Kategori arşivi: Bilim ve Teknoloji

2-yil-sonra-dunyaya-carpacak-1433962

2 yıl sonra dünyaya çarpacak

ABD’li bir gök bilimci Özgürlük Anıtı büyüklüğünde bir gök taşının 2017’de gezegenimize çarpacağını iddia etti.

Hollywood’un vazgeçilmez konularından biri 2 sene sonra gerçek olabilir. ABD’li bir gök bilimci, Dünyanın uzay boşluğunda hızla ilerleyen bir göktaşının rotası üzerinde olduğunu duyurdu.

Texas Üniversitesi’nin McDonald Rasathanesi’nde çalışan Dr Judit Györgyey-Ries, New York kentinin en bilindik sembollerinden Özgürlük Anıtı büyüklüğünde bir göktaşının Ekim 2017’de gezegenimize çarpacağını iddia ediyor.

Şubat 2013’te Rusya sınırları içerisinde gerçekleşen benzer bir olayda 1200 kişi yaralanmış, bölgede ciddi maddi kayıp yaşanmıştı.

Rusya’ya düşen 2012 TC4 isimli göktaşının söz konusu göktaşından çok daha küçük olduğunun altını çizen Dr Judit Györgyey-Ries, 2017’de gerçekleşecek çarpışmanın etkisini tahmin etmek için henüz erken olduğunu belirtiyor.

Ancak ABD’li gök bilimciye göre, göktaşının yerleşim merkezlerinden uzak bir bölgeye düşmesi halinde büyük bir yıkım yaşanmayacak.

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Avrupa Uzay Ajansı çalışanı Detlef Koschny ise söz konusu göktaşının gezegenimize çarpma olasılığının milyonda bir olduğunu açıkladı.

Kaynak: http://www.gazetevatan.com/2-yil-sonra-dunyaya-carpacak-779622-teknoloji/

1014946146

Fukuşima reaktörüne sokulan robot 3 saatte ‘öldü’

Japonya’da 2011’deki deprem ve tsunamide zarar görerek radyasyon yayan Fukuşima Daiichi nükleer güç santralinin reaktörüne kontrol için gönderilen bir robot, 3 saat dayanabildi.

Santraldeki üç reaktörden, çekirdeği depremden sonra erimeye başlamış olana yerel saatle 11.20’de, 40 kişinin çalıştığı bir operasyonla, bir uzaktan kumandalı robot gönderildi. Robot, 14.10’dan itibaren fonksiyonlarını kaybetti.

Tokyo Electric Power Co. firmasının açıklamasına göre robot, yolunun üçte ikisini katetmiş durumdayken gönderilen sinyallere yanıt vermemeye başladı.

Reaktöre pazartesi günü de başka bir robotun daha sokulması planlanıyordu. Bu işlemin iptal edilip edilmeyeceği henüz netlik kazanmadı.

Kaynak: http://tr.sputniknews.com/asya/20150411/1014945903.html#ixzz3XB5cqnDB

28737060

Dünya’nın uydusu Ay nasıl oluştu?

Ay’ın, Dünya’nın kendi yapısına çok benzer ama daha küçük bir cisimle çarpışması sonucu oluşmuş olabileceği belirtildi.

Bilim insanlarına göre bu teori, Ay ve Dünya’daki kayaların birbirine neden “Büyük Çarpışma”da olabileceğinden daha çok benzediğini açıklıyor.

Teori, sonuçları saygın bilim dergisi Nature’da yayımlanan bir araştırmada ortaya atıldı. Uzmanlar, bu çalışmanın Dünya’nın uydusunun geçmişine ilişkin çok daha net bir tablo ortaya koyduğunu vurguluyor.

İsrail ve Fransa ‘dan bilim insanlarının katıldığı modelleme çalışmasında, İç Güneş Sistemi’nin ilk zamanlarındaki olası çarpışmalar simüle edildi.

Çalışmaya göre ilk aşamalarda, “Ön Dünya” ile diğer müstakbel gezegenler arasında çok sert bir çarpışmalar dizisi yaşandı.

Son çarpışmada ise, Dünya kendisinin onda biri kadar bir cisimle “birbirine geçti” ve çarpmanın şiddetiyle etrafa saçılan kaya parçaları Ay’ı oluşturdu.

Ay bugünkü yapısını büyük ölçüde diğer cisimden almış olmalıydı ve şimdiye kadarki inanış bunun farklı bir tür gezegen olması gerektiği yönündeydi.

Dr. Hagai Perets “Eğer çarpan cismin dünyadan daha farklı bir yapısı olsaydı, Ay’ın daha farklı bir yapısı olmalıydı. Ama öyle değil. Neredeyse tamamen aynılar. Bu, gerçekten çok güzel olan “Büyük Çarpışma Teorisi’ne en büyük meydan okumalardan biri” dedi.

Büyük Çarpışma Teorisi’nde, Ay’ın yaklaşık 4.5 milyar yıl önce Mars boyutlarındaki Theia gezegeniyle çarpışması sonucu oluştuğu savunuluyor.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/teknoloji/28697663.asp

030420151528234818326

Bir yıldız doğuyor

Gökbilimciler iki radyo teleskoptan 18 yıl arayla aldıkları görüntülerle yeni bir yıldızın doğuşunun en kritik evrelerine tanıklık etti.

Bu genç yıldız Dünya’dan 4 bin 200 ışık yılı uzakta ve yuvarlak bir toz bulutuyla çevrili.

Bu toz bulutu, yıldızın oluşumunu sağlayan sıcak, iyonlaşmış rüzgar döngüsünü yavaşlatıyor ve onun uzayarak toz bulutunu kesen bir çizgi oluşturmasına yol açıyor.

New Mexico çölüne yerleştirilen 27 antenli gözlemevi Very Large Array tarafından yakalanan bu görüntüler ve yıldızın oluşum sürecini anlatan makale Science adlı bilim dergisinde yayımlandı.

Makaleyi kaleme alan ekibin başkanı, Meksika’daki Ulusal Özerk Üniversite öğretim üyelerinden Carlos Carrasco-Gonzales, görüntüler için “Muazzam bir karşılaştırma” diyor.

1996 verilerinde belirlenen küçük yuvarlak rüzgar, 18 yıl sonra 2014’de “belirgin bir şekilde uzamış bir döngü” haline geliyor.

Bebek yıldız Güneş’ten 300 kat daha parlak ve adı da W75N(B)-VLA2.

Ekipten Hollanda Leiden Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Huib van Langevelde yıldızın bundan sonra iki kutuplu bir döngüsel oluşuma evrileceğini söylüyor.

2009 yılında bir başka grup gökbilimci bu yıldızın bulunduğu bölgede büyük ölçekli bir manyetik alan olduğunu ve bu alanın yıldızın çevresini saran alanla aynı hizada olduğunu saptamıştı.

2014 görüntüsü ise, 18 yıl içinde oluşan uzamış döngüsel oluşumun da bu manyetik alanla aynı hizada olduğunu gösterdi, bu da manyetik etkinin yıldızın oluşmasında hayati bir rol oynadığı yorumuna yol açıyor.

Gökbilimciler yıldızın oluşumunun ileri evrelerini izleyerek Güneş benzeri yıldızların oluşumu konusunda çok daha detaylı bilgiler edineceklerini düşünerek heyecanlanıyorlar.

kaynak: http://www.aksam.com.tr/yasam/bir-yildiz-doguyor/haber-395325

dunyaya-bir-yil-uzaydan-bakacaklar--1406638

Dünyaya bir yıl uzaydan bakacaklar!

 

Bilim adamları uzun süre mikrogravite yaşayan insanların vücudunda ne etkiler meydana geldiği konusunda fikir sahibi olmak istiyor. Uzay ajansları, sonunda Mars’a bir misyon planladıklarından, bu verinin paha biçilmez olacağını söylüyorlar.
Baykonur’dan yörüngeye
Kelly ve Kornienko Cumartesi günü bir Soyuz araçta Kazakistan’daki Baykonur üssünden uzaya çıkacak. Kozmonot Gennady Padalka da uçuşa yukarı katılacak, ancak onun turu yalnızca normal süre olan altı ay sürecek. İstasyona varış kalkıştan yaklaşık altı saat sonra gerçekleşecek. Kelly ve Kornienko’nun bu uzay istasyonu için bir dayanıklılık rekoru kıracak olmasına rağmen, eski Rus Mir platformunda daha uzun kalanlar olmuştu. Dört kozmonot Mir’de çeşitli zamanlarda bir yıldan daha fazla yaşadı. Valeri Polyakov 1994-1995 yılında yörüngede 437,7 gün geçirmişti.
Dünyayı günde 15 kez turluyor
Uluslararası Uzay İstasyonu programı, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi, Rusya Federal Uzay Ajansı, Japonya Uzay Araştırma Ajansı, AvrupaUzay Ajansı ve Kanada Uzay Ajansı tarafından gerçekleştiriliyor. İstasyon, Rus Yörünge Bölümü ve Amerika Birleşik Devletleri Yörünge Bölümü olmak üzere iki kısımdan oluşmakta. İstasyonun yörünge yüksekliği 330 km. ilâ 435 km. arasında değişiyor. İstasyon bir günde Dünya çevresinde 15,5 tur atıyor.
Kaynak: http://www.gazetevatan.com/dunyaya-bir-yil-uzaydan-bakacaklar–759228-dunya/
asteroit_4988

5 bin yılda bir görülen doğa olayı

YB35, büyük bir ülkeyi yok etmeye sahip bir göktaşının bilimsel adı. Amerika havacılık ve uzay dairesi NASA açıklamasına göre; Dünya, cuma günü beş bin yılda bir gerçekleşen bir doğa olayına tanıklık edecek.

Yaklaşık bin metre çapında ve 13 milyon ton TNT patlayıcı gücüne sahip goktaşının, Dünya’ya 4,5 milyon kilometre yakınından geçmesi bekleniyor.

Küçük çapta göktaşları Dünya’nın etrafında sık sık geçişler yapıyor. Ancak saatte 37 bin kilometre hızla hareket eden YB35 boyutundaki Asteroit’ler dünyaya yaklaşık 5 bin yılda bir bu kadar yaklaşıyor.

YB35’in büyük bir ülkeyi yok edecek güce sahip olduğunu belirten astronomlar, bu çapta bir göktaşının Dünya’ya çarpması halinde deprem, tsunami ve iklim değişikliğine yol açabileceği belirtiliyor.

Kaynak: http://www.ensonhaber.com/5-bin-yilda-bir-gorulen-doga-olayi-2015-03-26.html

28445467

ASELSAN elektrikli otobüs üretecek

ASELSAN Genel Dr. Faik Müdürü Eken, basın mensuplarına gezdirdiği ASELSAN’ın Gölbaşı Yerleşkesi’nin 70 milyon dolara, alınan teçhizatların ise 87 milyon dolara mal olduğunu ifade etti. Gölbaşı Yerleşkesi’nde çalışan personel sayısının bin 63 ve çalışan mühendis sayısının 776 olduğunu kaydeden Eken, çalışanların yüzde 30’unun kadın olduğunu belirtti. Geleceğin teknolojisinin elektrikli araçlar olacağını vurgulayan Eken, büyük silahları hareket ettirecek motorlar yaptıklarını ve bu teknolojiyi tren ve otomobillerde de uygulayabileceklerini söyledi. Ancak tren ya da otomobil üretmek gibi hedefleri olmadığını ifade eden Eken, şartların uygun olması halinde bir firmayla ortaklaşa çalışabileceklerini açıkladı. Elektrikli otobüs üzerinde çalıştıklarını aktaran Eken, otobüsün duraklarda şarj olabilme kabiliyetinde olmasını planladıklarını da ifade etti. TEMSA firmasıyla anlaşma aşamasında olduklarını söyleyen Eken, Elazığ Belediyesi’nin destek olduğunu, bu yüzden de ilk örneğini Elazığ’da sergilemek istediklerini dile getirdi.

YERLİ İMKANLARLA ÜRETİYOR
4G baz istasyonuyla ilgili olarak devam eden projeleri olduğunu da belirten Eken, projeyi Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın da desteklediğini ifade etti. 4G konusunda iyi bir noktada olduklarını söyleyen Eken, 3G’den 4G’ye geçişin belli bir rilis sayısı yakalandığında olduğunu kaydederek, belli bir rilis sayısına ulaşıldığı takdirde de 5G’ye geçişin olacağını paylaştı. Eken, ayrıca 4G’nin ELT ve ELT Advance diye ikiye ayrıldığını belirterek, ASELSAN olarak ELT Advance türünü yaptıklarını ve yerli imkanlarla yapmaya çalıştıklarını kaydetti.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/ankara/28516747.asp

120320151203510332771

6 ay sonra Dünya’ya döndüler

Rus kozmonot Alexander Samokutayev ve Elena Serova ile NASA astronotu Barry Wilmore, UUİ’deki 6 aylık görev sürelerini tamamlamalarının ardından dünyaya döndü. 3 Rus kozmonotu taşıyan Soyuz kapsülü, bugün Kazakistan’da bulunan Baykonur Uzay Üssü’ne başarılı şekilde indi.

Kazakistan’ın Dzhezkazgan kasabasında astronotların indiği sırada yoğun sis görüldüğü ifade edilirken, sağlık görevlilerinin birkaç dakika içinde bölgeye ulaştıkları, 3 astronotun yarım saat içerisinde kapsülden çıkarıldığı bildirildi. Yer çekimine alışması beklenen ve çeşitli tıbbi testlerden geçirileceği bildirilen astronotların sağlık durumlarının iyi olduğu ifade edildi.

Astronotların dünyaya dönmesinin ardından uzay istasyonunda 3 astronotun kaldığı belirtilirken, 27 Mart tarihinde istasyona gidecek Scott Kelly ve Mikhail Kornienko’nun bir yıl boyunca istasyonda kalacağı kaydedildi.

Kaynak: http://www.aksam.com.tr/dunya/6-ay-sonra-dunyaya-donduler/haber-388991

28256150

Bir damla yakıt kullanmadan dünya turu

Dört elektrik motoruyla uçan Solar Impulse 2, Abu Dabi’den havalandı.

Solar Impulse 2’nin İsviçreli mucitleri Bertrand Piccard ve Andre Borschberg yaptıkları açıklamada, amaçlarının “temiz ve etkili teknolojilerle ilgili farkındalığı artırmak” olduğunu söyledi.

Toplam 32 bin kilometrelik turda ilk durağı Umman’ın başkenti Maskat olan uçak, tüm enerjisini kanatları üzerinde taşıdığı 17 bin güneş hücrecisinden alıyor.

Bu gücü dört elektrik motoruna aktaran Solar Impulse 2, aynı zamanda bataryalarını da dolduruyor ve gece de uçabiliyor.

EŞİ TÜRK

Havacılıkta bir devrim olarak adlandırılan projede, İsviçreli pilotlar Bertrand Piccard ve Andre Borschberg dönüşümlü olarak yapıyor.

İlk uçuşu gerçekleştirecek olan ve uzun yıllar İsviçre Hava Kuvvetleri’nde jet pilotluğu yapan Borschberg’in eşi ise Türk.

Solar Impulse 2’nin diğer pilotu Piccard da 15 yıl önce balonla dünya turu yapmıştı.


Piccard ve Borschberg

DÜNYA TURU 5 AY SÜRECEK

Abu Dabi’den havalanan Solar Impulse 2; Umman Hindistan, Myanmar, Çin ve ABD’ye ulaştıktan sonra Güney Avrupa ya da Kuzey Afrika’ya uğrayacak. Hedef beş ay içinde kalkış noktası Abu Dabi’ye varmak.

Dönüşümlü olarak uçacak iki pilot gökyüzünde toplam 500 saat kalacak.


İşte Solar Impulse 2’nin duracağı yerler ve bu noktalar arasındaki tahmini uçuş süreleri… Uçağın 12 saatlik yolculuğun ardından ilk durağı olan Maskat’a inmesi planlanıyordu. Ancak bu uçuş 13 saat sürdü. Saatte 140 kilometre hıza kadar çıkabilen Solar Impulse 2, 9 bin metre irtifada uçabiliyor.

150 MİLYON DOLARLIK PROJE

Proje, tamamen sponsorların desteğiyle hayata geçirildi. Toplam 150 milyon dolarlık dünya turu projesinde birçok teknoloji ilk defa kullanılıyor.

Solar Impulse 2’nin Türkiye sponsorluğunu ise Brisa üstlendi.

Geliştirilecek teknolojilerle havacılığın geleceğini şekillendirecek uçağın elektrik motorları ve diğer sistemlerinin 20 yıl içinde yolcu uçaklarında da kullanılması planlanıyor.

 Kaynak :http://www.hurriyet.com.tr/dunya/28400845.asp

fft81_mf3705737

Mars’ta bir zamanlar Atlas Okyanusu kadar büyük bir okyanus vardı

Mars’ta su ve hayatın varlığına ilişkin araştırmalar her geçen gün daha da artarken, kırmızı gezegenin bir dönemler Atlantik’ten daha büyük miktarda su olduğu ortaya çıktı. Gezegenin beşte birinin sularla kaplı iken, zamanla bu suların yüzde 87’si uzay boşluklarında kayboldu.
Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi’nin (NASA) bağlı bilim insanlarınca yapılan araştırmanın sonuçları Science dergisinde yayınlandı. Araştırmaya göre, bir dönemler Mars gezegenini tümüyle kaplayacak şekilde ve ortalama 137 metre derinliğe ulaşacak kadar su bulunuyordu.
Özgür Gündem’de yer verilen araştırmada, Mars’ta bulunan suyun kıtanın belli bir kesiminde toplandığı ve dev bir okyanus olduğu ve kimi yerlerde derinliğin 1,6 kilometreye kadar ulaştığı anlaşıldı. NASA’da çalışan bilim insanları, Mars’ın jeolojik yapısına dayanarak, söz konusu okyanusun gezegenin kuzey yarımküresinde olduğu tespitine vardılar.

GEZEGENİN YÜZDE 19’UNU KAPLIYORDU
Mars’taki okyanusun gezegenin yüzde 19’luk bir kısmını kapsadığı belirtilen araştırmada, Dünya üzerinde yüzde 17’lik bir yüzölçümü olan Atlantik Okyanusu ile kıyaslanabileceği kaydedildi.
Gezegende günümüzden yaklaşık 3,7 milyar yıl öncesine kadar var olduğu ve aşamalı olarak uzaya doğru kaybolan suya ilişkin araştırma ve gözlemler 6 yıl boyunca devam etmişti.

O DÖNEMDE ‘YAŞANABİLİR’ HALDEYDİ
Mars’ın mevsimsel iklim değişimlerinin de incelendiği araştırma boyunca özellikle buzula dönüşmüş halde su kapasitesinin olduğu kutup bölgelerine ağırlık verildi. Araştırmanın yöneticilerinden Michael Mumma, Mars’ta bugüne kadar bilindiğinden çok daha uzun bir süre boyunca su bulunduğunu ve o dönemlerde yaşanabilir bir gezegen olmuş olabileceğinin altını çizdi.

YER ALTINA SIZMIŞ OLABİLİR Mİ?
Günümüzde kırmızı bir çöl görünümünde olan Mars’taki suyun bir kısmının yer altına sızmış olabileceği de tahmin ediliyor. Araştırmalar önümüzdeki süreçte yer altında biriktiği tahmin edilen su kaynaklarının tespiti için de derinleştirilecek.

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/teknoloji/marsta_bir_zamanlar_atlas_okyanusu_kadar_buyuk_okyanuslar_vardi-1307293