Kategori arşivi: Çevre Haberleri

fft107_mf4004256

Dicle Nehri üzerindeki kum ocağı belediyece yıkıldı

Diyarbakır’ın Bismil İlçesi’nden geçen Dicle Nehri üzerinde kurulan ve ruhsat süresi dolmasına rağmen faaliyetini sürdüren özel bir şirkete ait kum ocağı Bismil Belediyesi’nce yıkıldı, bir kum ocağı da mühürlendi.

Valilik Yatırım İzleme Başkanlığı ile Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ruhsat verilen kum ocaklarına dönük Bismil Belediyesi Zabıta Müdürlüğü denetleme başlattı. Denetleme kapsamında işyeri açma, çalıştırma ruhsatı olmadığı belirlenen özel bir şirkete ait kum ocağında yıkım işlemi gerçekleştirildi. Başka bir şirkete ait kum eleme ve yıkama tesisi de, açma ve çalıştırma ruhsatı olmadığı için 2005/9207 sayılı yasanın 6’ncı maddesine gereğince mühürlendi.

Çalışmaları hakkında yazılı açıklama yapan Bismil Belediyesi Zabıta İşleri Müdürlüğü, ilçede kum ocaklarına dönük sıkı denetimler yapıldığını, Dicle Nehir yatağına ve doğaya zarar verecek olumsuz durumlara müdahalede bulunulacağını belirtti.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan yazılı açıklamada ise, Dicle Nehri üzerine kurulan, nehrin ekosistemine, yatağına ve canlılara zarar veren kum ocaklarıyla ilgili denetimlerin sürdüğü kaydedildi. Çevre Kontrol ve Denetim Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerin Bismil’deki kum ocağını yıkıp, kapattığı belirtilen açıklamada, daha önce İl Özel İdarelere, şimdilerde ise Valilik Yatırım İzleme Başkanlığı’na başvurup Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ruhsat alan kum ocaklarına karşı kısıtlama ve denetleme çalışmaları yapıldığı kaydedildi.

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/cevre/dicle_nehri_uzerindeki_kum_ocagi_belediyece_yikildi-1326366

burdur-golu-oluyor--5273289

Burdur Gölü ‘ölüyor’

MEHMET Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi hidrobiyolog (su bilimci) Doç. Dr. İskender Gülle, Burdur Gölü’ndeki su miktarı azalırken, tuz miktarının yükseldiğini söyledi. Doç. Dr. Gülle, tuzluluk oranı arttıkça göldeki bitkilerin kuruyacağını, başta sadece bu gölde yaşayan Aphanius Burduricus (dişli sazan balığı) olmak üzere canlı türlerinin ya göç etmek zorunda kalacağını, ya da yok olacağını vurguladı.

Su kapasitesinin 3’te 1’ini son 35 yılda kaybeden ve her yıl milyonlarca ton suyun yok olduğu Burdur Gölü’nde su seviyesi geçen yıl daha da azaldı. Korunması amacıyla Türkiye’de ses getiren etkinliklerin yapıldığı Burdur Gölü’ndeki su seviyesi DSİ 182’nci Şube Müdürlüğü verilerine göre 34 santim daha düştü. DSİ’nin her ay yaptığı ölçümlere göre Ocak 2014’te gölün kotu (deniz seviyesinden yüksekliği) 841 metre 92 santimken, Ocak 2015’te kot 841 metre 58 santime düştü. Burdur Gölü’nün su seviyesi, 2013 Ocak ayına göre ise 86 santim azaldı.

’BUHARLAŞA BUHARLAŞA ÇÖL OLUR’
Burdur Gölü’yle ilgili 5 yıldır çalışma yapan MAKÜ Fen Edebiyat Fakültesi biyoloji Bölümü öğretim üyesi hidrobiyolog Doç. Dr. İskender Gülle, göldeki çekilmenin 1970’li yıllardan bu yana devam ettiğini söyledi. Yıllık su kaybının 50 milyon tonun üzerinde olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Gülle, bunun da yaklaşık 40 santime denk geldiğini aktardı. Yaşanan durumun ’buharlaşa buharlaşa çöl olur’ diye özetlenebileceğini kaydeden Doç. Dr. Gülle, su miktarındaki azalmanın mevcut durumda ekosistem üzerinde çok fazla etkisini göstermediğini, ancak gelecekte Burdur Gölü’nü ölümcül bir tehlikenin beklediğine dikkati çekti.

’BURDURİCUS TUZA DAYANAMAYABİLİR’
Su miktarındaki azalmanın karşısında göldeki tuzluluk oranının arttığını kaydeden Doç. Dr. Gülle, “Burdur Gölü’ndeki tuzluluk oranı şu anda 20 gram/litre seviyesinde. Bu tuzluluk 30 gram/litre seviyesine ulaşırsa göldeki tatlı suya orjinli canlılar üzerinde çok önemli yıkıcı etkisi olacaktır. Keza göldeki yegane endemik balık türü olan Aphanius Burduricus’un 35 gram/litre üzerindeki tuzluluk oranına dayanabileceği konusunda şüphelerim var. Bunların deniz suyuna dayanan tek türü var. Burdur ve Salda Gölü’ndeki türdeşleri ise tatlı su balıklarıdır” dedi.

’TUZLULUK ORANI DENİZDEKİ DEĞERE ULAŞACAK’
Burdur Gölü’ndeki su miktarının 5- 10 metre daha düşmesi halinde tuzluluk oranının 35 gram/litreye çıkacağına işaret eden Doç. Dr. Gülle, şöyle dedi:
“Göldeki suyun azalması bu şekilde devam ederse önümüzdeki 20 yıl içerisinde Burdur Gölü’nün tuzluluk değeri kesinlikle deniz suyunun tuzluluk değerine ulaşacaktır. Bununla birlikte göldeki bazı bitkisel organizmaların gelişimleri duracak, çiçekli bitkiler var göl suyu içerisinde, muhtemelen bunların tuza dayanımları da sona erecek ve gölün altındaki çiçekli su bitkileri kuruduktan sonra bunlarla beslenen çok sayıda ördek, dikkuyruk, sakar mekeler besin yetersizliğinden dolayı büyük ihtimalle başka bölgelere göçmek zorunda kalacaktır.”

’DAMLAMA SULAMAYA GEÇİLMELİ’
Göl kenarındaki Lisinia Yaban Hayatı Rehabilitasyon Merkezi sorumlusu veteriner hekim Öztürk Sarıca ise bu yılki yağış miktarı artmış olmasına rağmen göldeki çekilmenin sürdüğünü kaydetti. Bazı dönemlerde 1 metreyi bulan çekilmeler yaşandığına işaret eden Sarıca, “Bu da su tüketiminin azaltılmış olmasına rağmen buharlaşmayla su kaybedildiğini gösteriyor. Artık kritik noktalara gelinmeden bir an evvel su tüketimi konusunda damlama sulama sistemlerine ve su tüketmeyen bitkilere geçilmesi gerektiğini gösteriyor. Kritik noktalara ulaştığımızda göl için özellikle 830 metrelere indiğimizde artık suyun çekildiği alanlarda kimyasal tozların ve kimyasal çamurların insan sağlığını tehdit eder boyuta geldiğini görmeye başlayacağız. O noktalara gelinmeden tedbir alınması gerekli” diye konuştu.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/burdur-golu-oluyor–gundem-2009576/

a6d424e6e4c1b177_480x270

Riva Deresi ölü balık akıyor

İstanbul’da Riva Deresi’nin geçtiği Beykoz’a bağlı Bozhane, Öğümce, Göllü, Paşamandıra ve Çayağızı köylerinde derede yüzlerce ölü sazan balığı var. Balık ölümleri son günlerde arttı. Çevre sakinleri bu boyutta balık ölümlerini ilk kez gördüklerini söylüyor.

Yağmurun etkisiyle debisi yükselen ve bulanık akan Riva Deresi’nde suların aşırı köpüklü aktığı görülüyor. Bölgedeki fabrikaların kimyasal atıklarının gizlice Riva Deresine boşaltıldığını öne süren köylüler, balık ölümlerinin nedeninin buna bağlı olduğu görüşünde.

60 yıldır bölgede balıkçılık yapan Şeref Cesur, “Küçük yaştan beri bu derede, hem balık tutarız, hem yüzeriz. Susuz kaldığımız zaman suyunu içerdik” diyor. Cesur, Ömerli bölgesine fabrikalar kurulduğundan bu yana, havuzlarda biriktirilen kimyasalların tankerlerle gizlice dereye boşaltıldığını iddia ediyor. Bölgedeki balık ölümlerinin bir haftadır devam ettiğini söyleyen Öğümce Köyü muhtarı Sıtkı İlter de, “Tahminimiz fabrikaların atıkları, zehirli maddeler balıkları öldürüyor” dedi. İlter konu hakkında bütün mercilere başvurduklarını da söyledi.

Kaynak: http://www.gercekgundem.com/istanbul/101877/riva-deresi-olu-balik-akiyor

1-dogal-afetlerin-sonuclari-ve-zararlari

Doğal Afetlerin Sonuçları ve Zararları

Tüm dünya üzerinde yaşanan doğal afetler üzerinde bir araştırma yapan şirket doğal afetlerin sonuçları ve doğal afetlerin zararları ile ilgili önemli bilgilere ulaştı.

Alman Munich Re Kurumu, dünya genelinde 2014 yılında yaşanan doğal afetlerde dünya genelinde 110 milyar Euro harcandığını açıkladı. Araştırmaya göre, afetler karşısında bu yıl son on yılda en az hasarla karşılaşıldığı bildirildi.

Sigorta şirketi Munich Re Kurumu, 2014 yılında yaşanan doğal afetlerin 110 milyon Euro’ya mal olduğunu bildirdi. Ortaya çıkan bu rakamın son on yılın en alt seviyesinde olduğu belirten Munich Re, insanları afetler karşı tarafındaki bilinçlenmesi sonucu böyle bir durumla karşılaşıldığını bildirdi.

Kurum, bir önceki yıla göre görülen 31 milyarlık düşüşün sigorta şirketleri tarafından memnuniyetle karşılandığını duyurdu. Araştırmaya göre son 20 yılda yaşanan 15 binin üzerinde doğal afette 600 binden fazla insan hayatını yitirirken, 2 trilyon 500 milyar dolarlık maddi kayıp görüldü. Öte yandan daha fazla doğal afetlerin görülmesine rağmen hem can hem de maddi kayıpta düşüş bekleniyor.

Kaynak: http://www.novahaber.com/dogal-afetlerin-sonuclari-ve-zararlari-47617.html

fft81_mf3069563

Orta Amerika ’da bulunan Belize yakınlarındaki bu Büyük Mavi Çukur sayesinde, Mayaların yok oluşuyla ilgili önemli bir buluntu elde edildi. Yapılan araştırmaya göre Mayaların yok olma sebebi ağır bir kuraklık değil, hafif çapta bir kuraklıktı.

Rice Üniversitesi ve Louisiana Devlet Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaptığı araştırma sonucunda Mayaların kıtlık ve değişen iklim sonucu yok olmaya başladığı, bu yüzden de medeniyetlerini terk edip yeni yaşam alanları aramaya başladıkları ortaya çıktı.

The Guardian’da yer alan habere göre bu tespit, Belize’deki Büyük Mavi Çukur’da yapılan araştırmalar sayesinde ortaya çıktı.
Bilim insanları, her yıl binlerce su altı tutkununu kendine çeken Belize kıyılarındaki 305 metre derinliğe sahip olan “Mavi Delik”te araştırmalar yaptılar. Zira çukurun bölgede yaklaşık 3 bin yıl önce, Maya medeniyetinin sonunu getiren kuraklık döneminde oluştuğu düşünülüyordu. “Mavi Delik”te yapılan kimyasal analizler, çukurun gerçekten denizin çekildiği bir dönemde oluştuğunu gösterdi.

M.Ö 2000 ile M.Ö 950 yılları arasında var olan Maya medeniyetinin ağır bir kuraklık nedeniyle sona erdiği düşünülüyordu. Tarım ve astronomide hayli gelişmiş olan Mayalar, milattan önce 1000 yılı civarında aniden kentlerini terk ederek bugün Guatemala, El Salvador ve Honduras’ı kaplayan alana çekilmişlerdi. Ancak son araştırmalar ışığında Maya medeniyetini sanıldığı gibi ağır değil, sadece hafif bir kuraklığın yok ettiği ortaya çıktı.

Yapılan araştırmalar, kuraklığın yağış oranının sadece yüzde 25 ila 40 arasında düşmesi nedeniyle oluştuğunu ortaya koydu. Araştırmacılar Maya medeniyeti döneminde bölgedeki ova, nehir sistemleri ile buharlaşma oranlarını ölçtü. Sonuç olarak medeniyetin yok oluşunun nedeni Mayalıların yaşadığı Yucatan bölgesindeki ovaların nehir sisteminden yoksun oluşuna ve buharlaşma oranının fazla oluşuna bağlandı. Buharlaşma nedeniyle de tatlı su kaynaklarının kuruduğu açıklandı. Scientific Reports dergisinde bir süre önce yayımlanan araştırma, yağıştaki bu azalmanın bölgedeki su kaynaklarını tüketmeye yettiğini ortaya koydu. Su kaynaklarının tükenmesi sonucu oluşan krizin de ise kıtlığa, isyanlara ve sonunda savaşlara sebep olduğu belirtiliyor.

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/cevre/mayalarin_yok_olma_sebebi_bu_cukurda_bulundu-1264676

-seyreltme-diye-binlerce-agac-kesildi-1225657

‘Seyreltme’ diye binlerce ağaç kesildi

Uşak’a 25 kilometre uzaklıkta olan, bir süre önce nüfusu 2 binin altında olduğu gerekçesiyle kapatılıp, beldeden ‘köy’ statüsüne dönüştürülen İlyaslı’da son 3 ay içinde ormanlık alanlarda binlerce ağaç kesimi yapılması köylülerin tepkisini çekti. Uşak Orman İşletme Müdürlüğü tarafından ağaç kesim işleminin ihaleyle bir firmaya verildiğini belirten köylüler, kendilerine, kurumuş, kırılmış ve sık ağaçlıklı bölgelerde ‘seyreltme çalışmaları’ yapıldığının söylendiğini, ancak özellikle yoğun kesimin yapıldığı Almalıoğlu ve Uzunoluk Mevkii’ndeki genç ve sağlam ağaçların katledildiğini ileri sürdü. Köylüler seyrek alanlardaki ağaçların da kesildiğini belirtti.

“SEYRELTME’ DEĞİL ‘SIFIRLAMA’ YAPILIYOR”
Köylülerden 44 yaşındaki Fevzi Ünlü , yörede en çok ormanlık alana sahip yerleşim biriminin köyleri olduğunu anlatırken şöyle dedi: “Son yıllarda yapılan ağaç kesimleriyle ormanlık alanlar hızla yok olmaya doğru gidiyor. Köy bizim, orman bizim, ağaçlar bizim. Ama kimse bizi insan yerine koyup köyümüzün ağaçlarını niye kestiğini açıklamıyor. Kendi çabamızla yaptığımız araştırmalara göre, Uşak Orman İşletme Müdürlüğü, ağaçların sık olduğu bölgelerde, kurumuş ağaçları kesiyormuş. Yani kendilerine göre, ormanlık alanda ‘seyreltme’ çalışması yapıyor. Ancak kesilen ağaçlara baktığımızda, yapılan çalışmanın seyreltme değil, ‘sıfırlama’ olduğunu görüyoruz. Seyrek alanda bulunan birçok sağlam ağacında kesilmesi bizleri üzüyor. Köyümüzde ağaç kesimi değil, ‘katliamı’ yapılıyor. Bu hızla ağaç kesimine devam edilirse, köyümüz ve civar köyler oksijensiz kalacak.” Köylülerden 63 yaşındaki Mustafa Ertuğrul da köylerindeki 500 dekarlık ormanlık alanda, yapılan kesim ardından toplam 100 ağaç kalmadığını önesürerek, “Benim ormanımda, benim ağacımı keserek parayla satıyorlar. Köylüler yakmak için bir dal alsa dünyanın cezasını öder. Bize, bizim odunumuzu parayla satıyorlar. Şimdi bu kesilen ağaçlar kimlere gidiyor” diye konuştu.

“KESİM YAPILAN YERLER HER GEÇEN GÜN ÇORAKLAŞIYOR”
Yetkililerin ormanı gençleştirmek için ağaç kestiğini söylediğini belirten 57 yaşındaki Bekir Ertürk de, köydeki Almalıoğlu ile Uzunoluk Mevkii’nde 10 yıl içerisinde binlerce ağaç kesildiğini anlatırken şöyle konuştu: “Kesim yapılan yerler her geçen gün daha fazla çoraklaşıyor. Bizler orman köylüsüyüz. Köyümüzde ağaç kesimlerinin çoğalmasından sonra ormanlık alan azalmaya ve kuraklık artmaya başladı. Kimse bize, ‘Ağaç da dikiyoruz’ diye hikaye anlatmasın. Kağıt sanayinde kullanmak için kerestelik ağaçlar hep genç ve sağlam ağaçlardan seçilerek kesiliyor. Ağaçlar kesilince engebeli olan arazilerimizde toprak kayıpları başladı. Her yağmur yağdığında tepelerden kayan topraklar yollara dökülüyor. Ağaçlarımızın kesilmesini ve ormanlarımızın yok olmasını istemiyoruz. Bir an önce çalışmalar durdurulsun. Kesilin ağaçların yerine yenileri dikilsin.”

ORMANDAN SIKLIK BAKIM PROGRAMI AÇIKLAMASI
Uşak Orman İşletme Müdürlüğü yetkilileri, Genel Müdürlüğün 2012-2015 yıllarını sıklık bakım programı olarak belirlemesinin ardından İlyaslı Köyü ve daha çok sayıdaki ormanlık alanda, orman varlığını sağlıklı bir yapıya kavuşturmak amacıyla çalışma yürütüldüğünü kaydetti. Yetkililer, doğal ortama zarar veren ağaçlar üzerinde sıklık bakımı, budama ve gençlik seyretme çalışmasının yapıldığını ve İlyaslı Köyü’nde ağaç katliamının söz konusu olmadığını ifade etti.

Kaynak: http://www.gazetevatan.com/-seyreltme-diye-binlerce-agac-kesildi-714049-gundem/

4-bin-500-yillik-mezar-bulundu--1225586

4 bin 500 yıllık mezar bulundu!

Mısır’da çalışan Çek arkeologlar önemli bir keşfe imza attı. Arkeologlar, 4500 yıl önce yaşamış bir kraliçenin mezarını bulmayı başardı.

Eski Mısır’a dair yeni bir keşif yapıldı. Çek Cumhuriyeti’nden arkeologlar 4500 yıl öncesine ait bir mezar buldu. Mezar, Kahire’nin güneybatısında Ebu sir bölgesinde Firavun Neferefre’nin mezar kompleksinde bulundu.

Arkeologlar, mezarın Neferefre’nin eşine ait olduğunu düşünüyor. Kalıntının üzerinde, “Kral’ın kendi kanından, kudretli tanrıya saygılı, sevgili kızı” şeklinde bir yazı var. Mezarın kraliçe 3. Khentkaus’a ait olduğu düşünülüyor.

Mezarda ayrıca çok sayıda küçük heykelcik ve kap da bulunduğu kaydedildi. Arkeologlar bu keşfin Mısır’da MÖ 2489 ila MÖ 2345 yıllarında yaşamış beşinci hanedanlıkla ilgili daha belirgin bilgilere ulaşılmasını sağlayacağını düşünüyor.

Ebusir nekropolü, Giza piramitlerinin güneyinde çöl kenarında yer alıyor.

Kaynak: http://www.gazetevatan.com/4-bin-500-yillik-mezar-bulundu–714036-teknoloji/

iste-istanbul-barajlarinda-su-durumu--1225466

İşte İstanbul barajlarında su durumu!,

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerinden derlenen bilgiye göre, yağışlar barajlardaki su seviyesini de arttırdı. Barajların doluluk oranı geçen yıl ocak ayında yüzde 35,53 iken, bugün itibariyle iki kat artarak 72,04 seviyesine ulaştı. 72.04 doluluk oranı, barajların son 4 yılda ulaştığı en yüksek seviye oldu.

İstanbul barajlarının doluluk oranı Ocak ayları dikkate alındığında 2012’de 61,01, 2013’te 64,27, 2014’te 35,53 şeklinde gerçekleşti.

İstanbul barajlarındaki doluluk oranları şöyle:

“Ömerli: 81,85
Pabuçdere: 91,35
Sazlıdere: 40,11
Büyükçekmece: 49,48
Alibey 95,64
Terkos: 89.02
Kazandere: 100
Elmalı: 90,38
Darlık: 56,79
Istırancalar: 100″.

Kaynak: http://www.gazetevatan.com/iste-istanbul-barajlarinda-su-durumu–714011-gundem/

fft81_mf3079693

5 adımda sokak hayvanları için barınak yapın

Meteoroloji, bu akşam  saat 16.00 itibariyle İstanbul  ‘da kar yağışının başlayacağını tahmin ediyor. Şanslı olanlarımız erkenden evlerine koşup, kar yağışını büyük bir keyifle izleyebilir belki. Peki sokaktaki hayvanların durumu ne olacak?

Sokaktaki hayvanlar için yapabileceğiniz çok basit bir şey var aslında. Onların birkaç günlük fırtına boyunca soğuktan korunmasını ve hayatta kalmasını sağlayacak olan minik yuvalar yapabilir, kapınızın önüne ya da evinizin yakınlarındaki parklara koyabilirsiniz.

HaykodepTv Hayvan Koruma Departmanı’nın hazırladığı videoda, sokak hayvanları için rüzgar ve soğuktan koruyan barınak kutuları yapmanın pratik yolları anlatılıyor. İşte sokak hayvanları için 5 adımda barınak hazırlamanın yolları:

1. Gerekli malzemeleri toplayın

En yakın nalbura koşun! En az 3 tane izocam foamboard, orta boyda karton kutu, güçlendirilmiş bant, koli bandı, falçata alın. Evde cetvel ve türevi bir şey yoksa, onu da bir kırtasiyeden alabilirsiniz.

2. Kutuyu katlayın ve bir kenara kaldırın

radikal

3. Kutunun ölçülerini alın, elinizdeki foamborad’ları kesmeye başlayın

radikal

radikal

4. Parçaları kutunun üzerine koli bandıyla yapıştırın

radikal

5. Kenarlardan güçlendirilmiş bantla geçin

radikal

Sokak hayvanları için su ve soğuk geçirmeyen barınağınız böylece hazır!

Kutuların yapılışı hakkında hazırlanan video için de aşağıya buyurun…

 

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/radikalist/5_adimda_sokak_hayvanlari_icin_barinak_yapin-1265346

fft81_mf2988230

Rusya ‘Nuh’un Gemisi’ni yapıyor

Rusya’nın başkenti Moskova’da bulunan Moskova Devlet Üniversitesi, nesli tükenmiş ve şu anda yaşayan tüm canlıların DNA’larının bulunduğu bir veri bankası oluşturmaya hazırlanıyor. Proje, gerçekleşmesi durumunda dünyada bir ilk olacak.

Üniversiteden yapılan açıklamada, veri bankasında, nesli tükenmiş ve şu anda yaşayan canlıların tamamının DNA’sının bulunacağı ifade edildi.

Russia Today’de yer alan habere göre, üniversitenin rektörü Viktor Sadivnichy, düzenlediği basın toplantısında, projeyi “Nuh’un Gemisi” olarak adlandırdığını belirterek, “Bu projeye ‘Nuh’un Gemisi’ diyeceğim. Proje kapsamında dünya üzerindeki tüm canlıların verilerinden bir depo oluşturulacak. Burada yalnızca şu anda yaşayanlar olmayacak; nesli tükenenlerin de DNA’sı olacak. Bu bizim kendimiz için belirlediğimiz zorlu bir görev” ifadelerini kullandı.

2018’de tamamlanması beklenen 430 kilometre karelik devasa proje, üniversitenin kampüslerinden birinde yer alacak. Sadivnichy, “Proje, çeşitli hücresel materyalleri dondurmamız ve depolamamıza yardımcı olacak ve sonra bunlar yeniden çoğaltılabilir. Projede bilgi sistemleri de bulunacak. Her şeyin petri kabında saklanması gerekmiyor” dedi. Üniversitenin tüm departmanlarının araştırmalara ve materyallerin toplanmasına yardımcı olacağı belirtilirken, projeye 1 milyar rublelik (yaklaşık 451 milyon TL) destek verildi.

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/cevre/rusya_nuhun_gemisini_insa_ediyor-1259326