rt?n?n yeniden yayd??? uzun dalgalar.

 

Bu uzun dalgalar?n kutuplara do?ru ynelenleri kutbuplara vard?ktan sonra, geride uzun soluklu bir alçalma rejimi b?rakm?? oldular. Atlas Okyanusundaki bu belli belirsiz seviye dü?mesinden dolay?, normalde her 13.5 günde bir Cebelitar?k bo?az?ndan Akdenize giren 80 km3, ve ç?kan 79 küsur km3 suyun Ay’a ba?l? sal?n?m rejimi bozularak, bu kez Akdenizden Atlanti?e tersine takviye yap?lmaya ba?lan?ld?. (Bak?n?z:Dünya Haritas?) Her zaman Atlanti?e daha az geri dönen noksanl?k Akdenizin a??r? buharla?mas?n? kar??lar. Ama bu kez olay tersine döndü. ??te bu yüzden Akdeniz-Ege-Marmara-Karadeniz ba?lant?l? tuzlu su dip ak?nt?lar?n?n hareketi neredeyse durma noktas?na vard?. Bu durgunluktan ilk önce Çanakkale bo?az? tuzlu dip ak?nt?s? etkilendi. Dip ak?nt? Egeden bast?rmay?nca Çanakkale Bo?az? önlerinde bas?nç (piezometrik seviye) dü?mesi olu?tu. Daha sonra ?stanbul Bo?az? ve sonunda Karadeniz bu çekilmeden etkilendiler. Bu piezometrik seviye dü?meleri, naturas? gere?i kar?n-dü?üm noktalar? olu?turarak ilerlediler. (Bak?n?z: Akdeniz Haritas?) ??te özellikle kar?n noktas? olarak bilinen ?talya-Adriyatik ve Ege hizas?nda bu çekilmeler etkili oldu. Ege hizas?ndaki kar?n noktas? ise olay? Egenin içlerine ce Çanakkale bo?az?na kadar ilettiler. Bu durumda olay?n nedeni ?ndonezya depremidir.

 

Akdeniz Harmonik uzun dalga Hidrodinami?i krokisi.

 

??in en ilginci ise su düzenindeki de?i?ikli?e neden olan bu darbelarin, daha seviye dü?ümü Cebelütar?k’a ula?madan önce, fakat büyük depremden tam 7 saat sonra, bu kez tam Cebelitar?k bo?az? yak?nlar?ndaki gerilim alt?ndaki bir fay? tetiklemesi oldu.

 

 

 

 

 

??te büyük deprem anons kay?d?,

 

2004/12/26  00:58:53

3.30N

95.94E

30

9.0

OFF THE WEST COAST OF NORTHERN SUMATRA

 

 

 

 

Ve i?te ilk tetikledi?i uzak deprem:

 

2004/12/26  07:58:32

35.06N

3.04W

8

3.7

STRAIT OF GIBRALTAR

Her ?ey aç?k seçik de?i mi?

Danışmanlarımız

 

Prof.Dr.Uğur KAYNAK: Kocaeli Ün. Jeofizik Böl. Emekli Öğr. Üyesi, Dohad Onur Üyesi, Danışma Kurulu Üyesi

Doç Dr Oğuz Gündoğdu İstanbul Üniversitesi Jeofizik Bölümü Öğretim Üyesi,İTÜ Deprem Tahmin Projesi Yönetim Kurulu Üyesi

Yrd.Doç.Dr. Berk ÜSTÜNDAĞ: İ.T.Ü. Bilg.Müh.Öğr.Üyesi,İTÜ Deprem Tahmin Projesi Yürütücüsü Dohad Onur Üyesi, Danışma Kurulu Üyesi

Kerim AVCI: Jeofizik Mühendisi  İstanbul Ün. Jeofizik Bölümü .Dohad Üyesi, Danışma Kurulu Üyesi

Cengiz Şentürk: Jeoloji Mühendisi İ.T.Ü Jeoloji Müh Bölümü Dohad, Danışma Kurulu Üyesi

Depremden Korunmak

 

DEPREMDEN KORUNMAK.
U?ur Kaynak* 


    Türkiyede özellikle Do?u Marmara depreminden sonra birinci derece deprem bölgelerindeki belediyelerde imar planlar?n?n revize edilmesi gündeme geldi. Revize imar planlar?na esas te?kil etmek üzere yeniden veya ilk olarak “Yerle?ime Uygunluk Projeleri” çal??malar? ba?lat?ld?. O günlerde yay?nlanan bir genelge ile bu belediyelerin yerle?ime uygunluk projelerini en geç bir y?l içerisinde tamamlamalar? istenildi. Baz? belediyeler bunu bir y?l içinde tamamlad?. Baz?lar? tamamlayamad?. Baz?lar? ise hiç ba?layamad?lar. Hiç ba?layamayanlar daha sonra konunun takipsizli?i ve paras?zl?k dolay?s? ile bu konuyu ask?ya ald?lar. Baz?lar? ise gündemden tamamen ç?kard?lar. 
    Türkiyede yerle?ime uygunluk projelerinde üç yöntem kombine edilerek uygulan?r. Bunlar Jeoloji, Jeofizik ve Jeoteknik yöntemlerdir. Daha sonra Afet i?leri genel müdürlü?ü bu çal??malar? jeofizik olmadan da(!) kabul etmeye ba?lad?. 
    Bu s?rada Kaynak Mühendislik Ltd. taraf?ndan ?zmit ili, Körfez Belediyesi Yerle?ime uygunluk Projesi üç yöntemin kombine edilmesi yoluyla zaman?nda tamamlan?p Afet ??leri Gn.Md.lü?üne ve Körfez Belediyesine teslim edildi. Çal??ma bittikten bir y?l sonra bir rastlant? olarak Ba?bakanl?k Deprem fotograflar? ar?ivinde Körfez Beldesinin havadan çekilmi? bir deprem sonras? fotograf? elde edildi?inde, Y?k?m alan? s?n?r?n?n, Jeofizik yöntemlerle tesbit edilen s?n?rla tam olarak çak??t??? görüldü.

    Bu durumda ?u mant?ksal sonuca ula??ld?:
    E?er bu yerle?ime uygunluk projesi depremden önce yap?lm?? olsayd?, tesbit edilen önlemli bölge içerisindeki yap?lar?n kontrol edilmesi, envanterinin ç?kar?lmas?, tekviye edilmesi, önceden bo?alt?larak y?kt?r?lmas? veya hiç dokunulmamas? gereken yap?lar önceden tesbit edilecek ve can kay?plar? çok büyük miktarda önlenmi? olacakt?. 
    Bundan sonra deprem olmas? olas?l??? yüksek olan yerle?im bölgelerinde bu tür çal??malar yap?ld???nda, büyük bir yakla??kl?kla y?k?m alan? s?n?rlar? tesbit edilebilece?inden, önceden her türlü önlemin al?nmas?, bu dar alanlarda daha h?zl? ve daha ucuz maliyetle ele al?nabilecektir. 
    Bu konuda Türkiyede aletli dönemle deprem episantrlar?n?n tesbit edildi?i 1900 y?l?ndan beri olu?mu? Magnitüdü 6 dan büyük depremlerin olu?tu?u bölgelerdeki sismik bo?luklar daha da ön plana ç?kmaktad?r. Bu sismik bo?luklar?n di?er deprem olmu? yörelerden daha fazla risk ta??d??? bilinmektedir. Di?er taraftan daha önce deprem olmu? yörelerde de deprem olmakta ve depremin s?k s?k tekrarlad??? yerler de dikkati çekmektedir. En az?ndan Sismik bo?luklar?n potansiyel deprem bölgeleri oldu?unu kabul ederek o bölgelere öncelik verilmesi daha ak?lc? bir davran?? biçimi olacakt?r. 

    Bir yerle?im bölgesinde olas? bir büyük depremde meydana gelebilecek y?k?m alan?n? tesbit edilmesi çok büyük avantajlar sa?lamaktad?r. Bu sayede yap? envanter çal??malar? çok çabukla?makta ve y?k?m alan?n?n içerisindeki yap?lar?n hangilerinin takviye edilece?i, hangilerine dokunulmamas? gerekti?i ya da hangilerinin y?kt?r?lmas? gerekti?i çok özel yöntemlerle tesbit edilebilmektedir. Bu i?lem benzerlerine göre çok dü?ük bir masrafla uygulanabilir. Sedece Jeofiziksel olarak Rezistivite ve Sismik yöntemler uygulanmaktad?r. Elde edilen Zemin hakim periyodu, Zemin emniyet gerilmesi, Dü?ey yatak katsay?s?, Deprem büyütme katsay?s?, E?imli alanlar söz konusu ise içsel sürtünme aç?s? ve yer alt? suyu satürasyon haritalar? ç?kar?l?p özel olarak de?erlendirmeye al?nd???nda olas? y?k?m alan?n? s?n?rlar?n?n neredeyse adres baz?nda önceden tesbit edilmesi söz konusu olmaktad?r. Böyle bir uygulama Kocaeli ili Körfez ?lçesinde ne yaz?k ki Do?u Marmara Depreminden sonra gerçekle?tirilmi?tir.
Verilen grafiklerde Deprem süresi ile ve fay y?rt??? boyu ile depremin büyüklü?ü aras?ndaki ili?kiyi veren grafik üzerinde lineer regresyon do?rusu çizilerek yakla??k olarak de?erler saptanm??t?r. Buna göre kaç km boyundaki sismik bo?luktan ne kadar büyüklükte deprem beklenilebilece?i de öngörülmü? olur. 


?ekil-1. Deprem Büyüklü?ü – Fay Boyu ?li?kisi.

?ekil-2. Deprem Büyüklü?ü – Deprem Süresi ?li?kisi


Üstteki grafik de?erlerini bir de tablo halinde sunal?m:
Magnitüd  Fay boyu
———-   ————
5.5                2 km
6.0                7 km
6.5               21 km
7.0               70 km
7.5             210 km 
8.0             680 km

    Yukar?da verilen de?erler kesin olmay?p yakla??k de?erlerdir. Fay boyu ayn? olsa da ayn? büyüklükte deprem üretilmesi söz konusu de?ildir. Bu ili?kiyi fay?n bulundu?u yerdeki kabuk kal?nl???, deprem oda??n?n derinli?i, fay kompartmanlar?ndaki yanta??n sürtünme katsay?s?, yanta??n do?al s?cakl???, fay düzlemindeki yeralt? suyu miktar? ve fay düzlemindeki milonitle?me miktar?… etkilemektedir. Bu yüzden tablodaki de?erler yakla??kt?r.
    6 ve daha yukar? büyüklükte depremlerin da??l?m?ndan elde edilen sismik bo?luklardan yararlan?larak tesbit edilen potansiyel deprem alanlar? önem s?ras?na göre,

Do?rusal K?r?klar.
1. Osmaniye – Mara? – Ad?yaman
2. Pötürge – Sivrice – Palu
3. Burdur – Isparta
4. Bulan?k – Ahlat- Edremit – Gürp?nar (Van Gölü civar?)
5. Gemlik – ?znik – Geyve
6. Orta Marmara
7. Çat – Erzurum – Pasinler
9. Vezirköprü – Havza – Ladik – Tosya
10. Re?adiye – Koyulhisar – Refahiye
11. Yeniça?a – Gerede – Eskipazar
18. Kars

Dü?ey At?ml? k?r?klar:
8. Bigadiç – Soma – Bergama
12. Manisa
13. Kütahya
14. Afyon
15. Denizli
16. Mu?la
17. Dalaman

Yays? K?r?klar
a. Siirt
b. Ad?yaman
c. Malatya
d. Ecemi?
e. Kayseri
f. Yozgat
g. Çank?r?
h. Pülümür

    Olarak s?ralan?rlar. Bunlardan Van Gölü civar?ndaki sismik bo?luk, ve Sivrice bo?lu?u, bu göllerin derin ba?lant?s? dolay?s? ile sürtünme katsay?s?n?n en fazla dü?ürüldü?ü yerlerdendir. Bunlar listede daha a?a??larda de?erlendirilebilirler. Listedeki yerle?im birimlerinde bu çal??mada aç?klanan benzer çal??malar?n acilen yap?lmas? gerekmektedir.
Bunlardan Dü?ey at?ml? k?r?k bölgesinde olu?acak depremlerin M=< 6 olmas? yani magnitüdlerinin 6 dan küçük olmas? olas?l??? vard?r. Di?er Do?rusal ve yays? k?r?k bölgelerinde beklenilen büyüklükler ise M=<8 yani magnitüdlerinin 8 den küçük olmalar? beklenilmektedir.
Bu konuda al?nacak önlemler için ekte sunulan tan?t?c? yaz?, Körfez ?lçesinde var?lan sonucu irdelemektedir.

YIKIM SINIRLARININ ÖNGÖRÜLMES? (Depreme Kafa Tutmak)
    
Konu, bir depremden önce y?k?m alan?n?n s?n?rlar?n?n öngörülmesi. Böyle bir ?ey olabilir mi? Yapabilirsek ne anlama gelir? Cevab? Evet, anlam? ise ya?am kurtarmak, depreme kafa tutmak demektir.
Bu saptaman?n yap?ld??? yerle?im biriminde hangi yap?lar?n güçlendirilmesi gerekti?i, hangilerinin y?k?lmas? gerekti?i ya da hangilerine dokunulmamas? gerekti?i çok güvenilir bir biçimde tesbit edilebilecektir. Böyle bir argüman isedepreme haz?rlanma ad?na büyük bir ekonomi ve zaman kazan?m? demektir. Bu müdahale alan?n?n tam olarak ad?n? koyal?m:

Olas? Y?k?m Alan?. Olas? diyoruz ama s?n?rlar?n?n tesbit duyarl??? gerçekten de olas? denilmeyecek kadar yüksek. Bir olas? y?k?m alan?n?n s?n?r?n? çizebilmemiz için elimizde nas?l bir araç var?
Cevap: Jeofizik.
Güvenilirlik nas?l kan?tlanacak?
Fotograf burada, rapor orada.


?ekil-3. Çal??ma alan?ndaki k?rm?z? y?k?m s?n?r? ile bu s?n?r? büyük bir yakla??kl?kla takip eden ye?il “özel” kombine anomali konturunun çak??mas?.


    Elimizde bu yöntemi uygulayabilece?imiz, y?k?p geçen bir tek deprem vard?. Ancak ne yaz?k ki bu y?k?p geçen deprem sayesinde böyle “Y?k?m Alanlar?” içeren bir beldede bu amaca yönelik ölçüler alabilirdik. Ölçüler al?nd? ve hiç beklemedi?imiz bir ?ekilde baz? parametrelerin sonuçlar?n? gösteren harita, bu beldedeki bütün y?k?m alanlar? ile inan?lmaz bir yakla??kl?kla çak??t?. ??te o beldenin y?k?m alanlar?ndan birinin fotograf? ve çok iyi hat?rlad???m kadar? ile buldu?umuz y?k?m göstergesi parametresinin y?k?m alan? ile çak??mas?. (?ekil-3. Ba?bakanl?k internet sitesi Deprem fotograflar? ar?ivi. Slide No:39)
    Bu beldemizde Revize ?mar Plan?na Esas Yerle?ime Uygunluk Projesi uygulanmakta idi. Bu uygulama s?ras?nda ada baz?nda ayr?nt?l? jeolojik çal??malar, yüzlerce sismik travers, yüzden fazla rezistivite dü?ey elektrik sondaj?, 1600 m mekanik sondaj, analizler, özel haritalar kesitler vs. ç?kar?ld?. Yap?lan kombine jeofiziksel uygulamalar sonucunda 1 / 5000 ölçekli olmak üzere a?a??da s?ralanan elastik ve petrofizik parametrelerin ilk üç katmana ait ayr? ayr? haritalar? ç?kar?ld?. Bu haritalar?n e?ik de?eri a?an konturlar? de?erlendirmeye al?nd?. Daha sonra bunlar birbirleri ile nedensel ili?kilerine göre ikili üçlü ve ili?ki aranmaks?z?n tümül olarak korelasyona tabi tutuldu. Aralar?nda +1’e yak?n korelasyon gösterenler tekrar de?erlendirmeye al?nd?. Ve bunlardan bir kümenin Beldedeki muhtelif y?k?m s?n?rlar? ile güvenilir bir yakla??kl?kla çak??t??? gözlendi. Konturlar?n ço?u kesiminde sokak baz?nda de?il yap? baz?nda rezolüsyona ula??ld?. ?ekil-3’de bu çak??man?n yeniden canland?r?lm?? hali verilmi?tir. Elde edilen parametreler,

1.Maksimum Ta??ma Kapasitesi ?kinci Katman Anomali Haritas?
2.Dinamik Zemin Emniyet Gerilmesi ?kinci Katman Anomali Haritas?
3.Zemin Hakim Periyodu ?kinci Katman Anomali Haritas?
4.Dü?ey Yatak Katsay?s? ?kinci Katman Anomali Haritas?
5.Zemin Büyütmesi ?kinci Katman Anomali Haritas?
6.?çsel Sürtünme Aç?s? ?kinci Katman Anomali Haritas?
7.Rezistivite ?kinci Katman Anomali Haritas?

    Özellikle ikinci katman parametrelerinin de?erlendirmeye al?nmalar?n?n nedeni genellikle yap? temel derinliklerinin bu katman içerisinde kalmas?ndan kaynaklanm??t?.
    ?imdi, ?stanbul’un bütün beldelerinde, ya da bana göre Türkiye’mizdeki en yüksek magnitüdlü deprem riski ta??yan çizgiselliklerde, böyle kapsaml? jeofiziksel çal??malar?n yap?ld???n? ve “Maksimum Y?k?m Riski Ta??yan Alanlar?n” saptand???n? varsay?n. Böylece bir beldede ya da bir kentin tamam?nda, risk alan? içerisinde kalan hangi yap?lar?n güçlendirilmesi gerekti?i, bunlardan hangilerinin risk alan? içerisinde olmakla birlikte depreme dayan?kl? olduklar?n?, hangilerinin ise umars?z olup y?k?lmalar? gerekti?i, katalog çal??ma alan? optimal biçimde daralt?lm?? olaca??ndan, daha h?zl? ve daha ekonomik olarak bulunmu? olur. 
    Bu yukar?dakiler insana, “Bak?n çaresiz de?ilmi?iz!” dedirtecek yöntemler olarak görünmekte. Fakat çareler bu kadarla da kalm?yor. E?er ?stanbulda çok miktarda bulunan tarihi bir yap? söz konusu oldu?unda ve bu tarihi yap?ya mühahale etmenin mümkün olmad??? durumlarda yap?lacak ba?ka i?lemler de vard?r. Yukar?da sözü edilen Maksimum Y?k?m Riski Alan?’n?n, örne?in ?stanbul Avrupa yakas? plastik tabanl? yerle?im birimleri için, Yap?ya müdahale edilemedi?inde zemine müdahale edilerek,

Çak?l Kanall? Drenaj (Periyod Küçültücü)
Kum Kanall? Drenaj (Periyod Küçültücü)
Jet Grouting (Ta??ma Gücü Art?r?c?)
Sürtünmeli Fore Kaz?k (Ta??ma gücü art?r?c? ve Moment Kolu Takviyesi)
Yer Alt? Beton Perdesi (Söndürücü)
Özel zeminlerde Yer yuvarlanmas? (Ground Roll) önleyici Strafor Hendekler. (Söndürücü)

gibi i?lemlerle, yap?lara müdahale etmeden önce zemini iyile?tirme i?lemleri de yap?labilmelidir.
??in içerisinde, Jeolojik Harita, Temel Sondaj? ve Laboratuar analizleri gibi pahal? i?lemler olmad???ndan dolay?, uygulanan Jeofiziksel yöntemler, san?landan çok daha dü?ük maliyetli olacakt?r. Zemin iyile?tirme i?lemlerinin de özellikle sofistike olmayan yöntemlerden seçilmi? oldu?unu söylemek gerekir.
Tuzlan?n TEM’e yak?n k?s?mlar?nda Körfez beldesi ile ayn? etkenlere sahip 1 km eninde , “Orhanl?dan Samandraya kadar” yakla??k 20 km boyunda, bol yer alt? suyu olan bir koridor vard?r. Geçen gün orada da yakla??k 15 ölü verdi?imizi daha yeni ö?rendim.

———————
Prof.Dr. , Ko.Ü. Emekli Ö?r. Üyesi, Anadolu Çevre Asamblesi Ba?kan?. 

Levha Tektoni?i Kuram?

 

LEVHA TEKTON??? KURAMI

Prof. Dr. Celal ?engör 
 

?nsano?lu dü?ünmeye ba?lad??? andan itibaren çevresindeki yer?ekillerin nedenlerini merak etmi?, bunlar?n binlerce y?l sabit ve sars?lmaz kabul edilmesinden sonra, asl?nda sürekli bir haraket ve evrim içinde olduklar?n? anlay?nca da bu hareketi idame ettiren kuvvetin do?as?n? ve kökenini ara?t?rmaya ba?lam??t?r (?engör, 1983). Say?lar? oldukça kabar?k olan jeotektonik hipotezlerin veya teorilerin ba?l?calar? “Kontarksiyon Teorisi” , “Ekspansiyon Teorisi” , “Ma?matik Yükselme -Kabarma Teorisi”; “Konveksiyon Ak?mlar? Teorisi”, “K?talar?n Kayma Teorisi” ve nihayet “Levha Tektoni?i Teorisi” dir (Ketin, 1983).

Kontraksiyon Teorisinin ana fikri, yani yerküre’nin ba?lang?çta s?cak-ergimi? bir kütle halinde bulundu?u, zamanla so?uyarak büzüldü?ü, hacminin küçüldü?ü ve d?? k?sm?nda kat? bir kabu?un olu?tu?u daha 17. yüzy?lda Descartes (1664) ve Newton (1681) taraf?ndan benimsenmi?, ilk kez yer bilimlerine uygulanmas? ise , James Hall taraf?ndan gerçekle?tiilmi?tir. Fakat teorinin tüm jeoojik yönleri ile geni? anlamda kurucusu ünlü frans?z yer bilimci Elie de Beamont olmu?tur (1829-1852). Özellikle Avusturyal? büyük yer bilimci Ed. Sues (1831-1909) “Yeryuvar?n?n Çehresi” adl? ünlü eserinde teoriyi yer bilimleri alan?nda “bir dünya görü?ü” niteli?ine yükseltmi?tir.

Kontraksiyon Teorisi yirminci yüzy?lda Jefreys ve Guttenberg gibi ünlü jeofizikçiler taraf?ndan de?i?ik biçimde de olsa desteklenmi?tir.

Ekspansiyon veya Geni?leme Büyüme Teorisine göre, yeryuvar?n?n hacminin büyüme nedeni esas itibar?yla ?s?sal geni?lemedir. Di?er bir neden yer içindeki yo?unlu?u fazla yüksek bas?nç faz?ndaki maddelerin yo?unlu?u daha az dü?ük bas?nç faz?ndaki türlerine dönü?mesidir.

Konveksiyon ak?mlar? teorisinin dayand??? ana görü? yer içinde kabuk alt?nda cereyan eden ?s? de?i? toku?udur. Teoriye göre yerin içi ile yeryüzünün s?cakl??? aras?ndaki ?s? fark? yerin manto kesiminde y?lda bir kaç santimetre h?zla hareket eden bir konveksiyon ak?m? olu?turmaktad?r ve bu hareket sürtünme dolay?syla yerkabu?una intikal etmektedir. Di?er bir de?i?le derinlerde manto kesiminde çok yava? akan maddeler yerkabu?undaki hareketlere aktif olarak kat?lmakta büyük tektonik yap?lar?n meydana gelmesinde katk?da bulunmaktad?r.

Özetle konveksiyon ak?m?n? besleyen onu sürekli olarak hareket halinde tutan enrji kayna?? yerin s?cakl??? (Holmes) ve gravitasyon (van Bemmeln) etkisidir.

K?talar?n kayma teorisi, alman jeofizikçi Alfred Wegener taraf?ndan 1912’de ortaya konmu? ve E. Argand (1922), Du Toit (1921) gibi dönemin ünlü jeologlar? ile Beniof (1954) Runcorn (1962), Sykes (1968) ve Bullard (1969) gibi yeni zamanlar?n tan?nm?? jeofizikçileri taraf?ndan benimsenmi? ve desteklenmi?tir. Bu teoriye göre;

K?talar okyanus tabanlar?ndan farkl? yap?dad?rlar. Onlara s?ms?k? ba?l? da de?illerdir. Aksine buzda?lar?n?n denizde yüzdükleri gibi k?talar da derin deniz diplerinde-okyanus tabanlar?nda- aç??a ç?kan ve yo?unluklar? kendilerinkinden fazla olan a??r maddeler üzerinde yüzerler kayarlar.

Levha Tektoni?i , büyük ölçüde okyanuslardan elde edilen verielr üzerine kurulmu? bir teoridir. Bu özelli?i ile kendinden önceki teorilerden ayr?l?r.

?kinci dünya sava?? esnas?nda özellikle denizlt? sava?lar? için geli?tirilen son derece hassas batimetrik harita alma yöntemleri sava?tan sonra ?ngiltere’de Sir Edward Bullard (cambridge Üniversitesi) ve Amerika’da Hary Hess (Princeton Üniversitesi) ve Maurice Ewing (Colombia Üniversitesi) gibi hükümetler nezdinde söz sahibi ciddi bilim adamlar? taraf?ndan okyanus tabanlar??n ayr?nt?l? haritalanmas?nda kullan?ld?. Özellikle Ewing’in yönetiminde bulunan Lamont Jeofizik rasathanesi gemileri sadece batimetrik de?il ma?netik ve gravite verilerini de topluyordu, deniz tabanlar?ndan tortu örnekleri al?yorlard?.

Bu faaliyet okyanuslarda devam ederken, ABD, so?uk sava??n bir sonucu olarak Sovyetler Birli?inin yapt??? zannedilen nükleer silah deneylerini izleyebilmek amac?yla dünyan?n dört bir yan?na uzanan sa?l?kl? bir sismograf a?? olu?turdu. WWSSN olarak bilinen bu a? sayesinde ma?netidü 4 ve yukar?s?ndaki depremler büyük bir hassasiyetle kaydedilmeye ba?land?. Episant?r tayinindeki hatalar?n genellikle bir kç kmnin içine al?nmas? özellikle okyanusal alanlarda depremlerin son derece dar ku?aklarda olmas? ve bu ku?aklar?n çvreledi?i devasa alanlar?n hemen hemen asismik ku?aklar oldu?unu gösterdi.

1940’l? y?llar?n sonlar?na do?ru Amerikal? jeofizikçi Hugo Benioff derin deniz hendeklerinden manto içine sarkan e?imli deprem zonlar?n?n asl?nda devasa bindirmeler oldu?u ve bu bindirmeler boyunca okyanus taban?n?n pasifi?i çevreleyen k?talar?n alt?na dald???n? iddia etti. 1952’de alman tektonikçi Hans Stille bu e?imli deprem zonlar?n?n hemen üstlerinde Pasifi?ia deta ku?atan me?hur “ate? çemberi”ni olu?turan volkanlar?n varl???na dikkati çekti ve bunklar aras?nda jenetik bir ili?ki olmas? gerekti?ini vurgulad?.

Bu geli?meler olurken Amerikal? petrolog Harry Hess sava? y?llar?nda donanmada edindi?ideneyimler ?????nda okyanuslar?n tarihi ile ilgileniyordu. Özellikle Ewing ekibinin okyanuslar?n san?lan?n tersine genç olmalar? gerekti?ini göstermi?ti.

Öte yandan Hess, Amerikal? jeologlar?n ezici ço?unlu?unun tersine, k?talar?n kaymas?na inanmaktayd? ama o da jeofizikte biraz bilgisi olan herkes gibi; Sir Harold Jefreys’in sialin sima üzerinde yüzen bir sal gibi hareket edemeyece?ini, siman?n sialden daha kuvvetli oldu?unu tar??ma götürmez bir aç?kl?kla kan?tlam?? oldu?unu biliyordu. Sial simadan ba??ms?z hareket edmezdi.

Acaba sial ile sima birlikte hareket edemez miydi ? 1960 y?l?nda yay?nlanan makalesinde Hess, mantoda büyük ölçüde konveksiyon akmlar? olams? laz?m geldi?i varsay?m?ndan hareketle, okyanus litosferinin bu konvektif sistemin s?n?r kondüksiyon tabakas? oldu?unu ileri sürdü. Ayn? y?l Robert Dietz, bu mekanizmaya deniz taban? yay?lmas? ad?n? verdi.

Hess ve Dietz’in makalelerinin yay?nlanmas?n?n hemenn akabinde Kanada’da Morley, ?ngiltere’de Cambridge’de henüz bir doktora ö?rencisi olan Fred Vine, Hess’in dü?üncesini kontrol edebilmek için dahiyane bir yöntem önerdiler. Bu yöntemin esas? ?uydu: Yer’in jeomanyetik kutuplar?n?n Senezoik esnas?nda düzensiz aral?klarla terslendi?i yap?lan paleomanyetik çal??malardan biliniyordu. Deniz taban? yay?lmas? yay?lma eksenine dik yönde ve bilateral simetrik olarak okyanus taban? üretti?ine göre jeomanyetik kutuplardaki terslenmeler de yay?lma merkezinin her iki yan?na simetrik olarak kaydedilmi? olmal?lard?r, çünkü okyanus tabakalar?n?n üst tabakalar? ferromanyetik mineral içeren bazaltlardan olu?ur. yay?lma ekseninde s?v? halde bulunan bazalt lavlar? içerisindeki mineraller püskürdükleri andaki jeomanyetik alan?n etkisinde belirli bir yönde dizilirler. Yay?lma devam ettikçe yay?lma merkezinden uzakla?an bazalt beraberinde püskürdü?ü zamanki jeomanyetik alan?n yönünün de sabit bir kayd?n? ta??r. Sürekli jeomanyetik alan terslenmeleri yay?lma merkezinin iki yan?nda ve ona paralel uzanan ters ve normal yönde manyetize olmu? ?eritler meydana getirirler.

??te Morley ve Fred Vine ile o zamanki tez hocas? Drumont Matthews, bu fikri ileri sürerek özellikle Ewing grubu taraf?ndan y?llard?r toplanmakta olan Lamont Jeofizik Rasathanesi’nin veri bankalar?nda birikmi? olan manyetik verilerin bu görü?ler ????? alt?nda tekrar gözden geçirilmesi gerekti?ini önerdiler. Vine ve Matthews’un makalesi 1963 y?l?nda Nature dergisinde yay?nland?.

Kanadal? olan John Tuzo Wilson 1960’l? y?llar?n ilk yar?s?nda o zamana kadar gerek Kanada kalkan? üzerinde ve gerekse Kanada’daki buzulla?ma hakk?nda yapt??? çal??malarla kendine hakl? bir ?öhret yapm?? bir jeofizikçiydi. ayn? s?ralarda Lamont Jeofizik Rasathanesinde New york’ta radyoculuk yapmaktan b?kt??? için bir gecikmi? bir doktora ö?rencisi olarak gelen Walter C. Pitman ise sadece fizik e?itimi görmü? olup kendi deyimiyle kayalar? kald?r?m ta??ndan ay?racak kadar dahi jeoloji bilmiyordu.

Pitman’?n jeoloji konusundaki bilgisizli?i asl?nda kendisinin en büyük avantaj? oldu. Pitman, Vine ve Matews’un makalesini tesadüf eseri okudu?u zaman jeolojide bilgi sahibi arkada?lr?n?n tersine o makalede ileri sürülen fikirleri son derece akla yatk?n buldu. Bunun sonucu olarak Lamont’un veri bankalar?nda bulunan manyetik verileri kontrol ederek Vine ve Matews’un dolays?yla Hess’in hakl? oldu?unu gösterdi. Sadece k?talar de?il okyanus tabanlar? da küre sath?nda binlerce ve binlerce kilometrelik mesafeler katediyorlar orta okyanus s?rt?nda do?up derin deniz hendekleri boyunca tekrar mantoya dönüyorlard?.

Bu arada T. Wilson probleme tamamen de?i?ik bir aç?dan yakla??yordu. Wilson, Hess’den sonraki en önemli ad?m? att? ve orta okyanus s?rtlar? ile hendeklerin bittikleri yerlerde asl?nda haraketin büyük yanal at?ml? faylarla ba?ka bir ?ekle “transforme” edilerek devam etti?ini gösterdi. Böyle s?rtlar? ve hendekleri birbirine ba?layarak hareketin devam?n? sa?layan yanal at?ml? faylara Wilson, hareketi transforme ettikleri için transform fay ad?n? verdi. Wison 1965’de tüm s?rtlar? ve hendekleri birbirine ba?layan küre üzerindeki hareketli ku?aklar? ilk defa tam olarak tasvir etti ve bu ku?aklar boyunca birbirlerine göre hareket etmekte olan dahili olarak asismik ve yüksek bir burulma rijitidesine sahip olan litosfer parçalar?na “Levha” ad?n? verdi. Bu suretle levha tektoni?i tüm ö?eleriyle ortaya ç?km?? oluyordu.

Levha tektoni?inin geli?mesinde, 1967 y?l?nda yay?nlanan iki makale çok önemli bir roloynad?. Bunlardan biri Lamont’un jeofizikçilerinden Lynn R. Sykes taraf?ndan yay?nland?. Sykes, o zamanlar hayli geli?mi? olan depremlerin fay meknizmalar?n?n çözümleri yönteminden yararlanarak Wilson’un transform fay kavram?n? ve onunla birlikte Hess’in deniz taban? yay?lmas? hipotezini kontrol etmek niyetiyle orta Atlantik s?rt?n? öteleyen k?r?k zonlar? boyunca bir seri fay düzlemi sonucu elde etti. Sykes yapt??? bütün çözümlerde kesinlikle Wilson’un yorumunun do?ru oldu?unu buldu.

Levha tektoni?i bu ?ekilde her tabi tutuldu?u testden ba?ar?yla ç?k?nca bu teoriyi tüm küre üzerinde ve ayr?nt?l? bir ?ekilde kontoletmek lüzumu do?du. Önce 1967’de genç jeofizikçi Dan McKenzie ile uygulamal? mtematikçi Robert Parker levha tektoni?inin küre üzerinde nas?l uygulanmas? gerekti?ini göstererek levha hareketlerinin kinemati?inin türetilmesinde deprem kayma vektörlerinin önemine dikkati çektiler.

1969 y?l?nda dar anlamda levha tektoni?inin son önemli ö?esini olu?turan üçlü eklem sorunu da McKenzie ve Morgan taraf?ndan ortaya at?l?p çözülerek bu teorinin kendi içinde tutarl? ve tamamlanm?? bir sistem haline gelmesini sa?lad?lar.

1969 y?l?ndan itibaren levha tektoni?i, ada yaylar?, kenar denizleri, orejenik ku?aklar, geçmi?teki fauna vefloran?n da??l?m?, mantonun evrimi ve konveksiyon ve yer bilimleri kapsam?na giren pek çok konuda bu prensiplere dayal? veya bu prensiplere dayand???n? iddia eden pek çok hipotezin at?lmas?na neden olmu? ve onlarla birlikte dünyaçap?nda yeni bir tektonik model olu?turmaya ba?lam??t?r.

Kaynak:

Prof. Dr. Celal ?engör 
Levha Tektoni?i

Görüntü Yorumlama

Görüntü Yorumlama

Uydu görüntülerindeki bulutlar?n ay?rt edici yap?s? tahmincilere hava sistemlerini tan?mlama ve izleme olana?? verir. Örne?in atmosferik depresyonlar ve ilgili cephe sistemleri kendine özgü bulutluluk yap?s?yla kolayl?kla ay?rt edilebilirler. Uydu görüntüleri ayn? zamanda atmosferin yap?s? ve dü?ey s?cakl??? hakk?nda bilgi verir. Birbiri ard?na elde edilen görüntüler yerd?m?yla bulut yerlerindeki de?i?imin ayn? zamanda rüzgar h?z ve yönlerinin hesaplanmas?n? da sa?lar. Ayr?ca ya??? miktar?n?n belirlenmesi ve deniz dalga yüksekliklerinin hesaplanmas? da gerçekle?tirilmektedir.

Sabit yörüngeli uydular her yar?m saatte bir görüntü alabildiklerinden, sistem hareketlerinin olu?umunun ve hava olaylar?n?n dinamik evriminin yap?s?n?n tan?mlanmas?na yard?mc? olurlar.

Visible (VIS) spektrumundaki görüntüler dünya yüzeyi veya bulutlardan güne? radyasyonu yans?mas?n?n ölçülmesiyle elde edilir.Genel olarak bulut kal?nl??? görüntülerin albedosunu belirler.

IR görüntüleri, yüzeyden ve atmosferden yay?lan infrared radyasyonun ölçülmesiyle elde edilir ve dünyan?n yüzeyi ile bulut tavan? s?cakl?klar? hakk?nda bilgi verir. Görüntülerde so?uk yüzeyler daha beyaz, s?cak yüzeyler ise daha koyu olarak görünür. Infrared görüntüler genellikle yüksek, orta ve alçak bulutlar?n tan?mlanmas?nda kullan?l?r.

VIS ve IR görüntülerinin birlikte incelenmesi, görüntüdeki baz? belirsizliklerin çözümüne yard?mc? olur. Örne?in ?er iki görüntüde de belirli bir alan beyaz olarak görülüyorsa, bu alan?n yüksek ve kal?n bulutlulu?u temsil etmesi olas?l??? oldukça yüksektir. Fakat VIS görüntüsü ayn? alan? parlak olarak gösteriyor ve IR görüntüde daha koyu olarak gösteriyorsa bu alçak bulutlar?n veya sisin varl???n? gösterir. Su buhar? görüntü spektrumunda ölçülen subuhar? radyasyonlar? daha s?cak ve atmosferin alt tabakalar? siyah görünecektir. Atmosferin alt tabakalar?ndaki su buhar? radyasyonu sadece üst katmanlar kuru oldu?u zaman al?nabilir.

Meteorolojik görüntü yorumunun amac?, atmosferde meydana gelen veya meydana gelmi? fiziksel olaylarla görüntüdeki önemli özelliklerin ilgi ve ili?kisini belirlemektir. Örne?in herhangi bir analist bulutlar? belirleyebilmelidir. Uydu görüntüleri bulutun tekstür veya ?ekli, yahutta, dünya yüzeyi üzerindeki co?rafik özelliklere yak?nl???, atmosferde meydana gelen dinamikler hakk?nda bizlere çok fazla bilgi sunmaktad?r. Uydu görüntüsünde bulutun varl??? akl?m?za bulutun olu?ma mekanizmas?n?n nas?l oldu?u gibi yüzlerce soru gelmesine neden olabilir. Bu mekanizma mekanik yükselme ile olabilece?i gibi ?s?nma nedeniyle meydana gelen konveksiyon nedeniyle meydana gelmi? olabilir veya orijininden çok uzakta adveksiyona u?ram?? bulut kütlesinin kal?nt?lar? olabilir. Görüntülerin yorumu bizlere mekanizmay? belirleyecek yard?mc? ipuçlar? sa?lar. Bu bilgi atmosferin ?u anki veya gelecekteki hidrodinamik durumunu belirlememizde yard?mc? olur. Görüntü yorumunun amaçlar? 1) Bulutlar? veya görüntüdeki gizli veya aç?k do?a olaylar?n? belirlemek ve tan?mlamak, 2) Bu özellikleri olu?turan veya güçlendiren fiziksel mekanizmalar? belirlemektir.

Görüntü yorumlanmas?na yönelik ara?t?rmalar?n ço?unda bugün yap?lan i?ler, dijital görüntü analizlerini otomatikle?tirecek tekniklerin geli?tirilmesini kapsamaktad?r. Geçen birkaç on y?l kadar önce birincil analiz ayg?t?, uydu görüntülerini elle görüntüleyen ve bu görüntülerin içerdi?i görüntülere subjektif de?er biçen analistlerin yorumlamadaki ba?ar?s? idi. Mevcut olarak kullan?lan operasyonel meteorolojik uydular bir y?lda 1013 byte’dan fazla görüntü üretmektedirler. Mevcut görüntüleme sistemi ?u anda 106 byte görüntüleyebilmektedir. 107 görüntü gibi bir fazlal?k elle analiz edilebilmek için çok fazlad?r. Görüntü yorumu i?leminin otomatikle?tirilmesinde ve bulut ve di?er özelliklerin kabul edilebilir ilk tahmin analizlerini yapmak için kullan?labilen yüksek h?zl? dijital bilgisayarlarda baz? ilerlemeler gerçekle?tirilmi?tir. Bununla birlikte i?lemin tam otomasyonu ve manuel yorumlama i?leminin iyi anla??lmas?, uydu görüntülerinin hava tahmini ve hava analizlerine uygulanmas?nda temeli te?kil etmektedir.

UYDU GÖRÜNTÜLER?

 

uydu

Magnetik veya optik alanda depolanan uydu görüntüleri, toplama ve ar?ivleme i?lerinin yap?s?ndan dolay?, dijital görüntüler olarak nitelendirilir. Foto görüntülerini analistin ele almas? ve de?erlendirmesi çok kolayd?r, fakat dijital görüntüler çok daha de?i?ik yollarla i?lenirler.

Bir çok meteorolojik görüntüleme ayg?t? dünya yüzeyini televizyon taramalar? gibi analog (resim) ?eklinde tararlar. Radyans ölçümleri her bir tarama boyunca taranan element serisini olu?turan zaman basamaklar?nda al?n?rlar (Bkz. ?ekil)

Bu elementler görüntüde tarama numaras? veya element numaras?na tekabül eden tek tek lokasyonlar olarak belirlenirler. Her bir element lokasyonunda uydu sensörü ile ölçülen radyans tek bir dijital de?er olarak depolan?r. Renkli veya siyah-beyaz monitör(B/W) gibi görüntüleyici ayg?t üzerinde görüntülendiklerinde, grid üzerindeki her bir nokta “resim elementi veya pixel” olarak adland?r?l?r. Dijital de?erler son uydu görüntüsü üzerinde pixelleri renkli veya gri gölgeler olarak belirlemekte kullan?l?rlar. Sonuç görüntü ya monitörde veya foto?rafik görüntü “hard-copy” olarak görüntülenir.

Uydu ayg?t?n?n çözünürlü?ü, alet taraf?ndan dünya yüzeyi üzerinde çözümlenebilen en küçük elementin boyutu olarak belirlenebilir. Bu, sensör optiklerinin görüntüleme alan? ve dünya yüzeyinden olan uzakl???n bir fonksiyonudur. Ayn? zamanda her tarama prosesindeki geçen zaman boyunca toplanan radyasyonun, dünya yüzeyi üzerinde gözlemlenen ne kadarl?k bir alandan geldi?i sorusu da akla gelebilir. Bu alanlar (kutucuklar) bazen “footprints” olarak adland?r?l?r. Sebeplerin çe?itlili?inden dolay?, footprints’lerin boyutu kanaldan kanala de?i?ir. Örne?in uydu üzerindeki visible kanal, -infrared kanal?n 8 km çözünürlü?e sahip olmas?na ra?men-, 1 km çözünürlü?e sahip olabilir. Uydu ayg?t?n?n çözünürlü?ü her bir kanal için ayr? ayr? belirlenmi?tir.

Uydu ayg?t?n?n çözünürlü?ü genellikle, uydunun alt?ndan dünya üzerindeki bir noktaya direkt olarak çizilen alt uydu noktas?d?r (subpoint). Uydu, alt uydu noktas?ndan ileriye do?ru tarama yaparken, dünya üzerinde görüntülenen alan, dünyan?n e?imlili?i ve görüntülenen alan?n e?ikli?i nedeniyle artan ?ekilde geni?ler. Sabit yörüngeli meteorolojik uydular, yükseklikleri nedeniyle, dünya yüzeyini alt uydu noktas?ndan bile çok uzak mesafelerden görüntüleyebilir;

Bu yüzden çözünürlük, alt uydu noktas?ndan olan uzakl?kla büyük ölçüde de?i?iklik gösterir. Uydu enstrüman?n?n çözünürlü?ünün, datadan üretilen görüntünün çözünürlü?ünden oldukça farkl? oldu?una da dikkat etmek gerekir. Örne?in uydu enstrüman?n?n çözünürlü?ü 1 km olabilirken, datadan olu?turulan görüntünün (10×10)=100 orijinal pixel de?erinin veya seçilen her 10. pixel ve 10. line’?n ortalamas?n?n al?nmas?yla 10 km’lik çözünürlükte görüntülenebilmekte oldu?u ak?ldan ç?kar?lmamal?d?r.

SPEKTRAL ÖZELL?KLER

Radyasyon, uydu sensörünün önüne yerle?tirilen filtre kullan?larak spesifik dalga boylar?nda ölçülebilir. Filtre sensöre ula?an radyasyonun interval (aral?k) olarak adland?r?lan, elektromagnetik spektrumun dar segmenti içinde geçi?ine müsaade eder. Bu spektral aral?klar genellikle kanallar veya bantlar olarak adland?r?l?rlar.

Ço?u meteorolojik uydu, elektromagnetik spektrumun visible ve infrared k?s?mlar?nda ölçüm yaparlar. Baz?lar? ultraviyoleden (100-400 nm bant?) mikrodalga bölgesine (0,15-6,0 cm = 200’den 5 GHz’e kadar olan aral?k) listelenirler.

Visible (Görünür) Görüntü

Meteorolojik uydulara yüklenen birinci görüntüleme sensörleri radyasyonu visible bantta (0.5-0.7 mm) ölçerler. Visible görüntüler genellikle en yüksek uzaysal çözünürlükte ve sensörlerimize son derece yak?n uyum gösteren dünya görüntüsü sa?larlar. Bulutlar, kara ve okyanuslar kolayl?kla ay?rt edilebilirler. Visible datalar?n görünen ilk s?n?rlay?c? faktörü yaln?zca dünyan?n güne?le ayd?nlanm?? k?s?mlar?ndan görüntü elde edilebilmesidir. Bir farkl?l?k olarak DMSP uydular?na yüklenmi? olan ve OLS ad? verilen hassas ayg?t geceleri ay ????? ile ayd?nlanm?? olan özelliklere hassasiyet gösterir.

27 Eylül 2001 15.00’de al?nm?? olan full-disk visible görüntüsü.
uydu

28 Eylül 2001 0630’da al?nm?? olan Meteosat-7 infrared görüntüsü
uydu

28 Eylül 2001 0630Z’de al?nm?? olan subuhar? görüntüsü 
uydu

?nfrared kanallar?n ço?u genellikle 1-30 mm aras?ndad?r. Meteorolojik uydular için genellikle, dünya yüzeyinin derinliklerinde gelen radyasyona atmosferin nisbeten yar? geçirgen oldu?u 10-12.5 mm spektrumu kullan?lmaktad?r. Bir görüntüyü tan?mlamak için infrared kelimesi kullan?ld???nda, elektromagnetik spektrumun di?er bölümlerindekine nazaran bu görüntünün genellikle 10-12.5 mm aral???nda oldu?u dü?ünülür.

?nfrared radyasyonun yay?nlay?c? cismin s?cakl??? ile ili?kili olmas?ndan ve troposferin yükseklikle genellikle so?umas?ndan dolay?, bu durumlar bak?lan manzara içinde meydana gelen atmosferik prosesleri yorumlamam?zda bizlere yard?m eder. ?nfrared kanallar?n önemli karekteristi?i geceleri görüntü sa?layabilme yetene?idir. Bu durum 24 saatlik bir periyot boyunca bulutlar?n sürekli olarak geli?imini gözlemleyebilmemizi sa?lar.

Normal olarak görüntü i?lemede daha büyük radyansa sahip olan alanlar, görüntüde daha parlak pixellerle gösterilirler. Bununla beraber uydu meteorolojisinde infrared görüntüler normal olarak tersine çevrilir yani elementten gelen daha büyük radyans daha koyu piksellerle gösterilir. Bu yolla yüzeyden daha so?uk olan bulutlar beyaz, ve daha s?cak olan kara yüzeyleri ve okyanuslar visible görüntüsündeki gibi bulutlardan daha koyu gözükürler.

Subuhar? (WV) Görüntüsü

Subuhar? kanallar? uydunun radyasyonu subuhar? absorbsiyon bantlar?nda ölçmesinden dolay? bu isimle adland?r?lm??t?r. Burada birçok dalga boyu kullan?lmakla birlikte en genel olarak kullan?lan? 6.7 mm civar?nda merkezle?mi?tir. Bu dalga boyunda uydunun hassasiyet gösterdi?i radyasyonun ço?u, atmosferik tabakan?n 300-600 hPa’dan gelmektedir, bu yüzden bu bant, troposferin orta seviyelerini ölçer.

?ekil 28 Eylül 2002 0630Z’de al?nm?? olan subuhar? görüntüsünü göstermektedir. En yüksek bulutlar?n görülebildi?ine ve bu kanal?n window (pencere) kanal? olmay???ndan dolay? yüzey özelliklerinin belirlenemeyi?ine dikkat ediniz. Bunun yerine, su buhar?n?n dramatik anafor ve girdaplar?n?n, yüksek bulutlar?n bulunmad??? yerlerde görülmekte oldu?una dikkat edilmelidir. Subuhar? görüntüsü atmosferin bulutsuz bölgelerindeki karekterleri göstermek için genellikle hareketlendirilir

?ekil 28 Eylül 2001 0630Z’de al?nm?? olan subuhar? görüntüsünün orta troposferin nispi nemini yakla??k olarak gösterdi?i söylenebilir. WV görüntüsünde parlak ve koyu alanlar dü?ündü?ümüzde uydu, parlak alanlarda koyu alanlardan daha az radyans ölçer. Daha az radyans (parlakl?k) ya atmosferin ayn? seviyedeki daha koyu alanlardan daha so?uk oldu?unu veya uydunun daha yüksek derecede hassasiyet gösterdi?i parlak alanlardakinden daha fazla miktarda subuhar? bulundu?unu ve bu yüzden daha so?uk oldu?unu söylemektedir. Di?er durumlarda nisbi nemin parlak alanlarda koyu alanlardakinden daha yüksek olabilece?i dü?ünülür. Parlak ve koyu alanlar yükselen ve alçalan hareketleri yakla??k olarak göstermektedir 
 


Devlet Meteoroloj ??leri  ©2000 Ankara, TÜRK?YE

Uydu Görüntülerinde Yanl?? Yorumlanabilen Çe?itli Do?a Olaylar?

 

Uydu Görüntülerinde Yanl?? Yorumlanabilen Çe?itli Do?a Olaylar?

Devlet Meteoroloji ??leri  ©2000 Ankara, TÜRK?YE

Uydu görüntülerinde görülebilen ve ?imdiye kadar tart???lan do?a olaylar?na ilaveten meteorolojik yönden önemli çok çe?itli do?a olaylar? bulunmaktad?r. A?a??da bunlardan birkaç? sunulacakt?r.

1. Toz ve Kum

Tozlar kuvvetli rüzgarlar taraf?ndan yukar?ya ta??nd???nda uydu görüntülerinde ay?rt edilebilirler. Toz, nisbeten dü?ük yans?t?c?l??? olan okyanuslar gibi (?ekil 12) yüzeyler üzerine advekte oldu?unda visible görüntülerde çok kolay görülür. Toz veya, savrulan kum çöller gibi daha parlak bölgelerde, yüzeyinkine çok yak?n reflektivite sergilemelerinden dolay? kolayl?kla ay?rt edilemezler. Volkanik küller gibi daha yüksek bölgelere ula?an tozlar, infrared görüntülerde görülebilirler. Volkan kayna?? yak?n?nda daha s?cak olarak belirir ve ?ayet toz bulutu yeterli yo?unlukta kal?rsa, daha a?a?? k?s?mlarda, a?a??daki toz bulutundan gelen radyasyonu bloke eder ve bulutunkine benzer daha so?uk bir i?aret olu?turur. Havada toz ve kumun varl??? , tozu atmosferin iç k?s?mlar?na ta??yacak kuvvetli yüzey rüzgarlar?n?n indikatörüdür

2. Güne? Par?lt?s? (Sun Glint)

Düzgün yüzeyden yans?t?lan gün ?????n?n neden oldu?u güne? par?lt?s? visible görüntüde parlak bir noktac?k olarak görülür (?ekil 12). Bu i?aret ço?unlukla okyanuslar üzerinde görülür ve parlak noktac?klar?n yo?unlu?u yüzeyin karekterini gösterir. Yüzey rüzgarlar? sakin oldu?unda okyanus düz ve pürüzsüzdür, çok kuvvetli yans?ma meydana gelir ve parlak noktac?klar çok iyi biçimde belirlenebilir.

Yüzeyde daha kuvvetli rüzgarlar bulundu?u zaman deniz yüzeyi kaba ve dalgal?, yans?ma daha da??n?k olur ve parlak noktac?klar daha az belirlenebilir.

?ekil-12'deki visible ve infrared görüntü k?yasland???nda infrared görüntüde güne? par?lt?s? bölgesinde bulutlar?n varl???na dikkat edildi?inde parlak güne?in infrared görüntüde mevcut olan ço?u bulutu gizledi?i aç?kça görülebilir

uydu
?ekil-12: Visible Meteosat 4 görüntüsü (üstte) Afrika sahillerindeki belirgin uçak tozlar?n? göstermektedir. 
Güneybat? Afrika sahillerindeki güne? par?lt?s?na dikkat ediniz. 
?nfrared görüntüde (altta) toz ve güne? par?lt?s?n?n ay?r edilemedi?ine dikkat ediniz.

3. Duman ve Yang?n

Duman, belirli bir yere yerle?imi ve belirli bir kaynaktan gelmesi (?ekil 13) haricinde görüntüdeki görünü? aç?s?ndan toz ve kuma benzemektedir. Duman?n en dikkate de?er özelli?i, infrared görüntülerde s?cak olarak ortaya ç?kmas? ve geceleri yeryüzeyinin so?uk backround sa?lad??? zamanlarda farkl? bir i?arete sahip olmas?d?r. Örne?in ev veya çal?l?k bölge yang?nlar? gibi ço?u küçük yang?nlar, günümüz meteoroloji uydular?n?n yetersiz çözünürlü?ü nedeniyle görülmemektedir. Bununla birlikte orman yang?nlar? gibi daha geni? alana yay?lan olaylar, ço?unlukla kolay belirlenir. ?lginç olarak 3.7 mm bant? yang?nlara veya s?cak objelere 11 mm bant?ndan çok daha hassast?r. 3.7 mm görüntüleri çelik fabrikalar? veya petrol rafinerilerini lokalize etmekte ve Amazon havzas?ndaki orman yang?nlar?n? hesaplamada kullan?lmaktad?r.

uydu
?ekil-13: GOES görüntüsü 1988’de ç?kan Yellowstone yang?n? dumanlar?n? göstermektedir.

4. Kar ve Buz

Kar ve buz bulutun ay?rt edilmesini zorla?t?rmaktad?r. Visible görüntüde kar ve buz bulutun reflektivitesine çok yak?n olan bir reflektiviteye sahip olabilirken, infrared görüntülerde yüzey, alçak bulutunkine yak?n olmaktad?r. Bulut ve kar aras?ndaki birinci farkl?l?k hemen hemen çok belirgindir; kar hareket etmez. Bu, bulutlar? kar alanlar? üzerinden geçerken belirlemekte, ard???k görüntüler kullanarak karan?n buluttan ay?rt edilmesi için temel olu?turan basit bir gerçektir. Bulutlar?n her zaman hareket etmemesi ve bulutlar?n geli?imi ya da da??lmas?n?n, bazen gerçek bulut hareketini geçersiz k?labilmesi nedeniyle bu tekni?in kullan?m? bazen zor olmaktad?r.

Kar ve buz, co?rafik özelliklere uymalar? nedeniyle bazen ay?rt edilebilirler. Vadiler, nehirler ve göller, ço?unlukla kendini çevreleyen kara yüzeylerinin karla kapl? olmalar?na ra?men kars?zd?r ve bu durum onlar?n bulut ve kardan ay?rt edilmelerini kolayla?t?rmaktad?r. Bu durum ?ekil 3’de Ohio Vadisi üzerinde belirgin ?ekilde görülmektedir. Ayn? zamanda Michigan Gölü’nün bir k?sm?n? kapsayan buza dikkat ediniz. Ayn? zamanda gündüzleri kullan?lan 3.7 mm datalar?, karla örtülü yüzeylerden alçak bulutun ba?ar?l? bir ?ekilde ay?rt edilmesini göstermektedir. AVHRR’den elde edilen ?ekil 14’deki üç ayr? resim ayn? durumu göstermektedir. Visible ve 11 mm görüntülerinde Nebraska ve Kansastaki bulutlar, do?uya do?ru kardan neredeyse ay?rt edilemez durumdad?rlar. Bununla birlikte 3.7 mm görüntüsünde, güne? ?????n?n bulutlar taraf?ndan yans?t?lmas?, fakat kar taraf?ndan yans?t?lmamas? nedeniyle olu?an yans?tma farkl?l??? nedeniyle bulut ve kar örtülü yüzeyler aras?nda dramatik bir z?tl?k bulunmaktad?r.

uydu
?ekil-14: Bulutun kardan ay?rt edilmesi için kullan?lan üç ayr? NOAA AVHRR kanal?: (üstte) Kanal-1 visible, (ortada) 3-3.7 mm kanal?, (altta) 4-11 mm kanal? (Kidder ve Wu, 1984).
uydu
?ekil 15. US’in do?u sahillerinden al?nm?? GOES VIS görüntüsü (üstte). Ayn? saate ait IR görüntüsü (altta) golf stream varl???nda keskin okyanus s?cakl??? gradyenini göstermektedir.

5. Deniz Yüzeyi S?cakl???

Deniz yüzeyi s?cakl??? ve daha önemli olan s?cakl?k gradyenleri (e?rileri) infrared görüntülerden analiz edilebilir. Yüzey s?cakl?klar?n?n ölçümü yaln?z bulutsuz alanlarda yap?labilmektedir. ?ekil 15 infrared görüntüdeki deniz yüzeyindeki s?cakl?k e?rilerine bir örnek te?kil etmektedir. ?ekil 15’deki gibi görüntüler bal?klar?n yerle?imini belirlemek gibi i?ler için oldukça yararl?d?r.

6. Kara ve Su Özellikleri

Uydu görüntülerinin uygun bir ?ekilde yorumlanmas? analiz edilen yüzeyin, yüzey karakteristikleri bilgisine sahip olmay? gerektirmektedir. Su, karalar, kar, buz ve de?i?ik tipteki topraklar ve vejetasyonu tan?mlamak için kullan?lan birçok bireysel i?aret bulunmaktad?r.

Bu yüzeylerin karakteristikleri, yüzeyden uyduya ula?an radyasyon miktar?na katk?da bulunmaktad?r. Bunlara ilaveten yükseklik, enlem ve iklim hakk?nda sahip olunan bilgiler, görüntüdeki belirgin özellikleri aç?klamakta kullan?labilir. Kara ve su aras?ndaki s?n?r hem bulutlar?n tan?mlanmas?nda uygun koordinat hesaplamalar?n?n (navigasyon) yap?lmas?nda, hem de görüntülerin gridlere bölünmesinde çok önemlidir. Su üzerinde bulunan bulut tipleri, kom?u kara kütleleri üzerinde bulunanlardan ço?unlukla farkl?d?r. Kara alanlar?, yükseklik aç?s?ndan, sularda mümkün olmayan belirgin de?i?iklikler sergilerler. Ayn? zamanda, kara ve suyun belirgin karakteristikleri, günlük döngüde radyans özelli?i aç?s?ndan de?i?ik arka plan (backround) meydana getirirler. Kara ve suyun karakteristikleri her bir spektral kanalda farkl?d?r, ayn? zamanda su ve kara yüzeylerinin kompozisyonuyla de?i?iklik göstermektedir. El ile yap?lan koordinat hesaplamalar? ve görüntünün ?zgaralara bölünmesi (gridding) bilinen bir co?rafik lokasyonun bulunmas?n? gerektirmektedir. Burada en çok kullan?lan noktalar, sahil ?eritleri, göller ve nehirler gibi kara/su s?n?rlar?d?r. Bu özellikler özellikle visible ve infrared görüntülerde göze çarpmaktad?r. Izgaralaman?n niteli?i jeopolitik s?n?rlar?n sahil ?eritleri üzerinde yer ald??? durumlarda oldukça belirgin olarak göze çarpmas?d?r.

Visible görüntüde su yüzeyleri normalde karalardan daha koyu gözükürler. Kara yüzeylerinin 0,10 ve kum yüzeylerinin 0,35 kadar yüksek bir albedoya sahip olmas?na ra?men, yüksek güne? aç?s?yla deniz yüzeyi 0,05-0,10 aras?nda bir albedoya sahiptir. Ormanlar tipik olarak 0,03’den 0,10’a kadar de?i?en s?n?rda bir albedoya sahiptir. Bu z?tl?k, daha az güne? radyasyonunun uyduya geri döndü?ü dalgal? okyanus üzerinde bu kadar büyük de?ildir.


?ekil-16: Temmuz ay? boyunca , kuzeybat? US’den 18.00 UTC’de 
al?nan ve bulutsuz radyans? gösteren visible arka plan görüntüsü.

Visible görüntünün analizi için faydal? bir araç “radiance background” görüntüsüdür. ?ekil 16 her biri 18.00 UTC’de bir ay boyunca al?nan visible görüntülerin i?lenmesiyle olu?turulan visible “radiance background” görüntüsünü göstermektedir. Bu durum hiçbir bulut bulunmad???nda görüntülenebilen görüntüyü temsil etmektedir. Bu tip bir görüntü, bulutlar?n parlakl??? art?rmas?ndan dolay?, bulut varl???n? belirlemekte kullan?labilir.

?nfrared görüntüde kara/su i?areti aras?ndaki farkl?l?k kendi s?cakl?klar?n?n bir fonksiyonudur. So?uk kara yüzeyi yak?n?ndaki so?uk su yüzeyinin ay?rt edilemeyebilmesine ra?men, s?cak kara yüzeyine yak?n olan so?uk su yüzeyi çok belirgin z?tl?k olu?turur. Bunlara ilaveten, su s?cakl???, karalardan çok daha yava? bir ?ekilde de?i?ir, bu yüzden günün herhngi bir zaman?nda bu z?tl?k çok iyi olabilir ve daha sonra bu z?tl?k azal?r.

Örne?in Michigan Gölü ile sahil hatt? aras?ndaki z?tl?k sabah saatlerinde, her ikisinin de hemen hemen ayn? s?cakl??a sahip olmalar?ndan dolay? zay?f olabilir, fakat ö?leden sonra karalar ?s?nd???nda bu z?tl?k iyice belirginle?ir.

7. Kum, Toprak, Vejetasyon

Visible kanal?nda kumlu yüzeyler toprak veya vejetasyon alanlar?ndan daha yüksek yans?t?c?l??a sahiptir. New Mexico’daki White Sands gibi baz? kumlu bölgeler kar ve bulutunkine yak?n bir yans?t?c?l??a sahiptir. ?nfrared kanal?nda kumlu yüzeyler, geceleri toprak ve vejetasyon yüzeylerinden daha so?uk, gündüzleri ise daha s?cak gözükürler.

Tar?m alanlar? y?l?n farkl? mevsimlerinde farkl? yans?t?c?l?k ve emittans sergilerler. Tarlalar henüz sürüldükleri zaman, normalde toprak kuruyana kadar birkaç gün boyunca daha koyu görülürler. Tarlalar normalde ürünler yeti?ipte ç?plak yeryüzünü kaplad??? zaman daha koyudurlar.

En faydal? araç, Normalize Vejetasyon ?ndeks Farkl?l??? (NDVI)’d?r. Bu enstrüman NOAA uydular? üzerindeki AVHRR’den veya Landsat uydusu gibi karalara hassas uydulardan elde edilen yak?n infrared verileri ve visible kanallar kullan?lmas?yla olu?turulmu?tur. Temel olarak klorofil (ki bu fotosentezden sorumlu olan ye?il renkli maddedir) yak?n infrared kanalda, visible kanalda oldu?undan çok daha fazla radyasyon yans?t?r. Bu i?aret, ye?il bitkiler için tek ve yegane özelliktir. ?ayet L1 AVHRR Kanal-1 (Visible kanal)’de, L2’de Kanal-2’de radyans farzedilirse NDVI (L2-L1)/ (L2+L1) olur. E?itli?in (L1+ L2) ile normalize edilmesi, farkl? güne? aç?s? ve bak?? aç?s? etkilerini ortadan kald?r?r. NDVI, ye?il bitkilerin pikseli tamamen kaplad?klar? zaman yüksek , hiçbir ye?il bitki olmad??? zaman ise dü?üktür. 
 

Devlet Meteoroloji ??leri  ©2000 Ankara, TÜRK?YE

Depremin Matemati?i

 

Depremin Matemati?i  

Bilim ve Teknik Dergisi – Ekim 1997 
http://www.newscientist.com/ns/970612/nquake.html

      Deprem matemati?i üzerinde çal??an jeofizikçiler, deprem tahmini konusunda yanl?? varsay?mlarda bulunuldu?unu söylüyor.  Kendi sonuçlar?na göre büyük bir depremin bir yerle?imi vurma f?rsat? her zaman söylenegeldi?i gibi artaca??na, azal?yor. 

      Bir çok jeofizikçi bir depremin zaman?n? ve yerini tam olarak tahmin etmekten vazgeçmi?lerse de, belli bir zaman içinde bir yerde deprem olup olmayaca?? hala ara?t?r?l?yor.  Varsay?m, bir yerde olan son büyük depremden bu yana uzun zaman geçtiyse, yeni bir depremin daha k?sa bir süre içinde olaca?? do?rultusunda.  Asl?nda mant?k çok aç?k: Depremler olu?ur, çünkü dünyan?n tentonik plakalar?n?n yava?ça s?k??mas? kayalar üzerinde gerilme yarat?r; kayalar k?r?lana dek.  Böylece, büyük bir deprem olas?l???n?n zamanla nas?l "geli?ti?inin" anla??lmas? amac?yla yap?lan sismik kay?tlar?n analizi, gelecek bir depremin kabaca tahminini mümkün k?lar. 

      California Üniversitesi'nden Lean Knopoff ve Didier Sornette yeni çal??malar?nda bu yakla??mla ilgili ciddi ku?kular?n bulundu?unu dile getiriyor.  Çal??malar?na göre, yeni depremin olu?ma ?ans? zaman içinde artmak yerine ayn? kal?yor, hatta azal?yor.  Ara?t?rmalar?, gelecekteki bir olay?n olas?l???n?n geçmi?teki olaylardan nas?l etkilendi?ini gösteren Bayes'in kuram?na dayan?yor.  Sornett'e göre, bir sonraki olay?n zaman?n?n tahminini, olaylar aras?ndaki sürede görülen dalgalanmalar hakk?nda ne bilindi?ine ba?l?.  Bu dalgalanmalar?n do?as? ise depremler aras?ndaki zaman aral??? olas?l???n yo?unlu?una ba?l?. 

      Baz? bölgelerde periyodik say?labilecek bir düzen içinde küçük depremler olu?ur.  Bu durumda, zaman geçtikçe deprem olas?l???n?n artmas?na yol açan basit bir olas?l?k yo?unlu?u vard?r.  Ancak ba?ka bölgelerdeyse, olas?l?k yo?unlu?u Poisson da??l?m?n? takip ediyor.  Sornetto ve Knopoff'a göre bu durumda zaman içinde bir ba?ka deprem olma olas?l??? sabit kal?yor.  Yani en son ne zaman deprem oldu?unun hiç bir önemi yok.  Daha da garibi, daha ba?ka olas?l?k yo?unluklar?n?n, uzun bir süre deprem olmazsa deprem olu?ma ihtimalinin azalaca??n? gösterdi?ini bulmu?lar.  Ara?t?rmac?lar bu yap?n?n, birçok fay?n  birbirini etkiledi?i bölgelere uygulanabilece?ini dü?ünüyor. 

      Ancak Sornette ve Knopoff olas?l?k yo?unluklar?n?n kolayl?kla yanl?? hesaplanabilece?ini söylüyor.  Örneklem için kullan?lan zaman dilimine ba?l? olarak, sismik kay?tlar farkl? farkl? olas?l?k yo?unluklar? verebilir.  Sornette'e göre sonuç, zaman aral?klar?ndaki dalgalanmalar hakk?nda yap?lan varsay?mlara çok duyarl?.  O'na göre jeofizikçiler, do?ru olas?l?k yo?unlu?unu bulabilmek için geni? bir alan üzerinde olabildi?ince çok depremin, zamanlamas?n? ve merkezini incelemeliler. 

Deprem s?ras?nda olanlar

 

Deprem s?ras?nda olanlar

KAYNAK:
DEPREMLER VE YANARDA?LAR, Fiona Watt
Tübitak Gençlik Kitaplar?

    Bilim adamlar?, bir depremin ne zaman nerde olaca??n?n önceden kestirilmesi konusunda zorlan?rlar. Depremler, ço?unlukla gerilmenin sürekli biçimde birikti?i ve çok say?da etkin fay?n yer ald??? levha s?n?rlar? üzerinde ya da yak?n?nda meydana gelir. Bazen de levha s?n?rlar?na uzak yerlerde görülürler.

    Bilim adamlar?, yeryüzünde her y?l yakla??k olarak 800.000 deprem oldu?unu tahmin ediyorlar. Bunlar?n büyük bir bölümü insanlar taraf?ndan fark edilmeyecek kadar hafif ?iddette olur. Bu tür depremler ancak sismometre ya da depremölçer denilen duyarl? ayg?tlar taraf?ndan saptanabilir.

Depremin etkileri

 

    Deprem s?ras?nda yer sars?lmaya ba?lad??? zaman, binalar her yöne do?ru dengesiz bir ?ekilde sallan?r. Bir kenti vuran ?iddetli bir deprem s?ras?nda çöken duvarlar, çat?lardan ve bacalardan kopan tu?lalar, beton bloklar? ve k?r?lan camlar büyük bir gürültüyle çevreye saç?l?r. Kimi zaman toprakta yüzey k?r??? ad? verilen yar?klar olu?ur. Ancak san?lan?n aksine bunlar, çok ender olarak, arabalar? ya da insanlar? "yutacak" büyüklükte olur. 

    Ayn? ?iddetteki iki deprem, nerede meydana geldiklerine ba?l? olarak, çok farkl? etkiler yaratabilir. Depremin yol açt??? hasar?n büyüklü?ü kadar ölü ve yaral? say?s?n?n az ya da çok olu?u da etkilenen bölgedeki nüfus yo?unlu?una, bina tiplerine, yerin ne türde oldu?una ve depremin yang?n, toprak kaymas? ya da büyük deniz dalgalar?na yol aç?p açmad???na ba?l?d?r.

DEPREM VE PLAKA TEKTON???

DEPREM VE PLAKA TEKTON???

Mavi Gezegen – Popüler Yerbilimleri Dergisi – 1999 say? 1
(TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odas? yay?n?) sayfa:10-15
Dursun Bayrak (MTA Genel Müdürlü?ü)

?nsanl???n yakla??k son iki bin y?ll?k tarihi boyunca. iki bin veya daha çok say?da ölüme yol açan ve büyüklü?ü M=6.0 ile M=8.9 aras?ndaki de?i?en toplam 130 depremde yakla??k 850000 insan ya?am?n? yitirmi?tir. Bu depremlerin bölgelere ve y?llara göre da??l?m?, belirtilmi? olan plaka s?n?rlar? ile uyumluluk gösterir:

    Yeryuvar?n?n ta?küre ad? verilen ve yerkabu?u ile üst mantonun kat? ve k?r?lgan en üst kesimlerinden olu?an en d?? tabakas? bir mozaik olu?turacak ?ekilde plakalara bölünmü?tür. Bu plakalar üst mantonun yumu?ak küre (astenosfer: astenos Yunanca'da yumu?ak anlam?na gelmektedir) katman? üzerinde bir birlerine göre hareket ederler. Her ne kadar yumu?ak küre de kat? olarak kabul edilmekteyse de uzun süreli bas?nçlar alt?nda akabilir, sünebilir. Bu özellik yumu?ak kürenin ergime s?cakl???nda olmas?na ra?men yüksek bas?nç alt?nda kat? özelli?i de göstermesindendir. Ancak bas?nç dü?meleri oldu?u zaman yumu?ak küre içinde k?smi ergimeler olur ve bunlar magman?n da esas kayna??d?r. Yumu?ak küre içinde ?s? ve madde ak?mlar? ?eklinde binlerce kilometre ile ifade edilebilecek boyutlarda sorguçlar da olu?maktad?r. Ta?küre plakalar? yumu?ak kürenin bu özellikleri sayesinde bu katman üzerinde kayarak hareket edebilir.
    Bunlar?n baz?lar? Avrasya, Anadolu, Arabistan, Afrika, Hint-Avustralya, Filipinler, Japonya, Pasifik, Juan de Fuca, Kuzey Amerika, Kara ipler, Nazca, Güney Amerika ve Antarktika plakalar?d?r. K?ta s?n?rlar? plaka s?n?r? ile birebir örtü?mez. Bir plakan?n kapsad??? alan kara ve denizi kapsayabildi?i gibi (örne?in Afrika Plakas?), sadece kara alan?n? (Arabistan Plakas?) ya da sadece deniz alan?n? (Nazca Plakas?) kaps?yor da olabilir. Manto üzerinde bu plakalar birbirlerine göre sürekli yer de?i?tirirler ve on binlerce-milyonlarca y?l içinde, yeryüzü co?rafyas?n?n de?i?mesine yol açarlar.
    Plakalar?n birbirlerine göre sürekli yer de?i?tirmesi ile olu?an gerilmeler yerkabu?unun baz? kesimlerinde enerji yo?unla?mas?na neden olur. Bu yo?unla?m?? enerjinin bo?al?m? ise depremleri olu?turur. Y?lda birkaç mm-birkaç cm'lik dü?ey ya da yanal yer de?i?tirmenin üretti?i gerilim ve enerji onlarca-yüzlerce y?ll?k bir süre içinde yo?unla?arak yüzeyde birkaç metreye ula?abilen kayma ve çökmeler yaratabilir. K?r?lman?n yaratt??? enerji dalgalar? saniyede birkaç km'lik bir h?zla yerkabu?unda yay?l?r ve yüzeye ula??r.
    Bu süreçlerin yo?un olarak geli?ti?i alanlar depremsellik aç?s?ndan aktif bölgeler olarak tan?mlan?r. Bu bölgeler kimi plaka s?n?rlan boyunca uzanan diri (aktif) fay ku?aklar?nda yo?unla??r. Yeryuvar?n?n derinliklerindeki kayaç kütlelerinin dengede oldu?u alanlar ise asismik (depremselli?i dü?ük) olarak adlan?r. Bu bölgeler ço?unlukla plakan?n, s?n?rlar?ndan uzak, iç bölümlerindedir. Plakalar?n y?ll?k yer de?i?tirme h?zlar? birkaç mm ile birkaç yüz mm aras?nda oldu?undan, enerji yo?unla?mas? ve bo?al?m? onlarca-yüzlerce y?ll?k bir süre içinde gerçekle?ebilir. Enerjinin bo?al?m? iki türde geli?ebilir:

    Nab?z at??? türünde; Göreceli olarak k?sa bir dönemde birikmi? olan enerji d??a bo?alt?l?r, ancak kütleler denge konumuna ula?amad??? için, yeniden denge yönünde hareketlenme, gerilim ve enerji depolanmas? söz konusu olur ve yak?n bir gelecekte ayn? bölgede yeniden bo?alt?l?r. Büyük, y?k?c? bir depremde enerjinin tümü ile, bir anda bo?alt?lamay??? sonucu ana depremden sonra geli?en artç? depremlerdeki enerji bo?al?mlar? da bu türdendir. Bu, göreceli dü?ük enerji yo?unla?mas?n?n bo?alt?ld??? depremler (çok) s?k olu?ur ve genellikle de küçük depremlerdir. Y?k?c? ana depremden onra geli?en artç? depremler, ana depremde hasar görmü? yap?lar?n ve tesislerin çökmesine neden olur.

    Ans?z?n; Bir bölgede onlarca-yüzlerce y?ll?k bir dönem boyunca birikmi? gerilimden kaynaklanan a??r? enerjinin ans?z?n bo?al?m? sonucu geli?ir. Y?k?c? etkileri ilk gruba göre oldukça yüksektir ve y?k?c? depremleri olu?turur.
    Bu iki tür enerji bo?al?m?nda da yeryüzünde faylanmalar , çatlaklar, yar?lmalar, kütle kaymalar?, bir yörenin yükselmesi ya da çökmesi, kaya dü?meleri, dev dalgalar, denizin geçici olarak çekilmesi ya da ilerlemesi, yüzeyde ve yap?larda kaymalar-ötelenmeler ve bükülmeler, kumlu ve suya doygun alanlarda s?v?la?malar ve insan ürünü yap?lar?n çökmesi türünde olaylar geli?ebilir.
    Depremler yeryüzünün tüm bölgelerinde e? büyüklüklerde, ?iddette, s?kl?kta olu?mazlar. Bu nedenle, depremlerin yo?unla?t??? alanlar ve bu yo?unla?maya neden olan süreçleri aç?klayabilmek için, yerkabu?unu olu?turan plakalar?n birbirlerine göre davran??lar?n? gözden geçirmek yararl? olacakt?r.

Yerkabu?unda plakalar?n (birbirlerine göre) yer de?i?tirmesi

    Plakalar aras?nda (birbirlerine göre) üç tür yer de?i?tirme söz konusudur. Bu yer de?i?tirmeler s?ras?nda, her bir plakan?n kendi içinde de k?r?lmalar ve k?vr?lmalar geli?ir ve bunun sonucunda büyük plakalar plakac?klara bölünebilir.

 

    Plakalar?n Uzakla?mas?: Derinlerdeki manto malzemesinin yüzeye ç?kt??? Okyanus-ortas? S?rtlar boyunca geli?ir. ?yi bilinen örnekleri Atlantik-ortas? S?rt? ve Do?u Afrika-Ölü Deniz (?srail) Yar?l?m? (Rifti)'d?r. Atlantik-ortas? S?rt tüm Atlantik Okyanusu boyunca kuzey-güney yönünde uzan?r ve do?usundaki Afrika ve Avrasya plakalar? ile bat?s?ndaki Kuzey Amerika ve Güney Amerika plakalar?n?n birbirlerinden uzakla?mas?na ve günümüzdeki konumlar?na gelmelerine neden olmu?tur. Bu s?rt boyunca uzakla?ma günümüzde de devam eden bir süreçtir. Bu süreçte yüzeye ç?kan magma volkanik adalar? da olu?turabilir. Do?u Afrika-Ölü Deniz Yar?l?m?'nda ise bat?daki Afrika ve do?udaki Arabistan plakalar? y?lda birkaç mm h?zla birbirlerinden uzakla?maktad?r. Bu aç?lman?n etkisi ile Arabistan Plakas? kuzey yönde kaymakta ve s?n?rda? oldu?u Anadolu Plakas?'n? bat?ya do?ru itmektedir. Bu s?rtlar boyunca transform faylar geli?ir. Transform faylar?n s?n?rlad??? ve s?rt uzan?m?na dik yöndeki plaka bloklar?n?n ise birbirlerine göre yanal yer de?i?tirmesi söz konusudur. Bu s?rt alanlar?ndaki depremlerin olu?tuklar? alanlar ise bu bölümlerdir. Bu s?rtlar boyunca s?? odakl? depremler (100 kilometreden az) meydana gelir.

    Plakalardan Birinin Di?erinin Alt?na Dalmas?: Yerkabu?unu olu?turan plakalardan ikisi birbirine yakla??p çarp??t???nda geli?ir. Daha yo?un plaka, daha az yo?un plakan?n alt?na dalar. Bu alanlar en derin deniz çukurluklar?n?n (hendek) izlendi?i alanlard?r. Japon Adalar? boyunca, Japon-Kuril Çukurlu?u ve Nankai Çukurlu?u alanlar?nda Pasifik ve Filipin plakalar?n?n Avrasya Plakas?, Afrika Plakas?'n?n Anadolu Plakas? alt?na dal-mas? bu tür yer de?i?tirmeye örnektir. Bu süreçler Güney Amerika'da And Da?lar?'n?, Avrasya Plakas? do?usunda Japon Adalar?'n? ve Avrasya Plakas? güney bölümünde ise Himalayalar'? (Avrasya-Hint plakalar?n?n çarp??mas? sonucu) olu?turmu?tur. Tonga Çukurlu?u boyunca Pasifik Plakas?'n?n Hint-Avustralya Plakas? alt?na dalma h?z? y?lda yakla??k 100-240 mm'dir. Bu tür levha s?n?rlan depremselli?in en yo?un oldu?u bölgelerdir. Buradaki depremler ço?unlukla derinlerde olu?ur. (700 kilometre derinli?e kadar varabilir.)

  FAY: OLU?UMU ve TÜRLER?
Bir kayaç kütlesi kar??t yönde s?k??t?r?ld???nda, kütlenin iki bölümü kendisine etkiyen kuvvet yönünde ve birbirine ters yönlerde kayar ve kütle ?ekil de?i?tirir. ileri a?amada kütlenin bu iki bölümü birbirinden ayr? iki kütleye dönü?ür ve (Elastik Geri-Tepme Kuram?'na göre) bu iki kütle aras?nda bir fay çizgisi olu?ur. Bu, tipik bir yanal at?ml? fayd?r, kütlenin iki parças?n?n birbirlerine göre yatay s?y?rma hareketinin sonucudur ve deprem bu fay çizgisi üzerinde, kütlenin en zay?f oldu?u noktada ve/ya da iki blo?un birbirine yap???k oldu?u ve yer de?i?tirmeyi engelleyen bölümde geli?ir. Yanal faylanma sa? ya da sol at?ml? türde olabilir. Kütlenin bu bölünmesi dü?ey yönde de olabilir. Bu ko?ulda ise, yer kabu?undaki çekilme (normal fay),ve/ya da bas?nç (ters fay) kuvvetleri egemendir.

    Plakalar?n Sürtünmeli Kaymas?: Bu yer de?i?tirme iki türde olu?abilir. Kom?u plakalardan biri di?eri ile ters yönde kayar. Bunun iyi bir örne?i Kuzey Anadolu Fay?'d?r. Bu fay, güneyindeki Anadolu Plakas? ile kuzeyindeki Karadeniz Plakac??? (Avrasya Plakas?'n?n bir blo?u) aras?nda s?n?r olu?turur. Bu Fay tüm yirminci yüzy?l boyunca da dirili?ini korumu?, çok say?da depremin geli?ti?i bir s?n?r olmu?tur. 17 A?ustos 1999 tarihindeki Gölcük d??-merkezli son deprem de bu fay ku?a??nda olu?mu?tur. Bu fay boyunca güneydeki Anadolu Plakas? ile kuzeydeki Karadeniz Plakac???'n?n birbirlerine göre yer de?i?tirmesi y?lda 16-24 mm'dir ve Anadolu Plakas? bat? yönde kayar. Bu s?n?rlarda olu?an depremler s?? odakl? depremlerdir.
    Kom?u plakalardan ikisinin de yakla??k ayn? yönde, ancak de?i?ik h?zlarda yer de?i?tirdi?i sürtünmeli kaymaya örnek ise Pasifik Plakas? ile Kuzey Amerika Plakas?'n?n s?n?r?n? olu?turan, Kalifomia'da (ABD) yüzlerce km uzan?ml? San Andreas Fay?'n?n bir bölümüdür. 1906 San Fransisco depremi bu fay ku?a??nda geli?mi?tir.
    Yeryüzüne bir bütün olarak bak?ld???nda depremlerin, plakalar?n birbirlerine göre yer de?i?tirdikleri (uzakla?t?klar?, yak?nla??p çarp??t?klar? ve sürtünmeli olarak kayd?klar?) ku?aklarda s?kl?kla ve y?k?c? büyüklükte olu?tu?u gözlenir. Buna kar??n, göreceli olarak durayl? olan plaka içi alanlarda ise çok az ve küçük depremler olu?ur.
    Yeryüzünde depremlerin yo?un olarak geli?ti?i as?l ku?ak Kuzey ve Güney Amerika bat? k?y?lar?, Asya ve Japonya do?u k?y?lar? ile Avustralya'n?n do?u-kuzeydo?u aç?klar?n? dolanan ve Pasifik Okyanusu'nu çevreleyen ku?akt?r. Bu ku?ak Pasifik Plakas?'n?n Avrasya, Japonya, Filipin, Hint-Avustralya, Kuzey Amerika, Kara ipler, Nazca ve Güney Amerika plakalar? ile s?n?rda? oldu?u ku?ak-t?r ve ya?ad???m?z yüzy?lda depremlere yol açan enerji yo?unla?mas?n?n %80'inin bu ku?akta geli?ti?i dü?ünülür. Bu ku?ak, volkan püskürmelerinin de yo?un olmas? nedeni ile, "Ate? Halkas?" ad? ile an?l?r. Bir 'ikinci ku?ak Azor Adalar?'ndan ba?lay?p ?spanya-Fransa, Orta ve Güney Avrupa, Anadolu, ?ran, Hindistan boyunca Çin'e kadar yay?lan Alpin-Himalaya Ku?a??'d?r. Bu ku?ak içinde Avrasya, Afrika, Messina, Adriyatik, ?yonya, Ege, Sina, Anadolu, Karadeniz, Van, Arabistan, Hazer, ?ran ve Hint-Avustralya plaka ve plakac?klar?n?n birbirleri aralar?ndaki s?n?rlar yer al?r. Bu ku?akta ise dünyadaki tüm deprem olu?turucu enerji yo?unla?mas?n?n % 15'nin içerildi?i söylenebilir.

 

Anadolu Plakas?'n?n depremselli?i

    Anadolu Plakas?'nda depremlerin olu?umu Atlantik-Ortas? S?rt aç?l?m? ve Afrika ile Arabistan plakalar?n?n davran??? ile yak?ndan ili?kilidir. Atlantik-Ortas? S?rt aç?l?m? sonucunda güney bölümde Güney Amerika ve Afrika plakalar? birbirlerinden uzakla?makta, Afrika Plakas? bu aç?lma etkisi ile bat? bölümünde kuzeybat?, do?u bölümünde ise kuzey yönde kaymakta ve kuzeyindeki Avrasya Plakas? ve/veya di?er plakalar (Anadolu, Ege ve ?yonya plakalar?) ile yak?nla?maktad?r. Bu arada Afrika Plakas?'n?n do?u bölümünde, Etiyopya'da da bir yar?lma (okyanus-ortas? s?rt?n erken dönemi) geli?mektedir. Bu aç?l?m ve K?z?ldeniz Yanl?m? Afrika Plakas? ile s?n?rda?? Arabistan Plakas?'n?n birbirlerinden uzakla?mas?na neden olur. Bu aç?lman?n sonucunda Arabistan Plakas? kuzey yönde kayar ve günümüzden 15-20 milyon y?l önce kapanm?? bir okyanus kolu olan ve Güneydo?u Anadolu s?n?r çizgisi ile çak??an Bitlis Ku?a?? boyunca s?n?rda? oldu?u Van Plakas?'n? kuzey-kuzeybat? yönde iter. Bu itmenin ve s?k??t?rman?n etkisi ile Van Plakas?'nda k?vr?lmalar olur, kabuk kal?nla??r ve k?sal?r. Van Plakas? Anadolu Plakas? ile s?n?rda?t?r ve bu s?n?r Do?u Anadolu Fay?'d?r. Karl?ova'da Do?u Anadolu Fay?'n?n kuzey ucu, Anadolu Plakas?'n?n kuzeydeki s?n?r? olan Kuzey Anadolu Fay? ile kesi?ir. Bu nedenle Karl?ova üç plakan?n (Anadolu, Van ve Hazer plakalar?) kesi?me noktas?d?r.

    Kuzey Anadolu Fay? sa? yanal at?ml? bir fayd?r. Bu fay Akyaz? (Adap azan)-Göynük (Bolu) aras?nda iki kola ayr?l?r. Kuzey kol Sapanca Gölü yolu ile ?zmit Körfezi (güneyi) ve Marmara Denizi'ne girer, Gaziköy'de yeniden yüzeyde izlenir ve Saros Körfezi'ni s?n?rlay?p Kuzey Ege Çukurlu?u içine dalar. Bu kol ayr?ca Marmara Denizi içinde Ç?narc?k aç?klar?nda yeniden kollara ayr?l?r. Fay?n güney kolu ?znik Gölü yolu ile Gemlik Körfezi'ne ula??r ve ?znik dolaylar?nda yeniden iki kola ayr?l?p Ege Denizi orta bölümlerine ula??r. Van Plakas?'n?n Arabistan Plakas?'nca, itilmesi sonucunda Anadolu Plakas?, Kuzey Anadolu ve Do?u Anadolu fay ku?aklan aras?ndaki do?u bölümünden bat?ya do?ru kaçar. Bu yer de?i?tirme Kuzey Anadolu Fay Ku?a?? boyunca geli?ir ve Anadolu Plakas? Ege Denizi yönünde kayarken, kuzeydeki Karadeniz plakas? ise göreli olarak do?u yönde kal?r görünür. Bu kayma do?uda Erzincan, ortada Niksar, bat?da Düzce dolaylar?nda y?lda -24 mm, ?zmit Körfezi çevresinde ise y?lda -16 mm h?z?nda gerçekle?ir. Do?u Anadolu'da Karl?ova dolaylar?nda ise Do?u Anadolu Fay? boyunca kayma h?z? y?lda -18 mm'dir. Öte yandan, Akdeniz'deki Helen Çukurlu?u boyunca Afrika Plakas? Anadolu Plakas? alt?nda gömülür. Böylece, Anadolu Plakas?'n?n kuzey bölümü bat? yönde kayarken, güney bölümü ise güneybat? yönünde kayar. Bunun sonucunda Anadolu Plakas? Ege k?y?lar?nda, ?zmir-Ayd?n dolaylar?ndaki Ege Graben Sistemi alan?nda farkl? yönlerde kayan iki parçaya dönü?ür.
    Gerek Kuzey Anadolu Fay ku?a?? ve gerekse de Do?u Anadolu Fay Ku?a?? tek bir fay yerine birbirlerine ba?lanan bir dizi faydan olu?ur. Bu iki ku?akta da faylar aras?nda k?r?lmam?? bölgeler, faylar?n sürekli bir tek faya dönü?mesi e?ilimi nedeni ile deprem riski ta??yan alanlar? olu?tururlar. Plaka'n?n kuzey ve güney bölümlerindeki de?i?ik yönlü kaymalar ise Bat? Anadolu Graben Sistemi'nde de depremlere yol açar. Bunun yan? s?ra Anadolu Plakas?'n?n kendi içinde, bu de?i?en yer de?i?tirme h?zlar?na ve yönlerine ba?l? olarak gerilimin yüklenmesi Tuz gölü, Ecemi? ve K?r?kkale ve Do?u Anadolu faylar? gibi riskli alanlar? da olu?turur.

DEPREM DALGALARI ve ODA?I
    Yerkabu?u derinliklerinde depremi olu?turan k?r?lman?n geli?ti?i ve depremin kayna?? olan nokta deprem oda??d?r (iç merkez/hiposantr). Deprem oda??n?n yeryüzündeki izdü?ümü ise d??-merkez (episantr) olarak adlan?r. Deprem oda??ndan boyuna, enine ve yüzey dalgalar? türünde sismik dalgalar yay?l?r. Boyuna dalgalar "P dalgas?"d?r, yay?lma do?rultusuna paralel sal?n?ml?d?r, ilk (en h?zl?) yay?lan dalga türüdür. Enine dalgalar ise "S dalgas?"d?r, yay?lma do?rultusuna dik sal?n?ml?d?r ve yüzeydeki çökmelere/göçmelere bu dalgalar neden olur. Enine dalgalar?n yüzeydeki yans?malar? sonucunda yüzey dalgalar? geli?ir. Deprem oda?? yeryüzünden 0-60 km derinde ise "S?? Odakl? Deprem", odak 60-300 km derinlikte ise "Orta Derinlikli Deprem", odak 300-700 km derinde ise "Derin Odakl? Deprem" geli?ir. Derin odakl? depremler yeryüzünde daha geni? bir alanda etkili olur.

DEPREM S?DDET?

    Depremlerin yeryüzünde can kayb?, yap? ve tesisler üzerinde olu?turmu? oldu?u hasara göre s?n?fland?r?lmas? "Deprem ?iddeti" ad? verilen bir ölçeklemeye göre yap?l?r. Bu ölçekleme deprem-ölçerlerin bulunmas? öncesinde olu?turulmu?, ya?ad???m?z yüzy?l içinde geli?tirilmi?tir. ?iddet, büyüklükten farkl? olarak, do?rudan yeryüzü zemin yap?s? ve yap?la?ma ko?ullar? ile ili?kilidir. Deprem ?iddetini ölçmede birçok yöntem (Rossi-Forel, Mercalli-Sieberg, Omori-Cancani, Mercalli-Cancani, De?i?tirilmi? Mercalli, Medvedev-Sponheur-Karnik ve Japon yöntemleri) bulunmakla birlikte yayg?n uygulanan? Mercalli yöntemidir. De?i?tirilmi? Mercalli ölçeklemesinde 12 a?ama söz konusudur.

??DDET I: ?nsanlar taraf?ndan hissedilmez, sadece deprem-ölçerler kaydedebilir.
??DDET II: As?l? e?yalar sallan?r.
??DDET III: Yap?lar?n içindekiler taraf?ndan hissedilebilir, as?l? e?yalar ve duran motorlu araçlar sallanabilir, süresi alg?lanabilir.
??DDET IV: Pencere ve kap?lar ile duran motorlu araçlar sallan?r, duvarlarda g?c?rdamalar olu?ur, yap?lar?n içinde ve aç?k alanda hissedilebilir.
?IDDET V: Herkes taraf?ndan hissedilebilir, e?yalar dü?er, cam e?yalar k?r?l?r, s?valar çatlayabilir/dökülebilir; a?açlar, direkler ve yüksek binalar sallan?r, sallant?n?n yönü izlenebilir; bahçe duvarlar? y?k?labilir.
??DDET VI: Herkes taraf?ndan hissedilir, yürümek zorla??r, a??r e?yalar kayar ve kitaplar raflardan dökülebilir, s?valar dökülür, baz? yap?lar y?k?labilir.
??DDET VII: Ayakta durmak güçle?ir, e?yalar hasar görür, s?va ve yap? dekorasyon malzemeleri dökülür ve k?r?l?r; yap?larda çatlamalar ve hasar, su birikintilerinde çamurlanma olu?ur.
?IDDET VIII:Binalarda hasar ve k?smi y?k?lma olu?ur, su kuleleri ve bacalar y?k?l?r, a??r e?yalar devrilir; kumlu ve suya doygun zeminlerde s?v?la?ma (kum f??k?rmalar?), yüzeyde fayla?malar ve heyelanlar geli?ir; su kaynaklar?n?n debisi ve s?cakl??? de?i?ir. Yap?lar?n ço?unda hasar ve y?k?lma olur; zeminde büyük çatlak ve yar?lmalar ve kum f??k?rmalar? meydana gelir; yer alt? boru sistemleri k?r?l?r.
?IDDET IX: Yap?lar?n ço?unda hasar ve y?k?lma olur; zeminde büyük çatlak ve yar?lmalar ve kum f??k?rmalar? meydana gelir. Yer alt? boru sistemleri k?r?l?r.
?IDDET X: Yap?lar?n ço?u y?k?l?r, betonarme yap?larda a??r hasar ve k?r?lma ba?lang?c? izlenir, barajlarda büyük hasar ve çatlamalar olu?ur, zeminde büyük çatlaklar olu?ur, raylar bükülür, kütle kaymalar? ve s?v?la?ma geli?ir.
?IDDET XI: Çok az yap? y?k?lmadan kalabilir, köprüler y?k?l?r, yer (kütle) kaymalar? olu?ur, yer-içi boru sistemlerinin tümü devre d??? kal?r.
??DDET XII: Tüm yap?lar y?k?l?r, co?rafya de?i?ir, yüzeyde deprem dalgalar?n?n ilerleyi?i izlenebilir.

DEPREM BÜYÜKLÜGÜ (MAGN?TÜD)     Deprem dalga genli?inin mikron türünden de?erinin logaritmas? ilkesine dayanan bir ölçekleme 1935 y?l?nda Richter taraf?ndan geli?tirilmi?tir. Bu, depremin yüzeyde yol açt??? hasardan (deprem ?iddetinden) ba??ms?z bir ölçeklemedir. "Deprem Büyüklü?ü (Magnitüd)" olarak tan?mlan?r ve "M" ile simgelenir. Günümüze de?in saptanabilmi? en büyük deprem, M=8.9 büyüklü?ündedir.
    Büyüklü?ü 6.0 ve daha fazla olan depremler y?k?c? depremlerdir, yüzeyde süreklilik gösteren fay (yüzey k?r???) olu?tururlar. Bu büyüklükteki depremlerin tekrarlanma dönemi (bu büyüklükte bir depremin olu?tu?u bir bölgede yeniden olu?ma aral???) 300-400 y?l dolaylar?ndad?r. Büyüklü?ü 5.0 ile 5.9 aras?nda olan depremler de yüzeyde önemli y?k?c? etki yaparlar, ancak olu?turduklar? faylar (yüzey k?r?klar?) sürekli de?ildir. Bu tür depremler, varolan bir fay?n hareketlenmesi sonucunda olu?urlar ve yeni faylar (yüzey k?r?klar?) üretmeyebilirler. Tekrarlanma dönemleri 10-30 y?l aras?nda de?i?ir. Büyüklü?ü 4.0'dan küçük olan depremler ise yüzey k?r??? olu?turmaz, bilinen bir diri (aktif) fay ile ili?kili olmayabilir ve yeryüzünün tüm bölgelerinde (özellikle de plaka içi alanlarda) olu?abilir. Bu bulgulara göre, geçti?imiz yüzy?l içinde M=7.0 dolay?nda bir deprem olmu? bir (diri) fay alan?nda yak?n gelecekte bu büyüklükte yeni bir deprem olu?ma olas?l???, geçti?imiz iki yüzy?l boyunca y?k?c? depremlere sahne olmam?? (diri) fay alanlar?na göre çok dü?üktür. Buna kar??l?k, günümüzden yakla??k üç yüzy?l önce bu büyüklükte depreme u?ram?? bir (diri) fay alan?nda yak?n bir gelecekte deprem olu?ma olas?l??? çok yüksektir.

BÖLGE VE YILLARA GÖRE DEPREMLER

    Do?u Akdeniz K?y?lar?, ?srail, Lübnan, Suriye (Sina Plakas?): M.Ö. 140, 31, 1034, 1068, 1159, 1752, 1759, 1837 Do?u Anadolu (Anadolu ve Van Plakalar?): 1268, 1444, 1458, 1482, 1584, 1784, 1939, 1992
    ?ran, Ermenistan, Kafkaslar (?ran ve Hazer Plakalar?): 856,872,893,1041,1042, 1200, 1270, 1336, 1405, 1440, 1527, 1667, 1673, 1679, 1721, 1727, 1778, 1780, 1853, 1893, 1962, 1968, 1972, 1978, 1988, 1990
    Güney Anadolu K?y?lar?, Hatay (Anadolu Plakas?): 342,458,526,588,1268, 1998
    Anadolu Ege K?y?lar?, Ege Adalar?, G.Yunanistan (Ege, Anadolu ve ?yonya Plakalar?): 365, 856, 1609, 1688,1881,1995
    Adapazar?, ?zmit, Istanbul, Marmara Denizi, Trakya (Kuzey Anadolu Fay Ku?a?? Bat? Bölümü): 19, 29, 33,120,129,170,268,350,358,359,362,446,447, 488,500,715,1509,1668,1719,1894,1901,1912, 1935, 1943, 1944, 1953, 1957, 1959, 1963, 1964, 1967,1983,1999
    Kuzey Anadolu Fay Ku?a?? (Karl?ova-Adapazar?) (Anadolu Plakas?-Karadeniz Plakac??? S?n?r?): 1011, 1045, 1047, 1168, 1254, 1287, 1422, 1456, 1458, 1482, 1579, 1584, 1598, 1667, 1668, 1784, 1787, 1875, 1902, 1909, 1910, 1916, 1919, 1929, 1939, 1941, 1942,1943, 1944 1946, 1949, 1951, 1953, 1959, 1966, 1992
    Do?u Anadolu Fay Ku?a?? (Hatay-Karl?ova Aras?) (Anadolu Plakas?-Arabistan Plakas? S?n?r?): 342,458, 526,588, 847,1159,1268,1444,1789, 1874,1893, 1903, 1905, 1934, 1951, 1964, 1967, 1968, 1971, 1975,1986, 1998
    Suriye, Irak (Arabistan ve Anadolu Plakalar?): 844, 847,1007,1042,1138,1170,1201,1343,1822,
    M?s?r, KD Afrika K?y?lar? (Afrika, Arabistan ve Sina Plakalar?): 1303, 1754 ?talya, K. Afrika K?y?lar? (Messina, Adriatik, Avrasya ve Afrika Plakalar?): 1169, 1456, 1693, 1783, 1857, 1908, 1915
    ?spanya, Portekiz, KB Afrika K?y?lar? (Afrika ve Avrasya Plakalar?): 1531, 1749, 1755, 1829, 1960
    Hindistan, Güney Asya K?y?lar? (Avrasya ve Hindistan-Avustralya Plakalar?): 893, 1737, 1819, 1905,1934,1935, 1974, 1993
    Çin, Do?u Asya K?y?lar? (Avrasya ve Filipin Plakalar?): 1037, 1057, 1290, 1556, 1668, 1731, 1918, 1920, 1927,1932,1970, 1976
    Japonya ve Kamçatka K?y?lar? (Avrasya ve Pasifik Plakalar?): 1293, 1703, 1707, 1730, 1828, 1836, 1847,1891,1896,1923, 1994, 1995
    Amerika Bat? K?y?lar? ve Karaipler (Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Pasifik Plakalar?): 1700, 1797, 1811, 1812, 1868, 1886, 1906, 1932,1970, 1971, 1972, 1976, 1985, 1989, 1994, 1995, 1999, 1939, 1960,
    Orta Asya (Avrasya Plakas?): 1907

Dursun Bayrak
MTA Genel Müdürlü?ü